Şirketler Hukukunda Pay Sahipleri Sözleşmesi

Günümüzde kurulan şirketlerin çoğunluğu birden fazla ortakla kurulmaktadır. Ortaklık temelde güven ilişkisi içerisinde yürütülmesi gereken bir ilişkidir. Ancak belli konularda menfaatleri çatışan ortakların bu çatışmaları önleyememesi ve oluşan uyuşmazlıkları çözememesi büyük emeklerle kurulan girişimleri ne yazık ki sonlandırmaktadır. Bu nedenle ortaklar arasındaki güvenin tesisini sağlamak, en baştan akıllarda oluşabilecek soru işaretlerini önceden cevaplamak, şirketin geleceği açısından çok önemlidir. Hukuki açıdan bağlayıcı olan sözleşmeler yapmak bu ihtiyacı gidermek açısından en sık başvurulan yoldur.

Ortaklıkların halka açık ya da kapalı olması durumu ortaklığa ait sözleşmeleri de etkilemektedir. Bir ortaklığın pay sahipleri, kapalı tip ortaklıklarda halka açık ortaklıklara nazaran daha sıkı ilişkiler içerisindedir. Az sayıda pay sahibinin yer aldığı kapalı tip ortaklıklarda şirketin sahipliği ve yönetimi genelde aynı kişiler üzerinde kalmaktadır. Pay sahipleri sadece pay sahibi olmakla yetinmemekte yönetimde ve kontrolde de söz sahibi olmak istemektedir. Zira sahiplik arttıkça yönetim konusunda söz sahibi olma isteği de artmaktadır. Bu nedenle pay sahiplerinin ortaklık üzerindeki bu istekleri ortaklık sözleşmeleri ile düzenlenmeye çalışılmaktadır. Bu doğrultuda pay sahipleri sözleşmesi, tarafları ortaklığın pay sahipleri olan, pay sahiplerinin kendi aralarında ve ortaklıkla ilgili çıkabilecek pay sahipliğinden kaynaklı menfaat çatışmalarını önleme amacıyla oluşturdukları kuralları içeren bir sözleşme olarak tanımlanabilir.

Pay Sahipleri Sözleşmesi kanunla düzenlenmemiştir. Bu nedenle sözleşme hakkında şekil serbestisi hükümleri uygulanır (TBK m.12). Buna göre Pay Sahipleri Sözleşmesi sözlü, yazılı ya da resmi şekilde düzenlenebilir. Ancak sözleşmenin içerisinde tahkim şartı (HMK m. 412/3) gibi yer alan bazı düzenlemelerin özel şekil şartını gerektirdiği durumlarda bu hükümlerin geçerliliği şekil şartına bağlı olduğundan sözleşmenin bu şekle uygun olarak hazırlanması gerekir.

Pay Sahipleri Sözleşmesi, pay sahipliği haklarının kullanılmasını ve pay sahiplerinin ortaklığı yönetimi ile ilgili konuları ele alır. Sözleşmeye taraf olan kişileri hukuken bağlar. Sözleşme pay sahiplerinin taahhütlerinin bir bütünüdür. Bu nedenle bir borç sözleşmesi niteliği taşır. Pay Sahipleri Sözleşmesi tek tarafa ya da iki tarafa borç yükleyen sözleşme olarak kurulabilir. Bunun haricinde adi ortaklık sözleşmesi olarak da ortaya çıkması mümkündür.

Bu sözleşme ile amaçlanan ana husus ortaklığın işleyişinin ortakları arzularına göre yazılı kurallar ile belirlenmesi ve nihayetinde ortaklıkta oluşabilecek menfaat çatışmalarının önlenmesidir. Geniş anlamda amaçlanan konu bu olmakla beraber, Pay Sahipleri Sözleşmesi’nin dar anlamda şu amaçlarla kullanılmaktadır:

 

  • Ortaklığın ana sözleşmesinde kanunen yer alamayacak konuların düzenlenebilmesi
  • Pay sahipleri arasında özel olan ve yönetimle ilgisi olmayan konuların kararlaştırılması
  • Ortaklığın, pay sahipleri ile ilgili bazı hakları tanımasının sağlanması
  • Ortaklıkta kontrolü elinde tutan bir pay sahibi yoksa oy kullanma ile ilgili gücü yoğunlaştırmak ve sözleşme yapan pay sahiplerinin ortaklıktaki etkisinin güçlendirilmesi
  • Kurumsal yönetim ilkeleri çerçevesinde ortaklıktaki küçük pay sahibinin haklarının koruması
  • Ortaklıkta pay sahipleri arasında oluşabilecek yabancılaşmanın engellenmesi
  • Ortaklıkla ilgili konularda gizlilik ve güvenlik sağlanması

Pay sahipleri sözleşmesi ile şirketin ana sözleşmesi gibi yapılması yasal olarak zorunlu olan sözleşmelerde yer alamayan konular sözleşme serbestisi kapsamında düzenlenmektedir. Ancak sözleşmenin içeriğinin serbestçe belirlenebilir olması noktasında yaşanan sorun pay sahipleri sözleşmesinin kaderini de etkilemektedir. Şöyle ki, pay sahipleri sözleşmesi ile düzenlenen hususların yasal düzenlemeler karşısında geçerliliği ve nihayetinde bu hükümlerin uygulanabilirliği sorunu bu sözleşmenin amacını gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğini de belirlemektedir. Bu nedenle sözleşmenin ana yurdu olan İngiliz ve Amerikan hukukları da dahil olmak üzere birçok ülke hukukunda Pay Sahipleri Sözleşmesi’nden kaynaklanan hakların o ülkeye ait yasal düzenlemeler karşısında geçerliliği ve uygulanabilirliği tartışılmaktadır. Bu tartışmalar neticesinde bulunan çözüm yolları mahkemelerin sözleşmeleri denetlemesi ya da sözleşmelerde yer alan hakların yasal düzenlemeye kavuşturulmasıdır.

Pay sahipleri sözleşmesi ortaklığın ticari uğraşısı ile uyumlu olarak farklı şekillerde hazırlanmakla birlikte sözleşmelerde düzenlenen ana hususlar genelde benzerdir. Bu konular yönetim, oy hakları ve kullanımı, ortaklığın finansmanı, vergilendirme, kilitlenme, uyuşmazlık çözümü, payların devri, şirketin sona ermesi şeklinde gruplandırılmaktadır.

Sözleşme ile genellikle payların devrine ilişkin özel düzenlenmiş haklar ortaklar arasında kararlaştırılmaktadır. Bu haklar pay alım ve satım hakları (call option/put option), birlikte satma hakkı ve birlikte satışa zorlama hakkı (tag along/drag along rights), önalım ve öncelik hakkı gibi haklardır. Örneğin önalım hakkı sahibine, yükümlü olan pay sahibi paylarını üçüncü bir kişiye satmak istediğinde onun paylarını tek taraflı bir irade beyanıyla satın alma imkanı sağlar. Önalım hakkı pay sahiplerinin ortaklıkta yabancılaşmayı önlemek için kullandıkları bir haktır. Pay sahipleri sözleşmesinde önalım hakkı tanındığı durumlarda payın sözleşmede belirlenen bazı kişilere satılması halinde önalım hakkının işlemeyeceği, buna karşılık payın satıldığı kişinin de pay sahipleri sözleşmesine taraf olması gerektiği kararlaştırılabilir. Böylelikle istenmeyen kişilerin ortaklığa girme tehlikesinin mevcut olmadığı hallerde önalım hakkı doğmayacaktır.

Ortaklık payına ilişkin olarak tanınan alım hakkında (call option) hak sahibi belirli miktarda payı belli süre içerisinde ve önceden belirlenen fiyat üzerinden tek taraflı beyanı ile alma hakkına sahip olmaktadır. Hak sahibi hakkını kullandığında yükümlü olan pay sahibinin payı satma yükümlülüğü doğar. Bu hak farklı amaçlarla öngörülebilir. İlk olarak büyük pay sahibi küçük pay sahibinin oyları üzerinde bu hakka sahip olmak istemektedir. Bu durumda alım hakkı ortaklıktaki kontrolü elde etmeye imkân sağlar. Bunun yanı sıra alım hakkı ortaklığa yeni bir pay sahibi girdiğinde de öngörülmektedir. Pay sahibinin ortaklıktan beklediği karlılığın zamanla gerçekleşmesi ya da bazı risklerin kaybolması durumunda ortaklıktaki pay oranını arttırmak isteyebilmektedir. Böylece yatırımcının ortaklığa dahil olması aşamasında üstlendiği riskin miktarı belli seviyede tutulur. Bunun yanı sıra bu hakların kilitlenmeyi önleme fonksiyonu da bulunmaktadır.

Satım hakkı ise (put option) tek taraflı irade beyanıyla payları belli süre içerisinde ve önceden belirlenen fiyatla satma imkanı tanımaktadır. Payları satım hakkında pay sahibi ortaklığın işlerinin yolunda gitmemesi ya da payların satım bedelinin payların piyasa değerinden fazla olması gibi durumlarda bu hakkını kullanarak ortaklıktan ayrılma imkanına sözleşme yoluyla kavuşmaktadır. Alım ve satım hakları aynı paylar üzerinde karşılıklı öngörülebilir. Bu durumda genelde hakların kullanımı belli bir süre içinde gerçekleşmezse sıra diğer hak sahibine geçecek şekilde düzenlenir. Bu şekilde öngörülen alım ve satım hakları “çapraz opsiyon” (cross option) olarak adlandırılmaktadır.

Pay sahipleri sözleşmesi genel olarak bakıldığında her türlü ortaklıkta kullanılabilir. Uygulamada aile şirketlerinde, girişim sermayesi ve risk sermayesi ile kurulan şirketlerde, joint venture tarzı ortaklıklarda çoğunlukla kullanılmaktadır. Pay sahipleri sözleşmesinin düzenlenmesi ortaklığın geleceği açısından büyük önem arzetmektedir. Profesyonel bir şekilde hazırlanacak olan pay sahipleri sözleşmesi ortaklar arasında oluşacak birçok ihtilafı önceden önleyecek ve uyuşmazlıkları kısa sürede çözecektir.