Franchise Market Türkiye
Franchise sözleşmeleri, markanın itibarı, know-how’ı, ticari sırları ve operasyon standartlarının korunması bakımından özel nitelikli sözleşmelerdir. Sistem; tek tiplik, standart ve kalite bütünlüğü üzerine kurulu olduğu için, franchisor’ın franchisee üzerinde belirli ölçüde denetim ve yaptırım mekanizmaları kurması kaçınılmazdır. Bu bağlamda cezai şart, franchise ilişkisini ayakta tutan ve sözleşmenin ihlal edilmesini caydıran temel araçlardan biri hâline gelmiştir.
Türk hukukunda cezai şart, TBK m.179-182 arasında düzenlenmiş olup; alacaklıya, borçlunun edimi ifa etmemesi veya gereği gibi ifa etmemesi hâlinde tazminat talep etmeyi kolaylaştıran bir güvencedir. Franchise ilişkilerinde cezai şart hükümleri, çoğunlukla rekabet yasağı ihlali, markanın izinsiz kullanımı, sözleşmeye aykırı ürün tedariği, kalite standartlarının bozulması, haksız fesih gibi durumlarda karşımıza çıkar. Franchise ilişkisi bakımından bu mekanizma özellikle önemlidir; zira markanın kötüye kullanılması, sistem standartlarının ihlali veya rekabet yasağına aykırı hareket edilmesi gibi durumlarda zararın maddi karşılığının hesaplanması çoğu zaman mümkün değildir. Marka itibarının zedelenmesi, müşteri algısındaki bozulma veya franchisor’ın diğer franchisee’ler nezdindeki otorite kaybı gibi zararlar soyut nitelikte olduğundan, cezai şart uygulaması ticari hayatın gerçekleriyle uyumlu bir caydırıcılık sağlar.
Franchise sözleşmelerinde cezai şartın en sık uygulama alanı rekabet yasağı ihlalleridir. Franchisee'nin sözleşme sona erdikten hemen sonra aynı bölgede, aynı ürün veya hizmeti, franchisor’ın know-how’ı ile sunması, sistem için çoğu zaman telafisi imkânsız sonuçlar doğurur. Yargıtay içtihatları, rekabet yasağının makul süre ve makul coğrafi alanla sınırlandırılması şartıyla cezai şart hükümlerinin geçerliliğini kabul etmektedir. Bu çerçevede, franchisor’ın franchisee üzerinde sözleşme sonrası bile belirli bir koruma mekanizması kurması mümkün hâle gelir. Öte yandan cezai şartların, franchisee’yi ekonomik faaliyetten tamamen men edecek ölçüde ağır belirlenmesi hâlinde hâkimin TBK m.182 uyarınca indirime gidebileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle sözleşmede öngörülen tutarın, sözleşme bedeli, ciro seviyeleri, marka değeri ve ihlalin olası sonuçlarıyla orantılı olarak belirlenmesi önem taşır.
Sözleşmenin devamı sırasında marka kullanımına ilişkin ihlaller de cezai şartı sıkça gündeme getirir. Franchisee’nin tek tip ürün reçetelerine uymaması, onaylanmamış tedarikçilerden mal alması, marka kurumsal kimliğine aykırı dekorasyon değişiklikleri yapması veya sosyal medya içeriklerini franchisor’ın stratejisine aykırı şekilde kullanması gibi durumlarda zarar çoğu kez soyut niteliktedir. Bu nedenle cezai şart, franchisor’ın sistem bütünlüğünü koruması açısından etkili bir araçtır. Aynı şekilde sözleşmenin feshi sonrası markanın tabelada bırakılması, eski franchise lokasyonunun sanki hâlâ franchisor ağına bağlıymış gibi tanıtılması veya ambalaj-tasarım unsurlarının kullanılmaya devam edilmesi de cezai şartın tipik uygulama alanlarındandır. Mahkemeler bu tür ihlalleri, markanın itibarına doğrudan saldırı niteliğinde gördüğünden, cezai şartın uygulanmasını genellikle haklı bulmaktadır.
Ancak uygulamada bazı önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bunların başında cezai şart tutarlarının “gözdağı verme” mantığıyla fahiş şekilde belirlenmesi gelir. Franchisor’ın sistem disiplinini sağlama amacı meşru olmakla birlikte, cezai şartın franchisee üzerinde ezici bir baskı aracı hâline getirilmesi hukuken korunmaz; hâkim, aşırılığı kendiliğinden indirir. Bu nedenle cezai şartın makuliyet ilkesiyle uyumlu, ihlalin ağırlığı ve doğuracağı sonuçlarla orantılı biçimde kurgulanması hem sözleşmenin sağlığı hem de yargı yoluna gidilmesi durumunda hükmün korunabilirliği açısından önemlidir. Bir diğer sorun, bazı franchisor’ların cezai şartı adeta “asli edimin yerine geçen alternatif bir ödeme” gibi düzenlemesidir. Oysa cezai şart, ihlalin sonuçlarını gidermeye yönelik tali nitelikte olup, borçluya edimi ifa etmeme seçeneği sunamaz.
Sonuç olarak cezai şart, franchise sözleşmelerinin en kritik unsurlarından biridir ve hem markanın korunması hem sistem bütünlüğünün sürdürülmesi hem de sözleşmesel disiplinin sağlanması bakımından vazgeçilmez bir işleve sahiptir. Ancak bu hükümlerin uygulanabilirliğinin ve geçerliliğinin korunması için Türk Borçlar Kanunu’nun ilkeleriyle uyumlu, orantılı, makul ve ihlallerin niteliğine uygun şekilde kurgulanması gerekir. Doğru tasarlanmış bir cezai şart maddesi, franchisor için güçlü bir koruma sağlarken, franchisee açısından da öngörülebilir ve adil bir sözleşme ilişkisi yaratır.