SEVGİLİLER GÜNÜ ÖNCESİ SANAYİCİLERİ VE ÜRETİM YAPANLARI TANIMA KLAVUZU

Bu Sevgililer Gününde Küçük Sürprizler Yapın: Ona, “H- Pres Alın” !

Hazır Şubat ayındayız; malum Şubat ayı, tüm Dünya’da “Sevgililer Günü” teması ile kutlanan bir ay. Peki, sevgiliniz ve/veya eşiniz bir sanayici ise, daha doğrusu üretim yapıp, üretim ile yatıp, üretim ile kalkan, eşinden çok makinaya sarılmayı seven, evinden çok fabrikasında vakit geçiren, tutkulu bir “Endüstri Aşığı” ise; bu sevgililer gününde onların dikkatlerini çekebilmek veya kendilerini özel hissettirebilmek için, onlara, gerçekten üretimlerine uygun olan tonajda bir “H-Pres” veya soğuk kış aylarına uygun “00 Gres Yağı” almaktan başka çareniz yok.

Uzun yıllardır, profesyonel olarak sadece Endüstri, B2B ve Sanayi Sektöründe Marka Danışmanlığı yapıyorum. Yıllardır fabrikaların içerisindeyim. Üretim sahipleri ile beraber fabrikaların ve üretimin içerisini gezmeye bayılıyorum. Danışmanlık yapmadan evvel de uzun seneler sanayinin ve sanayicilerin de çok fazla içlerinde olduğum için, onların, işlerine olan aşklarını, tutkularını, heveslerini, hayallerini, kızgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, gözlerindeki ışığı, yorgunluklarının arkasındaki mutluluğu, üretiyor olmalarının onlara verdiği hazzı, ürettikleri ürünlere ve fabrikalarına olan bağlılıklarını fazlaca gözlemleme, dinleme ve deneyimleme şansım oldu. Kadın bir danışman ve bir profesyonel olarak; bildiğim kadarı ile sadece B2B çalışan ve sadece emtia pazarlaması ile ilgilenen pek fazla kadın meslektaşım yok. Bu sebeple, B2B’nin dinamizmini ve işleyiş biçimini anlayabilmek için önce üreticiyi, sanayiciyi anlamak ve onların ekonomik olarak yaşadıkları dalgalanmalarda, yıllardır ayakta kalabilmek için yaptıkları son derece zeki ve ustaca manevralar haricinde; geri planda yaşadıklarını, ürünlerine, ürettiklerine, makinalarına ve personellerine yükledikleri değerleri ve duygularını da net anlamak gerekliliğine inanıyorum. Bu sebeple; beraber çalıştığım pek çok sanayici ve üretici arasından, ortak özellikte olan profilleri olabildiğince kategorize etmeye çalıştım. Bakalım siz hangisi veya hangilerisiniz ve / veya hangileri ile çalışıyorsunuz.

1- “Enginde Yavaş Yavaş…” dan – “Dönülmez Akşamın Ufkuna….” Seven Profili

Fabrikaları onların mabetleridir. Tüm gün boyunca içeriyi tavaf etmek, fabrikaya girdiklerinde aldıkları o kullanılmış gres yağının kokusunu adeta bir sevgilinin parfümü gibi içlerine çeke çeke yürümek onların ibadetidir. Hele bir de yetişmesi gereken bir sipariş var ve termin süresi de üretim planının dışında ve zaman da sıkışmış ise; işte o zaman yapılması zaruri bir gece vardiyasının tadını; gün içerisinde yapılan hiçbir iş veremez. Gece telefon çalmaz, kimse kapıdan uğradım deyip onları oyalamaz, bitmek bilmez toplantılar olmaz… Gece, fabrikada, sadece kendileri, makinaları ve ustaları… Ve işte belki de sabaha varan bir gecenin sonunda, makine başında tüm yaratıcılığını kullanmış, yetişmesi gereken ürünün yarattığı endişe dolu gecenin verdiği adrenalin ile makinaya sarılmış, bitkin, yüzünde gres yağından savaş boyaları olan ve üstünde en sevdiği gömleği bile olsa “Kirlenmek Güzeldir” Sloganının hakkını verecek ve hatta reklam filminde başrol oynayacak düzeyde kirlenmiş bir üreticinin; sabah sevkiyat için kamyona yüklediği ve yetiştirdiği malzemelere dokunup, onlara bakmasının verdiği mutluluk ile torununun mezuniyet töreninde duyduğu mutluluğu yarıştırırsınız.

2- “Vefa Arıyorum… Aşk Arıyorum.. Şefkat Arıyorum…”  Profili

Malzemeye yapılan “Kaynak Deseni” kadar önemli başka hiçbir şey olamaz. Bir kaynakçı, istenilen biçimde ve desende düzgün kaynak yapamadı ise; geçmiş olsun. Tüm malzemeyi geri yollatıp, tekrar yaptıranlar bir yana; kendisi eline kaynak alıp yapan var. Çünkü kaynak deseni aşktır, itibardır, düzendir, intizamdır. Peki ya kendi evinden daha fazla fabrikasında vakit geçiren üreticinin, çalıştırdığı her bir personel, fabrikayı kendisinin gördüğü gibi, kendi mabedi, kendi evi, kendi salonu gibi görmeyip; düzenlemez, yerde çöp bırakır, makinalara çiçek gibi bakmayıp, makine ile konuşmayıp, makinayı çalıştırmadan önce dokunup sevmez ise vay haline. Peki ya hammadde. Kullanılan hammaddenin en ufacık parçasının bile israf edilmesi, kullanılan el aletinin hor kullanılması, kaybolması, pis bırakılması, hurdaların rastgele atılması… Şefkatlice makinasına sarılan bir sanayiciyi bu tip durumlar çok yaralar. Bakmayın siz onun böyle zamanlarda bağırdığına. O aslında, içinden ağlıyordur. Bakkal’dan ekmek alıp, yere atıp üstüne basıyor muyuz? diye düşünür; düşünmeyeni de barındırmaz. Zira bir sanayici için, üretimde kullanılan, her bir ufacık cıvatanın bile itinalı kullanılması, personelin işlediği hammaddeye evindeki nimet olarak bakıp o şekilde işlemesi, kendisine verilen zamanı da aynı şekilde büyük bir özveri ile kullanması onlar için hayatidir.

3-  “Olmaz İlaç Sine-İ Sad Pareme”  – Profili

İflah olmaz âşıktır onlar. Eşlerinden çok makinaları, evlerinden çok fabrikalarını severler. “Ben burada öleceğim, makinama sarılarak ölmek istiyorum” diyen profil. “Zeynep Hanım, ne olursunuz artık teknemde torun sevmek istiyorum, bir şekilde kurumsallaşıp, gerçek işveren olup, işi verip, operasyonel taraftan çekilip;  ritmik toplantılar ve raporlamalar ile takip etmek istiyorum ve bunun için ne gerekiyorsa yapalım. İvedi !” dediğinden; 15 gün sonra Sevkiyat Tırının üzerinde malzeme düzenleyenini tanıdım. Gece yatağa yattığında, sabah olsun da bir an evvel gidip hemen “şu” üretimi yapayım diye heyecanlanan ve sabah tüm personelden önce iş yerine gidenler için; 08:15-08:30 arası geçmek bilmeyen vakitlerdir. Bu zaman diliminde, sabah personelin hazırlanma süresi bile uzun gelir onlara. Çünkü tüm gece heyecanla sabah olsun diye beklemiştir. Çözülmesi gereken birçok sorunu o geceden kafasında çoktan çözmüştür. Hele bir de o gün “özel bir üretim” siparişi var ise, aman Allah’ım değmeyin keyfine. Kalbinde ve midesinde kelebekler uçuşur. Böyle bir üreticinin aşkına hiçbir ilaç fayda etmez. İsterse onu evde Brigitte Bardot bekliyor olsun, o; işine, üretime, emtiaya, makinalarına, metal kokusuna, hurdalarına, yepyeni ürünlerinin heyecanını paylaştığı ArGe departmanlarına, tasarımhanelerine, kalıphanelerine ve kalıp ustalarının “beyim bu kalıp, maçasız olmaz veya bu ürün tek kalıp ile bitmez” diyen kalıp ustası ile tatlı tatlı çekişmeye, ürün prototipi elle şekillendirirken, “dur bakayım – ver bakayım oğlum şu kaynak makinasını” dediği günün gecesinde,  kıpkırmızı gözlerine “patates dilimleyip” koysa dahi; “başlarım böyle aşkın ıstırabına” diye tek bir sefer bile şikâyet etmeyecek kadar büyük bir âşıktır.

İşini böyle bir aşk ile böyle bir tutku ile yapan duayen sanayiciler, üreticiler ve mühendisler sayesinde hala üretebiliyoruz. Türkiye’nin, hele ki şu son 10 senedir, içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar içerisinde, emtia bulmanın ve hammadde satın almanın zorluğu bir yana; bir de artan maliyetler ile işçi çalıştırıp, istihdam sağlamak ve bir de bunu uzun yıllardır her türlü zorluğa rağmen devam ettirebilmek, ürünlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ve hatta üretime bir de katma değer katmak için çabalamak- ancak kayıtsız şartsız kendisini işine adamakla ve ancak ve ancak böyle bir aşk ile mümkün olabilir. Zira; “Yola ikna edilmişler ile değil; inanmışlar ile çıkılır”

İşini her daim inanarak ve AŞK ile yapan herkesin Sevgililer günü kutlarım

Saygılarımla

Dr. Zeynep LEMBET