Franchise Market Türkiye
Kahve perakendesinden deneyim odaklı markalara uzanan güçlü portföyüyle dikkat çeken Dinçerler Group, Türkiye’de oluşturduğu franchise başarısını uluslararası pazarlara taşıyan gruplar arasında öne çıkıyor. Değişen tüketici alışkanlıkları, büyüyen kahve kültürü ve küresel açılım hedefleri doğrultusunda yol haritasını yeniden şekillendiren grup, 2026 ajandasını stratejik büyüme, operasyonel verimlilik ve marka derinliği üzerine kuruyor. Bu röportajda, Dinçerler Group’un gelecek vizyonunu, yatırımcı yaklaşımını ve global büyüme stratejilerini Mehmet Dinçerler ile konuştuk.
● 2026’ya girerken Türkiye ekonomisini ve tüketici eğilimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
2025, iş dünyası için temkinli ama öğretici bir yıl oldu. Döviz hareketleri, faiz politikaları ve tedarik zincirlerindeki dalgalanmalar, tüm sektörleri yeniden düşünmeye yöneltti. 2026’ya girerken tabloyu ihtiyatlı bir iyimserlikle değerlendiriyorum. Türkiye ekonomisi, güçlü iç talep ve genç nüfus dinamiği sayesinde canlılığını koruyor; perakende ve hizmet sektörleri hala tüketici güveninin önemli göstergeleri.
Kahve pazarında ise tablo çok daha umut verici. Türkiye, son beş yılda Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarlarından biri haline geldi. 1,8 milyar dolara yaklaşan hacim, değişen yaşam alışkanlıkları ve genç nüfusun deneyim odaklı tüketimiyle birleşince sektör büyük bir potansiyele dönüştü. 2026’da hem iç pazarda derinleşmenin hem de dış pazarda ölçeklenmenin aynı anda mümkün olduğu bir döneme giriyoruz. Dinçerler Group da bu yeni dönemi, daha sağlam temellere oturan ama çevik hareket edebilen bir yapı içinde karşılamaya hazırlanıyor.
● Gloria Jean’s Coffees 2026’da nasıl bir büyüme stratejisi izleyecek?
Gloria Jean’s Coffees, Türkiye’nin en yaygın kahve zincirlerinden biri konumunda. 50’den fazla ilde, 240’a yakın şubemizle milyonlarca tüketiciye ulaşıyoruz. Son iki yıldaki büyümemizin büyük kısmı, güçlü franchise ekosistemimiz sayesinde gerçekleşti. Yatırımcılarımızla sürdürülebilir, karşılıklı kazanca dayalı bir ortaklık yapısı kurduk. 2026’da şube deneyimini yenileyen, şehir temposuna uygun formatlarımızı artıracağız. Özellikle üniversite çevreleri, iş merkezleri ve yeni nesil karma yaşam alanları bu planın merkezinde.
● Magnolia Bakery, Dinçerler Group içinde nasıl bir rol oynuyor? 2026 için markaya dair hedefleriniz neler?
Magnolia Bakery, bizim için bir pastane markasından çok daha fazlası. 1996’da New York’ta kurulan ve bugün ABD genelinde 12 şubesiyle faaliyet gösteren marka, şehirli yaşamın tatlı kültürünü simgeliyor. Türkiye’de üç yıl gibi kısa bir sürede sekiz şubeye ulaşarak Magnolia’nın dünyadaki en hızlı büyüyen pazarı haline geldik. Bu performans, Türkiye’nin potansiyeline ve yerel tüketiciyle kurduğumuz güçlü duygusal bağa işaret ediyor.
Magnolia’nın Dinçerler Group içindeki rolü, kahve ekosistemimizi tamamlayan bir deneyim alanı yaratmak. Gloria Jean’s misafirlerinin keyif anlarını tatlıyla buluştururken, şehir hayatına duygusal bir dokunuş kazandırıyor.
2026 planlarımızda, markayı butik ölçekli ama yüksek etki yaratan bir modelle büyütmeyi hedefliyoruz. Beş yeni mağaza açarak Magnolia’yı Türkiye’de daha geniş bir erişim alanına kavuşturacağız. Bu süreçte markanın global kimliğini korurken yerel damak zevkine hitap eden özel ürünleri de menüye dahil edeceğiz.
● Franchise ağı yatırımcılar için nasıl bir fırsat sunuyor?
Franchise modeli bizim için ortak başarı kültürü. Türkiye’deki büyümemizin büyük bölümü, yatırımcılarımızla kurduğumuz bu güvene dayanıyor. Her şube, markanın kültürünü taşıyan bir temsil alanı. Yatırımcı profilimiz giderek çeşitleniyor; yeni dönemde özellikle kadın girişimcilerin ilgisinde belirgin bir artış var.
Bu kapsamda 2025 yılında büyük bir adım attık ve Enocta sistemiyle GJC Akademi’yi hayata geçirdik. GJC Akademi, tüm şube çalışanlarımız ve yatırımcı ekosistemimiz için dijital bir öğrenme platformu. Marka standartlarımızı, ürün reçetelerimizi, videolu eğitim içeriklerimizi ve kişisel gelişim modüllerimizi tek çatı altında topladık. Bu yatırımın sonuçları oldukça güçlü oldu. 2.000’in üzerinde platform girişi yapıldı, toplam öğrenme süresi 5.000 saati aştı, sektör ortalamasının üzerinde eğitim tamamlama oranı elde edildi.
Bu göstergeler, eğitim teknolojilerine yapılan yatırımın hem operasyonel verimliliği hem de çalışan bağlılığını ciddi biçimde artırdığını gösteriyor. 2026’da GJC Akademi’yi yeni modüller, oyunlaştırılmış öğrenme yöntemleri ve barista gelişim programlarıyla daha da genişletmeyi hedefliyoruz.
● Sosyal sorumluluk alanında 2026 planlarınız neler?
Markalarımızın her biri toplumsal fayda vizyonuna sahip. Gloria Jean’s Coffees ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) iş birliğiyle yürüttüğümüz “Ayıcık Sleeve” projesi bunun en
güzel örneği oldu. Bu proje, kahve tutkusunu eğitime destekle birleştirdi; elde edilen gelir TEGV’in çocukların eğitimine yönelik projelerine aktarıldı. Gelen geri dönüşler son derece güçlü oldu; projenin yeni versiyonunu 2026’da farklı temalarla sürdürmeyi planlıyoruz. Sosyal etkiyi günlük iş yapış biçiminin bir parçası haline getirmek bizim için en kalıcı marka değeri.
● SuperCoff Avrupa açılımında nasıl bir tablo hedefliyorsunuz?
SuperCoff, Dinçerler Group’un Avrupa vizyonunun güçlü bir yansıması. Berlin Mitte’de açılan ilk mağazamız; şehir kültürünü, kahveyi, tasarımı ve genç yaşam biçimlerini bir araya getiren bir kültürel deneyim alanı olarak kurgulandı. Berlin bizim için bir başlangıç noktası; hedefimiz, buradan edindiğimiz içgörüleri Avrupa geneline ölçeklemek. 2026 sonunda Berlin’de 10 mağazaya, beş yıl içinde ise 200 mağazalık bir Avrupa ağına ulaşmayı hedefliyoruz. Bu vizyon, kısa sürede Avrupa genelinde güçlü bir ilgi yarattı. Şu anda Almanya’nın yanı sıra Hollanda, Avusturya, Belçika, İsviçre ve Birleşik Krallık başta olmak üzere 20’ye yakın ülkeden ciddi franchise ön talebi almış durumdayız. Bu yoğun ilgi, hem markanın mimari çizgisi hem de deneyimsel kahve anlayışının Avrupa gençliğiyle örtüşmesinden kaynaklanıyor.
SuperCoff’un Avrupa franchise modeli, Türkiye’deki operasyonel disiplinin Avrupa pazarındaki deneyim ekonomisiyle birleşimini temsil ediyor. Yani yatırımcıya genç kuşakların yaşam biçimlerine hitap eden bir kültür ekosistemi sunuyoruz. Franchise adaylarımız, Z kuşağının tüketim alışkanlıklarını anlayan, yerel kültüre duyarlı ve deneyim odaklı yatırımcılar olacak.
● Grup düzeyinde üretim ve ihracat planlarınız neler?
Dinçerler Group çatısı altındaki kavurma tesisimiz yılda 2.000 ton kahve işleme kapasitesine sahip. Bu tesis, kaliteyi ve sürdürülebilirliği garanti altına alıyor. Operasyonumuzda öncelikli alanlarımız izlenebilirlik, kalite kontrol ve tedarik zinciri bütünlüğü. SuperCoff’un Avrupa’daki mağazaları için tedarik zincirimizin yüzde 90’ını Türkiye’den karşılıyoruz. Böylece yalnızca markalarımızın değil, Türk üreticilerinin ve iş ortaklarımızın da global pazarda görünürlüğünü artıran bir model kurduk.
Bu yapı, klasik ihracat mantığından farklı olarak değer zincirinin tamamını Türkiye merkezli kurguluyor. Kavurma, paketleme, lojistik ve dağıtım süreçleri tek bir kalite standardı altında yürütülüyor. 2026’dan itibaren Avrupa’ya yönelik kavrulmuş kahve ihracatını 20 ülkeye taşımayı hedefliyoruz. Bu hedef, ülkemiz kahve endüstrisinin global pazarlardaki rekabet kapasitesini güçlendiren bir vizyonun parçası. Almanya, Türkiye’nin bir numaralı ihracat pazarı konumunda; biz de burada perakende hizmet ihracatıyla nadir bir model uyguluyoruz. Bu, Türkiye’den çıkan bir markanın aynı zamanda kültür ihraç etmesi anlamına geliyor.
● Ev tipi kahve makineleri yaygınlaşsa da kahve dükkanları hala güçlü bir yatırım alanı olmaya devam ediyor. Bunun sırrı nedir?
Evlerde kahve makineleri çoğalıyor, teknoloji hayatı kolaylaştırıyor ama kahve dükkanlarının yerini hiçbir şey doldurmuyor. Çünkü kahve, Türkiye’de sosyalleşmenin, üretkenliğin ve şehir ritminin ortak dili. İnsanlar kahveyi içtikleri yerle özdeşleştiriyor, orada kendilerine bir alan açıyor. Bu nedenle kahve mekanları, her dönem yeniden tanımlanan, kültürel olarak yaşayan alanlar.
Türkiye’de bu pazarın büyümesi hala güçlü bir potansiyele sahip. Genç nüfusun yaşam biçimi, dijitalleşmenin getirdiği hareketlilik ve “çalışırken sosyalleşme” alışkanlığı, kahve mekanlarını yeni nesil buluşma noktalarına dönüştürdü. Yatırımcı açısından baktığınızda, bu sektörün en büyük avantajı da tam burada. İnsanlar bir fincan kahveyle bağ kuruyor.
Gloria Jean’s de yeni buluşma alanları yaratıyor. Her şube, markanın ruhunu taşıyan küçük bir topluluk merkezi. Bu bağ, bir yandan duygusal sadakat yaratırken diğer yandan finansal sürdürülebilirliği destekliyor. Kahve işinin en güzel yanı şu: talepher zaman canlı çünkü insanın sosyalleşmeye, paylaşmaya ve kısa bir molaya her zaman ihtiyacı var. Bu, bir trende değil; hayatın ritmine yatırım yapmak anlamına geliyor. Girişimcilik açısından bakıldığında da bu sektörün en büyük gücü, insanla kurduğu bu sürekli ilişki.