Süredürülebilir Sofralar

Acaba eskiden olduğu gibi o zenginliği, bolluğu nasıl sürdürebileceğiz. Hepimiz eğitimliyiz, çok daha zekiyiz, son teknolojiyi kullanıyoruz. Evet bazı şeyleri tüketiyoruz. Hepimiz bir tüketim çılgınlığına kapıldık gidiyoruz. Yetiştirildiğimizden mi oldu yoksa bizi hayat mı buraya getirdi bilemiyorum. İhtiyacımız olmayan şeyleri almaya başladık.ve en kötüsü de büyük bir alışkanlık oldu. İhtiyaç odaklı yaşamıyoruz. Arzu odaklı yaşıyoruz. Arzularımıza cevap vermek, çözüm üretmek mümkün değil, devam edemeyiz. Sonu yok çünkü. Buna dur dememiz gerektiğini düşünenlerdenim. Yaşadığımız coğrafyada artan nüfus ve talep karşısında, eldeki imkanların yetersiz kalması ve giderek kötüleşmesi neticesinde ortaya bir kurtarıcı olarak sürdürülebilirlik çıkıyor.

Sofrada “et yemeden kalkarsam doymamış sayarım kendimi” der birçok insan. O kafayı değiştirmenin zamanı geldi. Dünya nüfusunun 2050 yılında 9 milyar üstüne çıkacağı tahmin ediliyor ve gıda temini konusunda endişe büyüyor. Gelecekteki gıda krizine çözüm bulabilmek için yeni buluşlara, yoğun araştırmalara ve azimli çiftçilere ihtiyaç var. Dünyadaki su kaynaklarının yüzde 70 ini tarım için kullanıyoruz. Bugün tarım alanlarının yüzde 83 ünü et ve süt üretimi için kullanıyoruz. Hayvanlar için, hayvanları doyurmak için gereken yemleri üretmek için. Nüfus artmaya devam ediyor. Ağaçlarımızı kesiyoruz, alanlarımız kısıtlanıyor, iklim değişiyor ve her gün gittikçe sıkışıyoruz ve sürekli çoğalan bir tüketim var.

Hızlı bir yok oluşun içinde olduğumuzun farkındayız. Suçlu aramak yerine aynaya dönüp kendimizi sorgulamanın zamanı geldi. Gelecekteki kuşağın bir felaketle karşı karşıya kalacağı biliniyor. Atığı ve israfı durdurmak, hepimiz bencilliğimizi bir kenara bırakıp, artık kendi geleceğimiz için dikkatli davranmak ve aklımızı başımıza almak zorundayız. Dünyada yaklaşık 3 milyara yakın insan obez. 1 milyona yakın insanoğlu her gece aç yatıyor. Baktığın zaman 8-9 milyara insana yetecek kadar gıda üretiliyor her gün dünyada. Çoğu da çöpe gidiyor maalesef. Çok kolay atıyoruz. Her yerde dünya kadar israf yapıyoruz. Sadece bu israfı durdursak bile, dünyada bütün herkesi doyuracak kadar gıda var. Çok daha fazlası bile var.

Gıdalarımızı üretmek için açtığımız tarım alanları maalesef bizim doğal yaşam alanlarımızı da yok etmekte. Bunun en büyük nedeni ise gıda üretim şeklimiz. Burada da her birey az bir şekilde davranışını, tüketim alışkanlıklarını değiştirse zaten mesele çözülüyor.

Sürdürülebilir iyi tarım örnekleri uygulayan ahlaklı çiftçiler, dürüst üreticiler ise tükettiğimiz ürünlerin kalitesinde bugünümüzün ve gelecek neslin garantisi olacaktır. Gelecek tahmin edilemez. Tasarlanır ve yaşanır. Çok daha zeki veya güçlü olanlar değil, değişime en fazla ayak uyduranlar ayakta kalır.

İnsan faktörü ile uğraşan ve emeğinin karşılığını anında misafirlerinin tepkileri ile alan biz sanatçı şefler, mutfağımıza büyük emeklerle gelen ürünleri minimum atıkla misafire sunulması, sürdürülebilir gastronomi adına en büyük sorumluluğumuz olduğuna inananlardanım…

Tutkularınıza ayna tutan bir işe sahip olmak sanırım hayattaki en büyük lükslerden biri. Ben de bu açıdan tanrının sevgili kullarından sayıyorum kendimi.