Mustafa BAYINDIR
DİKKAT!
Pozitif liderlikle takımın gücünü artırıyorum zannederken köküne kibrit suyu döküyor olabilirsiniz.
2018 yılında ekranlara bir haber düştü.
2010 yılında Adam Neumann tarafından kurulan ve 2017 yılında yaklaşık 50 milyar dolar değerlemeye ulaşarak dünyanın en değerli girişimleri arasına giren WeWork’ün halka arzı iptal edilmişti. Halka arz öncesi ortaya konan finansal göstergeleri içeren raporlar, durumun hiç de göründüğü kadar parlak olmadığını gözler önüne sermiş ve kaçınılmaz son gelmişti.
Bu hikâyenin benim için ilginç olan tarafı, bu ani çöküşün ne şirketin CEO’su ne de diğer çalışanlar tarafından fark edilememiş olmasıydı. Peki, neden fark edilemedi? Bu konuda pek çok gerekçe gösterildi ancak bana göre en dikkat çekeni “Pozitif Liderlik”ti. Bir zamanlar şirketin başarısının temeli olarak görülen pozitif liderlik kavramı, nasıl olmuştu da çöküşe sebep olmuştu? Pozitif liderlik bir şirketi gerçekten çöküşe sürükleyebilir mi? Bu soruların cevabını ararken merakımın peşine düştüğüm bu yolculuk, yazımın konusunu bir anda şekillendirdi. Pozitif liderlik bir şirketi gerçekten başarıya götürebilir mi, yoksa bir yanılsama mı?
Detaylara girmeden önce pozitif liderlik kavramı ve ortaya çıkış hikâyesinden kısaca bahsedeyim ki yazıyı anlamlandırmak daha kolay olsun.
Pozitif liderlik temel olarak pozitif psikolojiye dayanır diyebiliriz. Martin Seligman tarafından 1998 yılında daha bilinir hale gelen pozitif psikoloji, insanın güçlü yönleri, erdemleri ve potansiyeli üzerine odaklanan bir dal olarak ortaya çıktı. 2000’li yılların başlarında bu temelden yola çıkan birçok araştırmacı ve akademisyen, pozitif örgütsel davranış konusunda araştırmalar yaparak kavramın iş dünyasındaki yansımalarına ilişkin bulgular yayınladı. O dönemin akademisyenlerinden Kim S. Cameron ise yayımladığı “Pozitif Liderlik” kitabıyla bu kavramı gündeme getirenlerden biri oldu. Robert Quinn ve Cameron’un araştırma sonuçlarına göre pozitif liderlik uygulamaları takımın performansını %40’a kadar artırabilmektedir.
Pozitif liderlikte lider, takımın güçlü yönlerine odaklanarak takımın duygusal enerjisini yönetir. Umudu, dayanıklılığı ve çözüm odaklılığı aktif olarak teşvik eder. Takım üyeleri arasında güven, bağlılık ve üretkenlik yaratır. Pozitif liderlikte bahsedilen yaklaşım, yüzeysel iyimserlik ya da koşulsuz iyi niyet değildir. Pozitif liderlik, insanı merkeze alan, hedeflerin gerçekleşmesi için takımın insani özelliklerini güçlendirerek birlikte başarma bilincine ulaşmasını sağlamaktır.
Bu yaklaşım, olumluya odaklanan düşünce ve davranışlarla ilerlerken ince bir çizgide hareket eder. Bu bıçak sırtı yolculukta dikkat edilmesi gereken nokta, pozitif liderliğin bir kurum için risk oluşturabilecek toksik tarafa kayma olasılığıdır.
Pozitif liderlik konusunda araştırma yaparsanız bolca kaynak ve iyi uygulama örnekleri bulabilirsiniz. Ancak benim dikkatinizi çekmek istediğim nokta, pozitif liderlik uygulamalarının işletmeler için fark edilmeyen riskler oluşturan “şeytani tarafıdır.”
Araştırmalar bu konuda özellikle dikkat çekiyor ve birkaç maddeyle bu sonuçların bazılarını aktarmak istiyorum:
Pozitif liderlik kavramı ve uygulamaları, iş dünyasının önümüzdeki dönemde en çok üzerinde duracağı konulardan biri olmaya devam edecek. Yeni kuşakların beklentileri de düşünüldüğünde bu konu kritik öneme sahip. Ancak unutulmaması gerekir ki pozitif liderliğin en önemli gerekliliklerinden biri, sorunları göz ardı etmeden iyimser bir yaklaşım geliştirmektir. Lider hem mevcut zorlukları açıkça ifade edebilmeli hem de geleceğe yönelik umut verici bir perspektif sunabilmelidir. Bu denge sağlanamazsa pozitif liderlik, kurum için toksik bir etki yaratabilir.
“Buraya kadar olan tespitler çok güzel Mustafa Bey, peki bu konuda araştırmalar bize daha doğru bir pozitif liderlik uygulaması için neler öneriyor?” diye sorarsanız işte cevabım:
İyimserlikle gerçeklik arasında sağlam bir köprü oluşturun.
Burada kastedilen, sorunları görmezden gelmek yerine, her şeyin çözülebileceğine olan inancı besleyerek sürdürülebilir bir sistemsel iyileşmeye alan açmaktır. Lider bu aşamada, tüm takıma mevcut zorlukları açıkça ifade etmesi ve eş zamanlı olarak geleceğe dair umut vadeden bir perspektif sunabilmesi için ortam sağlar. Bu, takımdaki güven ortamını destekler.
Kör noktaları unutmadan güçlü yönlere odaklanın.
Pozitif liderliğin odaklandığı temel noktalardan bir diğeri, takımı oluşturan üyelerin güçlü yönlerini destekleyerek performansı verimlilik odaklı yönetebilmektir. Burada unutulmaması gereken konu, bu odaktan ayrılmadan takım üyelerinin iyileştirilmesi gereken taraflarını da geliştirme yönünde hareket ederek dengenin korunmasıdır. Denge sağlandığında çalışan hem destek görür hem de gelişim alanları için ileri bildirim alarak performansını artırabilir.
Psikolojik güven alanını destekleyin.
Pozitif liderlik sadece başarılara ve çalışanların başarı temelli motivasyonuna odaklanmak olarak görülmemeli. Takımın öğrenerek ilerlemesine katkı sağlayacak, açık iletişim kurarak, hatalarını ya da olası endişelerini korkmadan dile getirip birlikte iyileşecekleri psikolojik güvene dayalı bir kültür inşa edilmelidir. Çünkü psikolojik güven kültürünü oluşturmadan ne öğrenme gerçekleşir ne iyileştirme sürdürülebilir hâle gelir ne de yenilikler ortaya çıkabilir. Bu sebepledir ki zaman isteyen bu kültür yapılanması için gecikmeden uygulamalara başlanması önerilir.
Belirgin ve yapıcı bir ileri bildirim davranışı sergiletin.
Olayları ve ortaya çıkan durumları takım üyelerinin kişiselleştirmesinin önüne geçecek adil ve objektif bir ileri bildirim davranışı sergilemesi için takımı ve takım içerisindeki yöneticileri teşvik edin. Hatta bu konuda onlara örnek teşkil edecek davranış göstergeleri belirleyin. Olası hataları örtmek ya da huzuru kaçırmamak adına bunları yok saymak yerine, kişiselleştirmenin önüne geçecek belirgin ve yapıcı bir ileri bildirim kültürü geliştirmek, pozitif liderliğin takım performansı üzerindeki olumlu etkisini güçlendirir.
Takımdaki bireylerin içsel motivasyonlarını bulmalarına yardımcı olun.
Motivasyonu içsel ve dışsal olarak ikiye ayırabiliriz. Dışsal motivasyon olarak tanımlanan ve takıma dışarıdan moral aşılamaya çalışılan süreçlerin içsel olana göre daha geçici olduğu bir gerçektir. Tabii ki dışsal motivasyon olmalıdır ancak içsel motivasyon kadar etkili olmadığı bilgisinden hareketle pozitif liderlik, takım üyelerinin yaptıkları işin üzerine yükledikleri itici gücü bulmalarına aracılık etmelidir. Pozitif liderler, takımdaki görevlerin ve takım hedeflerinin önemini, yaptığı katkının organizasyonel etkiye nasıl dönüştüğünü hissettiren bir anlam çerçevesi oluşturur.
Enerjinizi sürdürülebilir şekilde yönetin.
En zor olanı en sona koydum ki akılda kalıcı olsun. Hemen her lider enerjisini doğru yöneterek sonuna kadar ayakta kalacak sürdürülebilir bir kaynağa ihtiyaç duyar. Zamanını biraz savurgan harcayan, sistem disiplini oluşturmamış, her işe yetişmeye çalışan, her şeye rağmen sürekli pozitif olma baskısı altında kalan liderler maalesef kısa süre içerisinde bir tükenmişlik hissiyatına bürüneceklerdir. Pozitif liderin, fiziksel ve zihinsel enerjisini verimli kullanarak sürdürülebilir bir enerji yönetimi oluşturması önemlidir. Bu sayede lider, hem takım için hem de belirsizliklerle dolu rekabet dünyası için her zaman tetikte olabilecek güçlü bir organizasyonel kültürü sağlayabilecektir.
Yukarıda ifade ettiğim gibi pozitif liderliğin farklı boyutlarına yönelik araştırmalar artarak devam ediyor. Bu bulguları takip etmek, yönetim modelinizi güncellemek ya da yeni bir model oluşturuyorsanız doğru şekillendirmek için kritik önemdedir.
Şu anki koşullar ve çalıştığımız takımların kuşak yapısı, pozitif liderlik modellerinin işletmelerde uygulanmasını kaçınılmaz kılıyor. Özellikle Z kuşağı çalışan sayısının artacağı önümüzdeki yıllar düşünüldüğünde bu liderlik modeli güçlü bir araçtır. Ancak yazımın başlığının da vurguladığı gibi bu modelin toksik taraflarına karşı dikkatli olunmalıdır.
Sonuç olarak; pozitif liderlik bir “gülümseme stratejisi” değildir.
Doğru pozitif liderlik, gerçeklerin üzerini iyimserlikle örtmek yerine, gerçeği iyimserlikle hedeflenen geleceğe dönüştürme sanatıdır. Bugünün hızlı değişen iş dünyasında liderlerin en kritik görevi; moral verirken kör noktaları cesaretle göstermek, enerjiyi yükseltirken sürdürülebilirliği korumak ve iyi niyetle yaklaşırken sınırları net belirleyebilmektir.
Pozitif liderlik doğru uygulandığında kurum kültürünü güçlendiren bir kaldıraçtır; yanlış uygulandığında ise sessizce büyüyen bir risk haline gelir. Bu nedenle diyebilirim ki pozitif liderlik, bir kasırganın ortasında bile takımın pusulasını dengeleme sanatıdır.