Franchise Market Türkiye
Hedef Grup Genel Müdür Yardımcısı İshak Yavuzer, satışta ekip kültürü, veri odaklı yönetim ve dijitalleşmenin rolünü anlattı. Yavuzer, 2026 hedeflerinde sürdürülebilir ve kârlı büyümeye odaklanacaklarını vurguladı
Satış başarılarının ardında çoğu zaman yalnızca hedef takibi değil, güçlü bir ekip kültürü yatar. Hedef Grup’ta satış organizasyonunuzu şekillendiren temel değerler neler? Bu kültür, saha ve ofis ekiplerinde nasıl bir sinerji yaratıyor?
Hedef Grup’ta satış başarısını yalnızca rakamsal sonuçlarla tanımlamıyoruz. Bizim için güven, şeffaf iletişim, takım ruhu ve birlikte başarma kültürü en temel yapı taşları.
Bu yaklaşımın arkasında, bu yıl kutladığımız 60 yıllık köklü bir geçmiş ve oturmuş bir kurumsal kültür yer alıyor. Altmış yıla yayılan deneyimimiz, yalnızca pazarı iyi tanımamızı değil; değişimi doğru okumayı, kriz dönemlerinde dayanıklı kalmayı ve sürdürülebilir büyümeyi mümkün kılan bir yönetim anlayışı geliştirmemizi sağladı.
Sahada çevik, pratik ve müşteri odaklı olmayı; merkezde ise planlı, analitik ve veriye dayalı çalışmayı teşvik ediyoruz. Bu iki yaklaşımı ortak hedefler, düzenli paylaşım toplantıları ve dijital takip sistemleriyle bir araya getirdiğimizde güçlü bir sinerji ortaya çıkıyor.
Satış planlamalarımızda veri analitiği ve dijital araçlar kritik bir rol oynuyor. Sürdürülebilir başarıyı ancak bu disiplinle mümkün görüyoruz. Ekiplerimiz yalnızca kendi hedeflerini değil, müşteriye sunduğumuz toplam değeri de sahipleniyor.
Son yıllarda tüketici alışkanlıkları, kanal dağılımları ve satın alma dinamikleri büyük bir dönüşümden geçiyor. Hedef Grup bu değişime nasıl adapte oluyor? Satış stratejilerinizde hangi yenilikçi uygulamaları ön plana çıkarıyorsunuz?
Bugünün tüketicisi daha bilinçli, daha hızlı ve daha erişilebilir çözümler bekliyor. Bu dönüşüm, FMCG sektöründe satış ve dağıtım modellerini de köklü biçimde değiştiriyor. Biz de Hedef Grup olarak bu değişimi yakından takip ediyor, hatta mümkün olduğunca yön veren tarafta olmayı hedefliyoruz.
Hizmet verdiğimiz tüm kanallarda, iş ortaklarımızın ürünlerinin doğru zamanda, eksiksiz ve raflarda bulunması en büyük önceliğimiz. Üretici ile perakendeci arasında güvenilir bir köprü görevi üstlenerek, operasyonel mükemmelliği stratejik bir avantaj olarak konumluyoruz.
Bu süreci uçtan uca dijital sistemler üzerinden, veriye dayalı analizlerle takip ediyor ve gerektiğinde hızlı aksiyon alıyoruz. Aynı zamanda müşteri deneyimini sadeleştiren uygulamalar geliştiriyor, sahadan gelen geri bildirimleri daha sistematik ve ölçülebilir bir yapıya taşıyoruz.
Bizim için amaç yalnızca satış yapmak değil; iş ortaklarımızın ve perakendecilerin bizi tercih ederken uzun vadeli, güvenilir ve katma değer yaratan bir çözüm ortağı olarak görmelerini sağlamak.
Veri odaklı yönetim, satışta sezgisel kararların yerini hızla almaya başladı. Siz satış süreçlerinizde veriyi nasıl kullanıyorsunuz? Analitik veriler hedef belirleme ve performans yönetimi tarafında size hangi avantajları sağlıyor?
Sezgi her zaman önemli bir unsur, ancak günümüzde tek başına yeterli değil. Özellikle FMCG gibi hızlı karar alınması gereken bir sektörde, veriye dayalı yönetim artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.
Bu nedenle satış tahminlerinden stok planlamasına, performans takibinden kampanya analizlerine kadar birçok başlıkta analitik panellerden ve dijital raporlama araçlarından yararlanıyoruz. Veriyi yalnızca raporlayan değil, aksiyona dönüştüren bir anlayışla kullanıyoruz.
Bu yaklaşım sayesinde hem riskleri hem de fırsatları daha erken görebiliyor, kaynaklarımızı doğru alanlara yönlendirebiliyoruz. Aynı zamanda verinin şeffaf bir şekilde paylaşılması, ekiplerimizin kendi performanslarını daha net görmelerini ve sonuçları sahiplenmelerini sağlıyor. Bu da hem verimliliği hem de motivasyonu kalıcı olarak artırıyor.
Motivasyonun sürdürülebilir olması, satış ekiplerinin verimliliğini doğrudan etkiliyor. Hedef Grup’ta çalışan bağlılığını güçlendirmek ve ekibi ortak bir vizyonda birleştirmek adına nasıl bir liderlik anlayışı benimsiyorsunuz?
Ben liderliği, yalnızca hedef koyan ve yönlendiren bir pozisyondan ziyade; ekiple birlikte sahada olan, onları dinleyen ve her koşulda destekleyen bir sorumluluk olarak görüyorum.
Hedef Grup’un 60 yıllık kurumsal kültürünün temelinde de bu insan odaklı yaklaşım yatıyor. Başarıyı görünür kılmak, emeği takdir etmek ve adil bir yönetim anlayışı sergilemek bizim için vazgeçilmez.
Hata yapmanın öğrenmenin doğal bir parçası olduğunu sürekli vurguluyor, gelişimi teşvik eden bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. İçten terfi sistemini hem kurumsal bir politika olarak hem de kişisel olarak güçlü bir şekilde destekliyorum.
Çalışanlarımız burada yalnızca bir iş değil, uzun vadeli bir kariyer ve gelecek gördüğünde; bağlılığın, motivasyonun ve performansın doğal olarak yükseldiğine inanıyorum.
2025 performansınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? 2026 yılına dair satış hedefleri ve öncelikli odak alanlarınız neler olacak?
2024 ve 2025 yılları; hem ülkemizin içinden geçtiği makroekonomik koşullar hem de FMCG sektöründeki yoğun rekabet nedeniyle oldukça zorlu geçti. Distribütörlük işi dışarıdan göründüğü kadar basit değil; uçtan uca tüm süreçlerde ciddi veri analizi, operasyonel mükemmellik ve stratejik planlama gerektiriyor.
Satış ve dağıtımını yaptığımız markaların pazardaki konumlanmaları, rakiplerin aldığı pozisyonlar ve kanal dinamikleri iş sonuçlarımızı doğrudan etkiliyor. Ancak Hedef Grup olarak 60 yıllık sektör deneyimimiz ve güçlü kurumsal yapımız sayesinde bu dalgalanmaları doğru okumayı ve sağlıklı aksiyonlar alarak hedeflediğimiz başarıya ulaşmayı amaçlıyoruz.
İş ortaklarımıza ve hizmet verdiğimiz tüm perakendecilere maksimum verimlilik, hızlı ve kaliteli hizmet sunma konusunda kendimize güveniyoruz. Bu zorlu dönemler aynı zamanda bize önemli deneyimler kazandırdı.
2025 yılında tüm departmanlarımızda süreçlerimizi daha sade, daha verimli ve daha ölçülebilir hale getirmeye odaklandık. 2026’ya ilerlerken önceliklerimiz; dijitalleşmeyi derinleştirmek, seçici ve kârlı büyümeyi sürdürmek, müşteri deneyimini güçlendirmek ve ekiplerimizin yetkinliklerine daha fazla yatırım yapmak olacak.
Özetle, hızlı büyümeden ziyade; köklü geçmişimizden aldığımız güçle, sağlıklı, sürdürülebilir ve uzun vadeli bir büyüme yolculuğunu hedefliyoruz.