Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Kurumsal sosyal sorumluluk; şirketlerin ekonomik faaliyetlerinin sosyal, kültürel ve çevresel etkilerini pozitif yönde artırmak için ortaya çıkan projelerin genel kategorisidir. Kurumsal sosyal sorumluluk projeleri kurumların; değerini artırmak, itibarını geliştirmek, uzun dönemli stratejik çıkarlarını gözetmek, çalışan sadakatini artırmak ve müşteri sadakatini artırmak gibi birçok amaca hizmet eder. Birçok kurumsal sosyal sorumluluk projesi gerek bütçe gerekse de planlama açısından sivil gönüllülük projelerine göre daha verimli olduğu ve kurumlar tarafından reklamlarla sürekli göz önünde oldukları için ses getirme konusunda da daha başarılı sayılabilirler.

Türkiye’de artık birçok kurumda kurumsal sosyal sorumluluk bilinci oturmuş durumda. Hatta bazı kurumlar var ki bu bilinci etik anlayışlarına kadar derinleştirdi. Franchise Market Türkiye Ocak sayısı için özel olarak hazırladığımız bu dosyada; Türkiye’ye kurumsal sosyal sorumluluk projeleriyle damga vurmuş başlıca şirketlerden birkaçını ve Türkiye’nin en başarılı derneklerinden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin çalışmalarına dair ÇYDD Genel Başkan Yardımcısı Gülsün Kaya’nın kaleminden bir yazıyı bulacaksınız.

 

Koç Topluluğu

Verimliliğe odaklı, riskleri önceden tespit ederek önleyici hamleler yapan proaktif bir sürdürülebilirlik anlayışına sahip olan Koç Topluluğu, Türkiye’nin sosyal sorumluluğa en çok değer gösteren ve yatırım yapan şirketlerinden biri.

Kaynaklarımızın daha verimli kullanılmasını vatandaşlık görevi olarak gördüklerini belirten Koç Topluluğu, köklü kurumsal kültürüyle her yıl toplumun yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik projeler gerçekleştiriyor. Bu projelerin meyvesi olarak; Koç Ailesi, Vehbi Koç Vakfı’nın 40. yılında dünyanın en prestijli ödüllerinden biri olan “Carnegie Medal of Philanthropy” ve 2011 yılında BNP Paribas’ın “Hayırseverlik Ödülü” ile onurlandı.

Birleşmiş Milletler desteğiyle kurulan, cinsiyet eşitliğinin tüm dünyadaki en büyük hareketlerinden biri olan HeForShe’nin de destekçisi olan Koç Topluluğu, proje yatırımları ile tebrik topluyor.

Ayrıca, unutulmaya yüz tutmuş vakıf geleneğini canlandırmak için 17 Ocak 1969’da Vehbi Koç tarafından kurulan Vehbi Koç Vakıf’ı Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk vakıflarından biridir. Eğitim, sağlık, kültür gibi pek çok alanda projeye imza atan vakıf, yeni projeler üretmeye durmaksızın devam ediyor. Verdiği burslarla yetenekli ancak maddi imkanı olmayan öğrencilere fırsat eşitliği imkanı sunan vakfın eğitim alanında ciddi yatırımları var. Koç Üniversitesi’nin kuruluşu eğitim alanında yapılan en büyük yatırımlardan birisi.

Tıp teknolojisinde en son imkanlara sahip Türkiye’nin en kapsamlı hastanelerinden VKV Amerikan Hastanesi, Koç Üniversitesi Hastanesi, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi, Koç Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi ile sağlık alanında ciddi yatırımlar bulunan Vehbi Koç Vakfı, Türkiye’ye değer katan vakıfların başında geliyor.

Samsung

Sadece iyi teknolojiler geliştirmek için değil, iyi bir dünya ve iyi bir toplum için de çalışmalar yürüten teknoloji devi Samsung, eğitim ve toplum konularında birbirinde verimli projelere imza atıyor.

Son birkaç yıldır sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle yeni davranış biçimleri de ortaya çıktı. “Siber zorbalık” da bu yeni kavramlardan biri. Yapılan araştırmalara göre her 100 kişiden 28’i siber zorbalığa maruz kalıyor. Samsung “Siber Zorba Olma” diyerek başlattığı projede, siber zorbalık konusunda çocukların, gençlerin, ailelerin ve öğretmenlerin farkındalığını artırmak hedefleniyor. 2. yılına giren proje dahilinde 13 Aralık günü Samsung Türkiye ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) sosyal medya hesaplarını karartıp, “Bazı Kelimeler Çok Ağır” sloganını #farkinavar hashtag’i ile paylaşarak herkesi sosyal medyadaki bu hareketin bir parçası olmaya davet etti. Samsung Electronics Türkiye Başkanı DaeHyun Kim, projenin lansmanında; “Samsung Electronics Türkiye olarak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) iş birliği ile çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinde ciddi psikolojik ve fiziksel zararlara neden olabilen siber zorbalığın ne olduğu ve yol açabileceği zararlar konusunda “Siber Zorba Olma!” hareketini başlatmamızın üzerinden 1 yıl geçti. Yıl içinde verilen farkındalık eğitimlerinin yanı sıra, geçtiğimiz yıl olduğu gibi 13 Aralık günü kamuoyunun dikkatini siber zorbalığa çekmek için sosyal medya hesaplarımızı karartarak “Bazı Kelimeler Çok Ağır” sloganını #farkinavar hashtag’i ile paylaşacagız ve tüm sosyal medya kullanıcılarını da bu farkındalık hareketinin bir parçası olmaya davet ediyoruz.
Günlük hayatta duymaya alıştığımız için bize çok da kötü gelmeyen kelimelerin anlamları aslında çocuklar için çok ağır. Bu konuya dikkat çekmek için, siber zorbaların en çok kullandığı kelimeler ve bu kelimelerin anlamlarından yola çıkarak “Bazı kelimeler çok ağır” mesajı verdiğimiz bir iletişim kurguladık” dedi.

Sabancı Holding

 

“Yükselen Türkiye’nin Sabancı’sı” Sabancı Holding, yıllar boyunca gerçekleştirdiği çeşitli projelerle Türkiye’ye değer kattı ve katmaya da devam ediyor. Xxx yılında xxxx tarafında “Toplumsal potansiyelin gelişimini sağlamak ve toplumsal duyarlılık bilincini gelecek nesillere aktarmak için özgün, yenilikçi ve kalıcı değerler oluşturarak insanların hayatında fark yaratmak” amacıyla kurulan Sabancı Vakfı; okul, kütüphane, yurt gibi büyük bütçeli ve kalıcı eserleri Türkiye’ye kazandırıyor. Vakıf, kendi projelerini gerçekleştirirken bir yandan da her yıl farklılaştırarak, belirlediği konsept üzerinden proje başvuruları alarak sosyal sorumluluk projelerine ciddi hibeler vererek destekte bulunuyor.

Bir grup şirketi olan Aksigorta, 1996 yılında, ilkokul çocuklarına deprem, yangın gibi birçok afetten korunma yöntemlerinin öğretileceği Türkiye’nin ilk Yangın ve Deprem Eğitim Merkezi (YADEM)’i kurdu ve 2006 yılında Şişli Belediyesi Bilim Vakfı’na bağışladı.

Sakıp Sabancı Müzesi, Akbank Caz Festivali, Akbank Kısa Film Festivali gibi birçok kültürel etkinliği de hayata geçiren Sabancı Holding, birbirinden kıymetli projeleriyle topluma değer katmaya devam ediyor.

Sabancı Holding, sosyal sorumluluğu sadece proje bazında tutmayıp şirket kültürüne de işleten firmalardan biri. Hazırladıkları “SA-Etik” dosyasını iş yapış şekillerine rehber olarak kabul eden Sabancı Holding; “Kurum içinde çalışanlar arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, inanç, din, mezhep, yaş, fiziksel engel ve benzeri nedenler ile ayrımcılık yapılmasını kabul etmeyiz. İşbirliğini destekleyici, pozitif ve uyumlu bir çalışma ortamı yaratıp çatışma ortamlarını önleyerek farklı inanç, düşünce ve görüşe sahip kişilerin uyumlu bir biçimde çalışmalarını sağlarız.” diyerek çalışanlarının eşitliğine dikkat çekiyor. Sosyal sorumluluk uygulamalarının başta Sabancı Holding A.Ş. CEO’su olmak üzere tüm yöneticilerimiz ve çalışanlarımız sorumlu olduğunu belirtiyor.

Türkiye İş Bankası

Türkiye İş Bankası, Türkiye’nin belleğine oturmuş, kurumsal sosyal sorumluluk projesi deyince akla gelen ilk markalardan. Eğitim, çevre, kültür-sanat gibi pek çok alanda proje gerçekleştiren Türkiye İş Bankası, özellikle karne dönemlerinde yürüttüğü “Karneni Göster Kitabını Al” kampanyası ile gönüllerde ve zihinlerde yer etmiş durumda.

Ford Otosan

Ford Otosan, 2015 yılında Ülkem için Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekliyorum Projesi kapsamında Bal Arıları Mühendis Oluyor Projesi’ni başlattı. İş yaşamında kadın erkek eşitliğine dikkat çekmek için 9. ve 10. Sınıflarda okuyan kız öğrencilerine doğru meslek seçiminin önemini anlatarak, kızların kendilerine dayatılan geleneksel mesleklerin dışına çıkabilmeleri için ilham vermeye çalışıyor. Projenin saha uygulaması, Uçan Süpürge Toplumsal Cinsiyet uzmanları, Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık uzmanları ve Ford Otosan gönüllü mühendisi tarafından İl Milli Eğitim Müdürlükleri ve Ford bayileri destekleriyle yürütülüyor.

Orkid

P&G bünyesinde bulunan Orkid, genç kızların özgüvenlerini arttırmak için global olarak en büyük yatırımı yapan markalardan bir tanesi. “Kız gibi” ifadesinin olumsuz kelime grubundan “yapabileceğinin en iyisini yapmak” anlamına dönüştürmek için var gücüyle çalışıyor. Temmuz 2014’te #KızGibi hareketini başlatan Orkid, genç kızların içlerindeki potansiyeli keşfetmelerini ve o potansiyeli en doğru şekilde yönetmeleri için ihtiyaç duydukları özgüveni sağlamalarına destek olmak amacıyla pek çok projeye gerçekleştiriyor. #KızGibi kampanyasının bir ayağını da spor alanında ilerleten Orkid, Türkiye Milli Voleybol Takımı’nın ana sponsoru.

EĞİTİM HAKKI VE KIZ ÇOCUKLARI

 

Türkiye’de eğitim hakkına yönelik, özellikle de kız çocuklarının topluma kazandırılmasında oldukça faydalı ve ses getiren projeler yürüten, “Baba Beni Okula Gönder”, “Kardelenler” gibi Türkiye’nin en büyük projelerinin destekçilerinden Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, yeni projesiyle gündemde. “Anadolu’da Bir Kızım Var, Öğretmen Olacak” burs projesini ve diğer projelerini Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkan Yardımcısı Gülsün Kaya Franchise Market Türkiye Dergisi için anlattı.

Temel bir insan hakkı olan eğitim, bireylerin diğer insan haklarından yararlanmalarının ve haklarını arayabilmelerinin de ön koşuludur. Bu hak kadın – erkek tüm yurttaşları kapsar.

Özgür, farklılıklara saygı duyan, demokratik toplum yaşamında etkin rol oynayan ve ülkemizin toplumsal ve ekonomik gelişmesine katkıda bulunan yurttaşlar öngören bir eğitim anlayışı ancak kız – erkek bütün çocuklarımızın hakkını bilen ve arayan, başkalarının haklarına saygılı ve kendi eğitimleri üzerinde fikir ve söz sahibi bireyler olarak yetişmesi ile mümkündür. Kadın – erkek arasında ayrımcılığın önlenmesi ve eşitliğin sağlanması hem ülkemizin yasaları hem de uluslararası belgelerle güvence altına alınmıştır. Bu belgeleri imzalayan taraf devletler, eğitim alanında kadınların erkeklerle aynı haklara sahip olmalarını sağlamak amacıyla kadınlara karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu önlemlerin başında temel eğitimin yasalarca zorunlu kılınması gelir. Eğitimin zorunlu olması, tüm çocukların eğitime katılmasını sağlamaz. Nitekim UNESCO 2018 verilerine göre dünyada 800 milyon, Türkiye’de 7 milyon okumaz yazmaz var. Dünyada ve Türkiye’de okuma yazma bilmeyenlerin üçte ikisini kadınlar oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu’nun verilerine göreyse, Türkiye’de okuma yazma bilmeyen insanların yüzde 83’ü, okuma yazma bilen ancak bir okul bitirmeyenlerin de yüzde 58’i kadındır. 15 – 19 yaş arası gençlerin yüzde 15’i ilköğretim diploması sahibi değildir. İlköğretimi tamamlayamamış her 10 gencin yedisi de kızdır. Zorunlu ilköğretimin toplumsal hayata katılım için asgari bilgi ve becerileri kazandırmayı amaçladığı düşünüldüğünde, bu durumun çok önemli bir sorun olduğu görülecektir.

Ülkemizde bölgeler arası eşitsizliklerin derin olduğu bir gerçek. 7 – 17 yaş arasında olup eğitim sisteminin dışında olanların oranı Batı Marmara’da yüzde 8, Batı Karadeniz’de yüzde 15, Kuzeydoğu Anadolu’da yüzde 16, Güneydoğu Anadolu’da yüzde 21’dir. Bir diğer deyişle, aynı yaş grubunda Kuzeydoğu Anadolu’da eğitimde olmayanların oranı Batı Marmara’daki oranın 2 katıdır, Güneydoğu Anadolu’da eğitimde olmayanların oranı da Batı Marmara’daki oranın 3 katına yakındır.

Zorunlu ve karma eğitimi yasalarının en başına koymuş, böylece kadın – erkek eşitliği anlamına gelen laikliği benimsemiş, “eşit işe eşit ücret” kuralıyla birçok alanda kadınları en üst düzeyde mesleklere getirebilmiş ülkemizin bir yanı neden böyle geri kalmışlık karanlığındadır? Bu soruya cevap olarak çoğumuzun aklına hemen “gelenekler, görenekler, çağ dışı töreler” gelir. Toplumsal cinsiyet rolleri ve önyargılarla mücadele edilmesi gerektiği, eğitim hakkına ilişkin gözlemlerde sıkça vurgulanır. Kalıp yargıların eğitim alanında kız çocukları için dezavantaj yarattığı, aynı kalıp yargıların bazı hallerde ders kitapları ile de pekiştirildiği doğrudur.

Ülkemizde kız çocuklarının konumunu en alt düzeyde tutmayı, onları erkeğin malı gibi görmeyi töre, gelenek gibi kavramların arkasına saklanarak sürdürmek isteyenler vardır. Ancak Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin 30 yıllık deneyimimize dayanarak söyleyebiliriz ki; bu durumun asıl nedeni ekonomiktir. Ülkemizdeki anne – babaların çok büyük bir çoğunluğu, ekonomik ve sosyal koşulları elverdiğinde kız – erkek tüm çocuklarının eğitim görmesini, onurlu bir meslek sahibi olarak toplumda yer almasını istiyor.

Bu gerçeği gören derneğimizin ilköğretim ve lise kız öğrenci bursları, 1997 yılında Siirt Pervari Kaymakamı’nın Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nden kız öğrencilerin lise öğrenimi görmeleri için destek istemesiyle başlamıştır. Derneğimizin Pervarili 17 öğrenciye burs vererek hayata geçirdiği kız öğrenci bursları, çeşitli kuruluşların ve bireysel destekçilerin bağışlarıyla büyük bir proje haline gelmiştir. İlköğretim ve lise kız öğrenci burs projesi kapsamında kurumsal bağışçılar için “Kardelenler”, “Baba Beni Okula Gönder” vb. adlar altında özel burs projeleri oluşturulmuş, bireysel bağışçıların destekleriyle yürütülen burs projesine de “Anadolu’da Bir Kızım Var, Öğretmen Olacak” adı verilmiştir.

1997 yılından bu yana bireysel ve kurumsal bağışçılarımızın destekleriyle toplam 73.914 ilköğretim ve lise öğrencisine burs verilmiştir. Bunlardan 40.516 ilköğretim ve lise bursu “Anadolu’da Bir Kızım Var, Öğretmen Olacak” projesi kapsamında bireysel bağışçılarımızın destekleriyle sağlanmıştır. Derneğimiz kız öğrencilere yönelik burs projeleriyle ülkemizde bir çığır açmış, bu önemli soruna toplumun ve devletin dikkatini çekmiş çocukların ve kadınların eğitime erişimi ile ilgili olarak bir model oluşturmuştur.

Devletimizin kız öğrencilerin okullulaşmasıyla ilgili olarak hem pozitif hem de negatif yükümlülükleri vardır. Devletimiz hem ayrımcılıktan kaçınmalı hem de devlet dışı aktörler tarafından ayrımcılık yapılmasını yasaklamalıdır. Kız çocuklar ile kadınların eğitime erişimini doğrudan veya dolaylı olarak engelleyen ve zorlaştıran durumların neler olduğunu araştırarak bunların ortadan kaldırılması için gerekli tedbirleri almalıdır. Bu tedbirler arasında destekleri de düşünülmelidir. ÇYDD, bu konudaki çalışmalarını bütün çocuklarımızın eğitime erişimi sağlanıncaya kadar sürdürmekte hayli kararlıdır.

Franchise Market Türkiye
Üç ayda bir basılarak kitabevlerinden sanayi odalarına, beş yıldızlı otellerden havalimanlarına kadar birçok noktaya ulaşıyor. Hazırladığımız kaliteli, zengin içeriklerle ve ortak platformda buluşturduğumuz markalar, tedarikçiler ve yatırımcılarla franchise sektörüne hız veren ve ileriye taşıyan katma değerler yaratıyoruz ve daha fazlasını yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.