Ana Sayfa Franchise Köşe Yazıları
Franchise İlişkilerinde Know-How’un Hukuki Korunması

Franchise İlişkilerinde Know-How’un Hukuki Korunması

Franchise İlişkilerinde Know-How’un Hukuki Korunması
Barış Kaşka Barış Kaşka
02 Şubat 2026

Franchise sistemi, günümüzde modern ticari hayatın en yaygın iş modellerinden biri hâline gelmiştir. Franchise ilişkisinin temelinde, franchise veren tarafından geliştirilen ve franchise alana aktarılan bilgi ve tecrübe birikimi yer almaktadır. Bu bilgi birikimi, öğretide ve uygulamada çoğunlukla “know-how” kavramı ile ifade edilmektedir. Know-how; teknik, ticari veya organizasyonel nitelikte olan; gizli, esaslı ve tanımlanabilir bilgi ve deneyimlerin bütünü olarak ifade edilebilir. Avrupa Birliği hukuku uygulamasında da know-how’un bu üç unsur çerçevesinde değerlendirildiği görülmektedir. Buna göre gizlilik, bilginin kamuya açık olmamasını; esaslılık, işletmeye rekabet avantajı sağlamasını; tanımlanabilirlik ise bilginin somut ve belirli bir şekilde ifade edilebilir olmasını ifade etmektedir.

Yargıtay içtihatlarında ise knowhow “bir işletmenin faaliyetleri kapsamında geliştirdiği, kamuya açık olmayan, ekonomik değer taşıyan, rakipler tarafından bilinmesi hâlinde işletmeye zarar verebilecek nitelikteki teknik, ticari ve organizasyonel bilgi birikimi” olarak kabul edilmektedir. Know-how, bu tanım çerçevesinde, işletmeye rekabet avantajı sağlayan ve gizli tutulmasında hukuki menfaat bulunan bir değer niteliği taşımaktadır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bir kararında, işletmeye özgü bilgi ve deneyimlerin, rakipler tarafından öğrenilmesi hâlinde işletmeye zarar verebilecek nitelikte olması durumunda ticari sır kapsamında korunması gerektiğini belirtmiştir. Kararda, bu tür bilgilerin hukuka aykırı şekilde elde edilmesi veya kullanılmasının haksız rekabet teşkil edeceği açıkça ifade edilmiştir.

Ayrıca Yargıtay, know-how’un korunabilmesi için işletme sahibinin bu bilginin gizli kalmasına yönelik koruma iradesi ortaya koymuş olmasını da aramaktadır. Gizlilik sözleşmeleri, rekabet yasağı hükümleri ve erişim sınırlamaları gibi önlemlerin bulunmadığı hâllerde, söz konusu bilginin ticari sır veya know-how olarak korunamayabileceği yönünde değerlendirmelere yer verilmektedir.

Bu doğrultuda Yargıtay uygulaması, know-how’un mutlak bir hak olarak değil; ancak sözleşmesel düzenlemeler ve haksız rekabet hükümleri aracılığıyla nispi nitelikte korunabileceğini ortaya koymaktadır. Franchise ilişkilerinde know-how’un korunması, hem sözleşme hükümlerinin açık ve belirli şekilde düzenlenmesine hem de tarafların bu hükümlere fiilen uygun davranmasına bağlıdır.

Dolayısıyla franchise sisteminin sürdürülebilirliği açısından hayati bir rol oynayan know-how’un hukuken korunması, franchise hukukunun en hassas alanlarından birini oluşturmaktadır. Hukuka aykırı şekilde elde edilen know-how’un yetkisiz kişilerce kullanılması veya üçüncü kişilere ifşa edilmesi, franchise veren bakımından telafisi güç ve çoğu zaman kalıcı zararlara yol açabilmektedir.

Franchise hukukunda know-how, markadan bağımsız olarak düşünülemez. Franchise veren, franchise alana yalnızca markasını kullandırmakla yetinmemekte; aynı zamanda işletme sistemi, iş organizasyonu, üretim yöntemleri ve pazarlama stratejileri gibi knowhow unsurlarını da devretmektedir. Bu yönüyle know-how, franchise sözleşmesini diğer sözleşme türlerinden ayıran temel ve ayırt edici unsurlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Diğer yandan know-how, tescile tabi bir fikrî mülkiyet hakkı değildir. Patent veya marka gibi mutlak haklar kapsamında korunmamaktadır. Ancak bu durum, know-how’un hukuki korumadan yoksun olduğu anlamına gelmez. Öğretide hâkim olan görüşe göre know-how, nispi hak niteliğinde olup, özellikle sözleşmesel düzenlemeler ve haksız rekabet hükümleri aracılığıyla korunmaktadır.

Know-how’un çoğu durumda ticari sır niteliği taşıdığı kabul edilmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri uyarınca, ticari sırların hukuka aykırı şekilde elde edilmesi, kullanılması veya ifşa edilmesi yasaklanmıştır. Franchise alanın, kendisine aktarılan know-how’u sözleşmeye aykırıbiçimde kullanması veya üçüncü kişilere aktarması hâlinde bu fiil haksız rekabet teşkil edebilecektir. Franchise sözleşmelerinde knowhow’un korunmasının en önemli araçlarından biri gizlilik yükümlülüğüdür. Gizlilik yükümlülüğü, franchise alanın know-how’u yalnızca sözleşme kapsamında ve franchise verenin talimatları doğrultusunda kullanmasını amaçlamaktadır. Bu yükümlülük, çoğu durumda sözleşmenin sona ermesinden sonra da etkisini sürdürmektedir.

Know-how’un korunmasında rekabet yasağı hükümleri de önemli bir rol oynamaktadır. Franchise alanın, sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesinden sonraki belirli bir süre boyunca franchise verenle rekabet edecek faaliyetlerde bulunmasının sınırlandırılması, know-how’un etkin biçimde korunmasına hizmet etmektedir. Bununla birlikte, bu tür sınırlamaların süre, yer ve konu bakımından ölçülü olması ve rekabet hukukuna aykırı nitelik taşımaması gerekmektedir.

Know-how’un sözleşme dışı korunması ise özellikle haksız rekabet hükümleri çerçevesinde sağlanmaktadır. Türk Ticaret Kanunu madde 54 ve devamı hükümleri uyarınca, ticari sırların hukuka aykırı şekilde kullanılması veya ifşa edilmesi, haksız rekabet olarak değerlendirilmektedir. Rekabet hukuku bakımından ise know-how’un korunması amacıyla getirilen sınırlamaların, rekabeti gereksiz veya orantısız biçimde kısıtlamamasıgerekmektedir. Ancak know-how aktarımının franchise sisteminin işleyişi açısından zorunlu olduğu da kabul edilmektedir.

Franchise sözleşmesinin sona ermesi, know-how bakımından en hassas süreci oluşturmaktadır. Sözleşmenin sona ermesiyle birlikte franchise alanın markayı ve know-how’u kullanma hakkı sona ermekte; franchise alan, elinde bulunan gizli bilgileri iade etmek veya imha etmekle yükümlü hâle gelmektedir.

Yargıtay, franchise ve benzeri sürekli borç ilişkilerinde, sözleşme kapsamında aktarılan knowhow’un sözleşmenin sona ermesinden sonra da korunması gerektiğini kabul etmektedir. Bu kapsamda Yargıtay, franchise alanın sözleşme sona erdikten sonra edindiği bilgi ve tecrübeyi kullanarak aynı veya benzer faaliyet alanında işletme kurmasının, somut olayın özelliklerine göre haksız rekabet oluşturabileceğini belirtmektedir.

Sonuç olarak know-how, franchise sisteminin temel yapı taşlarından biri olup, Türk hukukunda bu kavrama ilişkin özel bir düzenleme bulunmamakla birlikte, sözleşmesel hükümler ve haksız rekabet kuralları aracılığıyla etkin bir koruma sağlanabilmektedir. Franchise sözleşmelerinde know-how’un açık, belirli ve ölçülü şekilde düzenlenmesi, taraflar arasındaki menfaat dengesinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

BENZER YAZILAR