ZORUNLU DEPREM SİGORTASI (DASK)

DASK sigortası olarak bilinen sigorta hakkında genel bir bilgi verir misiniz? Zorunlu deprem sigortası nasıl bir sigorta türüdür ve DASK olarak anılmasının nedeni nedir?

Zorunlu deprem sigortası ve uygulamada bilinen adı ile DASK sigortası, zarar sigortaları arasında yer alan depremin neden olduğu zararları gidermeyi amaçlayan, zorunlu bir sigorta türüdür. 17 Ağustos 1999 tarihinde Kocaeli’de ve 12 Kasım 1999 tarihinde Düzce’de meydana gelen depremlerden sonra 587 sayılı Zorunlu Deprem Sigortası Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlüğe konulmuştur. Bu Kanun Hükmünde Kararname ile 27 Eylül 2000 tarihinden itibaren Zorunlu Deprem Sigortası sistemi uygulamaya konulmuş ve bu sigortayı sunmak üzere devlet tarafından Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) kurulmuştur ve böylelikle sigorta da ‘DASK’ olarak anılmaya başlamıştır. DASK aynı zamanda kar amacı gütmeyen bir kurum olup, kamu ve özel sektör iş birliği ile oluşturulan özgün bir organizasyon yapısına sahiptir.

Zorunlu deprem sigortasının kapsamına hangi yapılar girmekte, hangi binalar kapsam dışında kalmaktadır?

Sigorta kapsamına; Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki bağımsız bölümler, tapuya kayıtlı ve özel mülkiyete tabi taşınmazlar üzerinde mesken olarak inşa edilen binalar ve bu bina içinde ticarethane, büro ve benzeri amaçlarla kullanılan bağımsız bölümler ve yine doğal afetler nedeniyle devlet tarafından yaptırılan veya verilen kredi ile yapılan meskenler girmektedir.

Daha açık bir ifade ile inşaatı bitmiş, tamamlanmış bir binada yer alan kat, daire, iş yeri, büro, dükkan, mağaza, depo gibi kısımlar bu sigorta kapsamında yer alan taşınmazlardır.

Zorunlu Deprem Sigortası ayrıca yukarıdaki koşullara uyan; kat irtifakı tesis edilmiş binalar, tapuda henüz cins tashihi yapılmamış ve tapu kütüğünde vasfı “arsa vs.” olarak görünen binalar, tapu tahsisi henüz yapılmamış kooperatif evleri için de geçerlidir.

Sigorta kapsamına girmeyen yapıların başlıcaları ise, kamu hizmet binaları ile köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlarca köy yerleşik alanları ve civarında ve mezralarda yapılan binalardır.

Yine tamamı ticari veya sınai amaçla kullanılan binalar zorunlu deprem sigortası kapsamı dışında tutulmuştur. Fabrikalar, ticarethaneler DASK kapsamında değildir.

Kanun koyucunun ve yöneticilerin güvenli yapı kavramını desteklemek amacı bulunduğu için, projesi bulunmayan ve mühendislik hizmeti görmemiş binalar da bu sigorta kapsamı dışında tutulmuştur.

Burada özellikle dikkat edilmesi gerekli husus, taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde tadil edildiği veya zayıflatıldığı tespit edilen binalar ve taşıyıcı sistemi olumsuz yönde etkileyecek şekilde ilgili mevzuata ve projeye aykırı olarak inşa edilen binaların da kapsam dışı olduğudur.

Son günlerde çok konuşulan kolon kesilmesi, taşıyıcı sistemin zarar görmesine yol açan faaliyetlere zayıflatılmış binalar, maalesef bu sigorta kapsamında yer almamaktadır. Bu tip binalarda, beyana esas alınarak yapılan sigorta poliçeleri olsa bile, zarar gerçekleşmesinden sonra sigortanın ödenmemesi riski ile karşı karşıya kalabilirler.

Yine diğer dikkat edilmesi gerekli bir husus, yetkili kamu kurumları tarafından yıkılmasına karar verilen binalar ile mesken olarak kullanıma uygun olmayan, bakımsız, harap veya metruk binaların da bu sigorta kapsamı dışında olmasıdır. Sigorta yapılmadan önce, riskli yapı olarak kabul edilen bu binalar sigorta kapsamı dışıdır. Bu yapılara ilişkin sigorta yapılmış olsa bile, tazminat ödenmez.

Zorunlu deprem sigortası kapsamına hangi zararlar girer, hangi zararlar kapsam dışıdır?

Depremin doğrudan neden olduğu maddi zararlar ve deprem sonucu meydana gelen yangın, infilak, dev dalga (tsunami) veya yer kaymasının sigortalı binalarda neden olacağı hasarlar ödenir.

Bunun anlamı şudur; binanın tamamen yıkılması ve kullanamaz hale gelmesi halinde bu zarar sigorta kapsamındadır. Binanın kısmen zarar görmesi, temeller, ana duvarlar, bağımsız bölümleri ayıran ortak duvarlar, bahçe duvarları, istinat duvarları, tavan ve tabanlar, merdivenler, asansörler, sahanlıklar, koridorlar, çatılar, bacalar ve yapının benzer nitelikteki tamamlayıcı kısımlarında meydana gelen zararlar da sigorta kapsamında ödenir.

Ancak deprem veya doğrudan etkisi olmaksızın kendiliğinden yıkılan binalar ve binanın kendi kusur ve özelliği nedeniyle zamanla oluşan yıpranmalar, zararlar bu sigorta kapsamı dışındadır.

Ayrıca yıkılan binanın, enkaz kaldırma masrafları, işyerlerinin kar kaybı, mal sahiplerinin kira kayıpları, bina içindeki ev veya işyeri eşyaları, bina çevresinde zarar gören araçlara veya diğer yapılara verilen zararlar, bu sigorta kapsamında ödenmez.

Yine deprem neticesinde meydana gelen ölüm veya yaralanma nedeniyle ortaya çıkan zararlar, manevi tazminat talepleri sigorta kapsamında karşılanmayan zararlardır.

Peki, zorunlu deprem sigortası gereğince zarar gören kişiye ödenecek ne kadardır ve bu rakam neye göre hesaplanır? Binanın ağır hasarlı veya orta hasarlı olması veya kısmen hasara uğraması ödenecek tazminat miktarını etkiler mi?

Öncelikle zarar sigortalarının gerçekleşen gerçek zararı tazmin etmek amacıyla getirildiği unutulmamalıdır. O nedenle binanın uğradığı zararın netleşmesi önemlidir. Bina deprem nedeniyle 60.000 TL‘lik bir hasar görmüşse, sigortanın ödeyeceği miktar, muafiyetler çıkarıldıktan sonra (%2) kalan bakiye olacaktır. Sigorta üst limitiniz 200.000 TL olması, 60.000 TL’lik bir hasarda 60.000 TL veya 200.000 TL tazminat ödenmesi sonucunu doğurmaz.

Ödenecek sigorta tazminatını belirleyen diğer bir husus da sigorta üst limitidir. Sigorta üst limiti, 240.000 TL olarak belirlenmiştir. Bunun anlamı şudur. Örneğin 500.000 TL değerli bir eviniz depremde yıkıldı, alacağınız tazminat miktarı 240.000 TL’yi aşamaz.

Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır. Ancak sigorta tazminatı, hiçbir durumda sigorta bedelinden fazla olamaz.

Ancak sigortanın üst limiti önemlidir. Her yıl inşaat maliyetlerindeki artışa göre belirlediği azami bir tutarda teminat sağlar. Bu limit, azami teminat tutarı, 01 Ocak 2020 tarihinden itibaren bütün yapı tiplerinde 240.000 TL’dir.  Eğer meskenin değeri DASK tarafından verilen azami teminat tutarını aşıyorsa, sigortalı isteğe bağlı olarak, aşan kısım için sigorta şirketlerinden ek teminat alabilir. Ek teminat yoksa alınacak üst tutar, halihazırda 240.000 TL’dir.

Binanın sigorta değerinin gerçek değerinden daha yüksek veya az gösterilmesinin, önceden ağır veya orta hasarlı olan binaların hasarsız olarak beyan edilerek DASK sigortası yapılmasının sonuçları nelerdir?

DASK, bu sigorta sözleşmesini, sigorta ettirenin, rizikonun gerçek durumunu bildiren beyanına dayanarak yapmaktadır. Sözleşmenin düzenlenmesi aşamasında, sigortalının veya sigorta ettirenin, meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumu gibi bilgilerde gerçeğe uygun olmayan beyanı halinde bu durum sözleşmeyi tamamen geçersiz hale getirmez ve sigorta ettirene cayma hakkı tanımaz.

Sigortalının veya sigorta ettirenin beyanının gerçeğe aykırı veya eksik olması halinde ve bu sebeple DASK’ın sözleşmeyi daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek durumlar oluştuğunda, DASK veya aracı kılınan ilgili sigorta şirketi durumu öğrendiği andan itibaren 15 gün içerisinde prim farkının ödenmesini sigorta ettirenden talep eder. Burada sigortacıya cayma hakkı tanınmamıştır. Gerçeğe aykırı beyan hali, depremden sonra öğrenilmişse, tazminat, alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki orana göre ödenir. Ancak, sigortalının veya sigorta ettirenin geçmiş depremlerdeki orta veya daha ağır hasar durumunu kasıtlı olarak beyan etmediği anlaşıldığı takdirde DASK, riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.

Zararın gerçekleşmesi halinde izlenmesi gereken süreç nasıldır?

Sigorta ettiren rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği tarihten itibaren en geç on beş işgünü içinde DASK’a veya kurum nam ve hesabına sözleşmeyi yapan sigorta şirketine bildirimde bulunmalıdır. Sigorta edilmiş binalarda meydana gelen zararın nedeni, niteliği ve miktarı DASK’ın veya yetkili kıldığı kimselerin belirlemelerine göre taraflar arasında yapılacak anlaşmayla tespit edilir. Tazminat miktarının yasa ve bu poliçe hükümlerine göre tespit edilmesinden sonra DASK, sigorta bedelini aşmamak kaydıyla kesinleşmiş olan tazminat miktarını en geç takip eden bir ay içerisinde hak sahibine ödemek zorundadır.