Ana Sayfa Franchise Röportajlar
Amacımız, Başarıyı Sistemli Ve Sürdürülebilir Kılmaktır

Amacımız, Başarıyı Sistemli Ve Sürdürülebilir Kılmaktır

Amacımız, Başarıyı Sistemli Ve Sürdürülebilir Kılmaktır

Kısa sürede hızla büyüyen marka sayısı fazla olsa da bu büyümeyi eğitimden operasyona, denetimden yatırım geri dönüşüne kadar ölçülebilir ve sürdürülebilir bir sistemle yöneten marka sayısı oldukça sınırlı. Franchise dünyasında “Nasıl daha hızlı büyürüz?” sorusundan önce “Nasıl doğru büyürüz?” sorusunu merkeze alan BLAK Coffee Company’nin bu yaklaşımını, rakamların ötesinde kurduğu sistem üzerinden ele aldık. Son bir yılda şube sayısını iki katına çıkararak dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakalayan markanın kurucusu Görkem Gökalp ise bu sürecin arka planını ve önümüzdeki döneme dair hedeflerini anlattı.

● Kuruluş sürecinde üretim, sevkiyat, eğitim, denetim ve operasyonel mükemmellik başlıklarını özellikle önceliklendirdiğinizi ifade ediyorsunuz. Bugün bu alanlarda nasıl bir yapı kurdunuz?

Franchise yatırımcılarının en çok endişe ettiği konuların başında ekip eğitimi geliyor. Ancak bizim için eğitim tek başına yeterli değil; verilen eğitimin sahada uygulanması, denetlenmesi ve gerektiğinde tekrar edilmesi gerekiyor. Bu nedenle öncelikle eğitim ve denetim süreçlerimizi baştan sona revize ettik ve bu alanlardaki kadromuzu güçlendirdik.

Denetim sistemimize dijital denetim modelleri ve gizli müşteri uygulamalarını dahil ettik. Başarının kalıcı olmasını sağlayan bu iki unsuru BLAK Akademi çatısı altında birleştirdik. BLAK Akademi bugün yalnızca kurum içi eğitimlerin verildiği bir yapı değil; aynı zamanda farklı markaların da eğitim alabildiği, fiziki bir okul binasıyla desteklenen profesyonel bir eğitim merkezi konumunda. Böylece franchise tanıtımlarında herkesin sözle vaat ettiği “eğitim” unsurunu, biz somut bir yapı ile kanıtlamış olduk.

Operasyon tarafı ise çok daha detaylı ve sistem gerektiren bir alan. İşi iyi bilmek ve çok çalışmak tek başına yeterli olmuyor; üretim ve sevkiyat süreçlerini hangi sistemlerle yönettiğiniz belirleyici oluyor. Bu nedenle alanında öncü firmalarla iş birlikleri kurarak, üretim ve sevkiyatta hatayı minimize eden operasyonel yapılar oluşturduk.

Bu iş birliklerini klasik bir ticari ilişki gibi değil, şirket içi bir departman mantığıyla, uzun vadeli ve organik bağlar kurabileceğimiz sektöründe tecrübeli firmalarla yaptık. Çünkü bizim yaklaşımımıza göre, iş ortağınızın performansından da en az kendi ekibiniz kadar siz sorumlusunuz.

● Büyüme hızlandıkça, markaların en çok zorlandığı konulardan biri de standartları korumak oluyor. BLAK Coffee Company özelinde baktığımızda, farklı şehirlerde ve farklı yatırımcı profilleriyle büyürken marka kültürünü ve operasyonel disiplini aynı çizgide tutmayı nasıl başarıyorsunuz?

Bu aslında en çok emek verdiğimiz ve en hassas olduğumuz başlıklardan biri. Çünkü hızlı büyüyen birçok markanın kırıldığı yer tam olarak burası oluyor. Şube sayısı artıyor ama o markayı marka yapan refleksler, alışkanlıklar ve disiplin zamanla zayıflayabiliyor. Biz en başından itibaren şunu kabul ettik:

Marka standardı, yalnızca bir kılavuzla ya da iyi niyetle korunmaz. Onu yaşatan şey; tekrar eden eğitim, sahadaki uygulama ve bunun kesintisiz şekilde denetlenmesidir. Bu nedenle büyümeyi hiçbir zaman “merkezden uzaklaşma” olarak görmedik. Aksine, her yeni şube bizim merkeze biraz daha yaklaşmamız gerxektiğini hatırlatan bir eşik oldu.

BLAK Akademi bu yaklaşımın omurgasını oluşturuyor. Eğitimlerimizi yalnızca açılış öncesi bir süreç olarak değil, şube faaliyete geçtikten sonra da devam eden canlı bir sistem olarak kurguladık. Aynı şekilde denetim süreçlerimiz de yalnızca kontrol etmek için değil; geliştirmek, standartları hatırlatmak ve doğruyu yeniden üretmek için çalışıyor.

Merkez ekiplerimizle şubeler arasında tek yönlü bir ilişki kurmuyoruz. Saha, bizim için sadece uygulama alanı değil; aynı zamanda geri bildirim aldığımız, sistemi beslediğimiz bir kaynak. Farklı şehirlerde, farklı müşteri profillerinde elde ettiğimiz verilerle hem operasyonel hem de kültürel olarak kendimizi güncelliyoruz. Bu sayede standartlarımız sabit kalırken, yöntemlerimiz esnek olabiliyor.

Özetle; marka kültürünü korumak bizim için bir söylem değil, günlük bir pratik. Hızlı büyürken aynı çizgide kalabilmemizin nedeni de tam olarak bu: sistemi merkezde tasarlayıp sahada birlikte yaşatıyoruz.

● Bu operasyonel ve yapısal dönüşüm sürerken büyüme tarafında nasıl bir yol izlediniz?

İki senelik bir marka olarak 25 şubeye ulaşmıştık. Sonrasında yalnızca bir yıl içinde şube sayımızı iki katına çıkardık. Yani bir yılda, önceki iki yılın toplam büyümesini gerçekleştirdik.

Tam da operasyon, eğitim ve denetim süreçlerini hayata aldığımız bu dönemde marka olarak durmadık, sahadan çekilmedik. Büyüme devam ederken merkez ekiplerimizi hızla genişlettik, yeni kadroların oryantasyonlarını bu sistemler üzerinden tamamladık ve kurumsallaşma adımlarımızı hızlandırdık. Operasyon sahada akarken, sistem merkezde aynı anda güçlenmeye devam etti.

Yapılacak olanı bilmekle, onu gerçekten yapmak arasında büyük bir fark var. Yapılacak olanı anlatırsanız iyi vaatler verirsiniz; yapılacak olanı yaparsanız marka kurarsınız.

Bizim planımız net: uygun yatırım maliyeti, düşük işletme giderleri ve buna bağlı olarak yatırımın hızlı geri dönüşü. Bunun doğru bir plan olduğunu, markamıza olan talepten açıkça görüyoruz. Ancak iyi bir planın tek başına yeterli olmadığını da biliyoruz; o planı uygulayacak sağlam bir ekibe ihtiyacınız var.

Biz çok çalıştık, sahada kaldık ve büyümeyi izleyen değil yöneten tarafta olduk. Bizim için mesele yalnızca şube sayısını artırmak değil; kurduğumuz bu yapı sayesinde marka standardını ve iş disiplinini sürdürülebilir kılmaktı.

● Merkez organizasyonun büyümesi ve operasyonel yükün artması, franchise modellerinde yatırım maliyetlerini de etkileyebiliyor. Bu süreç BLAK Coffee Company’ye nasıl yansıdı?

Bu soru süreç boyunca en sık cevapladığımız sorulardan biri. Özellikle daha önce franchise sektöründe tecrübe edinmiş yatırımcılardan geliyor. Çünkü sektörde sıkça karşılaşılan bir durum var: Markalar ilk kurulduğu dönemde hızlı büyüyebilmek adına yatırım maliyetlerinde ve marka ismi kullanımında kampanyalar sunuyor. Ancak ölçek büyüdükçe, markanın kendini satma ihtiyacı azalıyor; dolayısıyla bu avantajlar ortadan kalkabiliyor ve sonradan dahil olan yatırımcılar aynı koşullarla karşılaşmayabiliyor. Bizim yaklaşımımız burada net bir şekilde ayrışıyor. Uygun yatırım maliyeti bizim için bir kampanya değil, bilinçli bir plan. Bu, iş modelimizin en önemli sac ayaklarından biri. Üretici firma olmanın getirdiği gücü yatırımcıdan kar etmek için kullanan bir marka değiliz; tam tersine bu gücü, yatırımcının daha hızlı ve sağlıklı şekilde kar edebilmesi için bir araç olarak kullanmaya devam ediyoruz.

Elbette enflasyondan kaynaklı ve kontrol edemediğimiz bazı kalemler var. Özellikle inşaat maliyetlerinde bu etkiyi net şekilde hissediyoruz. Anahtar teslim bir şubeyi yaklaşık 110 bin dolar seviyelerinde açabiliyorken, bu rakam 130 bin dolar bandına çıkmış durumda. Buna rağmen sunduğumuz sistem, operasyonel destek ve geri dönüş süresiyle birlikte değerlendirildiğinde sektörde en uygun franchise veren markalardan biri olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.

● Hızlı büyüyen bir marka olarak yatırımcıların en çok merak ettiği konulardan biri de yatırım geri dönüşleri oluyor. Bugün itibarıyla nasıl bir tablo söz konusu?

Toplamda 3,5 senelik bir markayız ve bugün 50 şubeye ulaştık. Bu şubelerin yarısını yalnızca son bir yıl içinde açtık. Bu nedenle tabloyu değerlendirirken yılı ve açılış zamanlarını doğru okumak gerekiyor.

Bu yılın başında açtığımız Yamanevler şubemiz, kasım ayı itibarıyla yatırım geri dönüşünü tamamladı ve kârlılığa geçti. Bu da yaklaşık 10 aylık bir süreye denk geliyor. Ancak tabloyu daha sağlıklı okumak adına, daha önce faaliyete geçen şubeler üzerinden değerlendirme yapmak daha doğru olur.

Bu şubeler içinde hâlâ rekor, 8 ayda yatırım geri dönüşünü tamamlayan Kavacık şubemize ait. İşletme planı doğru lokasyonla birleştiğinde, 10–11 aylık geri dönüş süreleri bizim için artık istisna değil, normalleşmiş bir tablo. Daha net ifade etmek gerekirse; ilk yıldan gelen şubelerimiz içinde bugün itibarıyla yatırım geri dönüşünü alamamış tek bir şubemiz yok. 1–1,5 yılın sonunda ise geri dönüşünü tamamlamış 28 şubemiz bulunuyor.

● Her lokasyonun dinamikleri farklılık gösterebiliyor. Geri dönüş süreci beklenenden yavaş ilerleyen şubelerde merkez olarak nasıl bir yaklaşım sergiliyorsunuz?

Öncelikle şunu netleştirmek gerekir: yatırım geri dönüş hızı ciroya değil, kârlılığa bağlıdır. Bu nedenle işe en başta düşük işletme giderleriyle, şubenin kârlılığını mümkün olan en yüksek seviyede tutacak bir yapı kurarak başlıyoruz.

Devamında ise süreci tesadüfe bırakmıyoruz. Her ay düzenli ciro ve performans denetimleri yaparak şubelerin durumunu yakından takip ediyoruz. Koşan ve duran ürünleri analiz ediyor, şubeye özel satış politikaları, kampanyalar ve pazarlama stratejileri üzerine birlikte çalışıyoruz. Bu başlıklarda ihtiyaç duyulan her noktada, merkezi ya da online eğitimlerle süreci destekliyoruz. Burada önemli bir ayrımı özellikle vurgulamak isterim: Bu çalışmaları yalnızca geri dönüşü beklenenden yavaş ilerleyen şubeler için yapmıyoruz. Ciro rekorları kıran şubelerimizde de aynı denetim ve

geliştirme süreçlerini uyguluyoruz. Çünkü bizim yaklaşımımızda “idare ediyor” noktası yok. Her zaman daha iyisini arıyoruz.

● Bugüne kadar kurulan bu yapı ve büyüme temposu doğrultusunda, önümüzdeki dönem için nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?

Operasyonel olarak bugün geldiğimiz noktayı yeterli görmüyoruz. Operasyonel mükemmellik bizim için ulaşılmış bir sonuç değil, sürekli çalışılması gereken bir süreç. Bu nedenle şube açmaya devam ederken, aynı anda operasyonel iyileştirmeleri sürdürmeyi önceliklendiriyoruz.

Orta vadede hedefimiz, 70 şubeye ulaşmak ve markamızı en az beş yeni şehirde daha konumlandırmak. Ancak büyümeyi yalnızca sayılarla tanımlamıyoruz. İnsanla temas eden, büyük marka olmanın getirdiği sorumluluğu taşıyan bir yapıyı da eş zamanlı olarak büyütmek istiyoruz. BLAK Akademi bünyesinde düzenlenen workshoplardan elde edilen gelirleri eğitim, hayvan hakları ve çevre alanlarında faaliyet gösteren vakıflara bağışladık. Önümüzdeki dönemde bu çizgiyi daha da ileri taşıyarak, sosyal sorumluluk projelerini artırmayı hedefliyoruz.

Bizim için gelecek planı yalnızca daha fazla şube açmak değil; daha güçlü bir sistem ve daha anlamlı bir marka inşa etmek.

● Son olarak, bugün geriye dönüp bu yolculuğa baktığınızda; tüm yorgunluğa, belirsizliklere ve zor kararlara rağmen “tam burada vazgeçmedik ve iyi ki vazgeçmemişiz” dediğiniz an hangisiydi? BLAK’ı BLAK yapan o kırılma noktası sizce neydi?

Sanırım o an, her şeyin en zor ve en belirsiz olduğu dönemdi. Şube sayısı artıyordu ama sistem henüz bugünkü kadar oturmuş değildi; ekip yorgundu, sahada sorunlar vardı ve “biraz yavaşlasak mı?” sorusu ister istemez masaya geliyordu. İşte tam o noktada vazgeçmemeyi, geri adım atmak yerine daha fazla sorumluluk almayı seçtik.

O dönemde “önce sistemi toparlayalım, sonra büyürüz” demek yerine, büyürken sistemi kurma riskini bilinçli olarak aldık. Daha çok çalışmayı, sahada kalmayı, hataları görmezden gelmek yerine onların üstüne gitmeyi tercih ettik. Kolay olanı değil, doğru olanı seçtik.

Bugün geriye baktığımda şunu çok net söyleyebilirim:

BLAK’ı BLAK yapan şey; kusursuz bir başlangıç ya da hatasız bir yolculuk değil. Zorlandığımız anlarda bile markayı bir sonraki güne taşıma iradesini kaybetmememiz. İnsanlara, ekibe ve kurduğumuz sisteme inanmaya devam etmemiz.

İyi ki o gün “durmak” yerine “üzerine gitmeyi” seçmişiz. Çünkü bugün ayakta duran şey yalnızca şubeler değil; o gün vazgeçmeyen bir aklın ve bir inancın sonucu olan bir yapı.

BENZER YAZILAR