Zorunlu Arabuluculuk: İşçi-İşveren Arasındaki Uyuşmazlıkların Çözümünde Yeni Bir Düzenleme

Hukukî uyuşmazlıkların önemli bir kısmını işçilerle  işverenler  arasındaki  uyuşmazlıklar oluşturmaktadır. Bu uyuşmazlıklar yargının iş yükü içinde de ciddî bir yer tutmaktadır. Bu sebeple, iş hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için özel mahkemeler olarak “iş mahkemeleri” kurulmuştur. Ayrıca istinaf ve temyiz aşamalarında bu uyuşmazlıklara bölge adliye mahkemelerinin ve Yargıtay’ın konuyla ilgili daireleri bakmaktadır. Yargının iş yükü ve yargılamaların uzun sürmesi karşısında, iş uyuşmazlıklarının çözümü için yeni bir düzenleme yapılarak zorunlu arabuluculuk yöntemi kabul edilmiştir.

2012 yılında kabul edilen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk  Kanunu  ile  kişilere hukukî konulardaki uyuşmazlıklarını dava açmadan, arabulucu yoluna başvurarak çözebilme imkânı tanınmıştır. Bu çerçevede, tarafların serbest iradelerine bağlı durumlarda, örneğin alacak-borç ilişkileri, ticarî ilişkileri gibi alanlarda dava açmak yerine uyuşmazlığı arabulucu yoluyla çözmeleri mümkündür. Hatta bu tür uyuşmazlıklarda dava açılmış olsa dahi, hâkim davanın başında tarafları sulh olmaları veya uyuşmazlığı arabulucu yoluyla çözmeleri için bilgilendirmek ve teşvik etmek durumundadır. 6325 sayılı kanunla kabul edilen bu yol taraflar için bir zorunluluk değil, isterlerse başvurabilecekleri bir imkândır.

Arabuluculuk esasen bir mahkemedeki gibi yargılama değildir, arabulucu da hâkim gibi karar veren bir kişi değildir. Arabulucu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde onlara yardımcı olan, menfaatlerini görmelerini sağlayan, deyim yerindeyse masada kalarak bir uzlaşmaya varmalarını sağlayan uzman kişidir. Yapılan görüşmeler sonunda kararı yine taraflar verir. Mümkün olduğunca tarafların her ikisinin menfaatine en uygun çözüm amaçlanır. Burada bir davada olduğu gibi bir tarafın kazanıp diğerinin kaybetmesinden çok kazan-kazan ilkesi öne çıkmaktadır. Arabuluculuk yoluyla uyuşmazlık çok kısa sürede, çok daha ucuza ve daha kalıcı olarak çözümlenir.

2017 yılının sonunda kabul edilen 7036 sayılı yeni İş Mahkemeleri Kanunu ile birlikte hukuk sistemimize iş uyuşmazlıkları için “zorunlu arabuluculuk” girmiştir. Yukarıda belirttiğimiz diğer uyuşmazlıklardan farklı olarak, iş uyuşmazlıklarının bir kısmında tarafların arabulucuya başvurmaları, isteklerine bırakılmamış “zorunlu” hale getirilmiştir.

Bu kapsamda,  işçilerin  veya  işverenlerin birbirlerinden olan alacakları ile işe iade yönündeki talepleri için öncelikle arabulucuya başvurulması zorunludur. Örneğin, işten çıkartılan bir işçinin işverenden ödenmeyen ücret ve diğer haklarına ilişkin bir alacak talebi varsa ya da işe iadesini istiyorsa, dava açmak yerine öncelikle arabulucuya başvurmuş olması, bu başvurunun başarısızlıkla sonuçlanması halinde, ancak o zaman iş mahkemesinde dava açması mümkündür. Arabulucuya başvurulmuş olması bir dava şartıdır. Yani, önce arabulucuya başvurmadan doğrudan mahkemede dava açılırsa, mahkemece başka bir inceleme yapılmadan davanın reddi gerekecektir.  Bu sebeple, dava açmak isteyen işçinin veya işverenin önce arabulucu yolunu denemesi, bu yola başvuru sonucu anlaşmaya varılamadığını tutanakla belgelendirmesi, bunu da dilekçesine ekleyerek dava açması gerekmektedir.

İş hukukundan kaynaklanan tüm uyuşmazlıklar için zorunlu arabuluculuk söz konusu değildir. Bazı uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk dışında bırakılmıştır. Buna göre, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddî ve manevî tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları zorunlu arabuluculuk dışındadır. Ayrıca sosyal güvenlikle ilgili davalar da bu kapsamda değildir.

İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk süreci kısaca şöyle işlemektedir: Adalet Bakanlığı’nın Arabuluculuk Dairesi tarafından tutulan sicile kayıtlı arabulucular, görevli oldukları yerdeki adalet komisyonlarındaki listelerde yer alırlar ve o yerdeki arabuluculuk bürolarına listeler gönderilir. İş hukukundan kaynaklanan alacağını elde etmek isteyen işçi veya işveren, karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya  işin  yapıldığı  yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne başvurur. Uyuşmazlıkta görev yapacak arabulucu, büro tarafından listeden seçilerek belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan başka bir arabulucu üzerinde de anlaşmaları mümkündür. Başvuran taraf, kendisine ve karşı tarafa ait elinde bulunan her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, gerekirse kendisi de bu konuda araştırma  yapabilir.

Büro  bu  bilgileri, görevlendirilen arabulucuya iletir. Görevlendirilen arabulucu, tarafları bilgilendirerek toplantıya davet eder. Arabulucu, başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırmak durumundadır, süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir. Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.  Arabuluculuk görüşmelerine tarafların kendisi, avukatları, işverenler bakımından ise yetkilendirdiği bir çalışanı katılabilir.

Taraflardan biri mazereti olmadan bu toplantılara katılmazsa, ileride dava açıldığında davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerine mahkûm edilebilir. Böylece tarafların arabuluculuk görüşmelerine katılmaları sağlanmaya çalışılmıştır.  Arabulucuya başvurulduğunda dava açılmasında olduğu gibi bir harç yatırılmaz, ancak arabulucunun bu konuda çıkartılan tarifeye göre ücretinin ödenmesi ve yapılan zorunlu masrafların karşılanması gerekir. Kural olarak bu giderler taraflarca eşit karşılanır.  Görüşmeler  sonunda  taraflar  anlaşamazlarsa  bu  durum belgelendirilir ve bu aşamadan sonra taraflar isterlerse iş mahkemesinde dava açarak  haklarını  arayabilirler. Tarafların anlaşmaya varmaları ve bunu belgelendirerek imzalamaları halinde ise, bu belge belirli şartlar altında mahkeme kararları gibi icra edilebilme kuvvetine sahiptir.

Franchise Market Türkiye
Üç ayda bir basılarak kitabevlerinden sanayi odalarına, beş yıldızlı otellerden havalimanlarına kadar birçok noktaya ulaşıyor. Hazırladığımız kaliteli, zengin içeriklerle ve ortak platformda buluşturduğumuz markalar, tedarikçiler ve yatırımcılarla franchise sektörüne hız veren ve ileriye taşıyan katma değerler yaratıyoruz ve daha fazlasını yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.