PANDEMİ SONRASI FRANCHISING

Franchising belirsizliği sevmez

2020 yılı başında hayatımıza giren ve yaşam koşullarımızı, aşamalı olarak değiştiren Covid-19 pandemisi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaşam koşullarımız ile birlikte tüketim trendlerinin de değişmesine neden oldu. Kapanan veya üretime ara veren işletmeler, fabrikalar sonucunda ekonomik daralma global krizlere sebep olduğu kadar bazı fırsatları da beraberinde getirdi.

Franchising sektöründe yer alan tüm markalar, kendi sektörlerine yönelik her türlü değişkenliği geliştirdikleri sistemleri ve oluşturdukları stratejiler ile büyüme ve hedeflerini her hangi bir sıkıntıya düşmemek adına daha önceden planlayarak bütçelerler. Gerek mevsimselliği, gerekse rekabetin getirdiği çeşitliliği, bulundukları pazarların getirdiği avantaj ve dezavantajları göz önüne alarak, oluşturulan iş akışının hızına daha önce deneyimledikleri öngörüleri ve beklenebilecek ekonomik gerilemelerle nasıl başa çıkılacağını, daha doğrusu bu tip ekonomik etkilerin genişliği ve derinliği ile nakit akışlarını nasıl oluşturacaklarını bilerek önlemler alırlar.

Yaşamış olduğumuz Covid-19 pandemi süreci, tüm bu planlamaları devre dışı bırakarak ülkemizde ve dünyada ciddi bir belirsizlik süreci yarattı. Franchise sistemlerinin hiç sevmediği konuların; belirsizlik, geleceğin görülemediği ortamlarda neler ile karşılaşacağına yönelik bir bilgi dağarcığına sahip olamadığı durumlardaki, uygulamalar olduğunu bir kez daha vurgulamalıyız. Yaşadığımız Covid-19 Pandemi süreci sektörümüzde çok acı yeni deneyimler ile birlikte, oluşan ciddi belirsizlik ortamı ile karşı karşıya kalmasına rağmen, oluşan fırsatlarında altını bir kez daha çizmeden geçemeyiz.

Bu yeni normalleşme veya yeni normalde sektörün bileşenleri içerisinde genellemeler yaparak,  markaların kendi büyümeleri ve Franchise satışları ile ilgili görüşlerim; her ortamda fırsatların tükenmeyeceği yönündedir.

Yaşamış olduğumuz bu dönem ve sonrasında, doğru ve güçlü bir yapıya sahip olan markalar belirsizliği tanımlayarak adını çok çabuk koyup, çözüme yönelik adımlar atarak yeni sayfalarını açtılar. Tespit ettikleri fırsatları derhal sistemlerine adapte ederek buna yönelik iş planlarını oluşturdular.

Evet, bu ilk vurucu ve panik dönemi, güçlü firmaların iyi yönettiğini söyleyebiliriz. Zayıf halkaların çözüldüğünü veya iş modellerinde değişikliklere gittiklerini gözlemledik. Tüm olumsuzluklara rağmen yeni ekonomi için, tüm dünyada ve ülkemizde franchising sektörü adına, pozitif bir bakış açısı oluştuğunu, sisteme inancın ve güvenin arttığını bu dönem için çok net olarak söyleyebiliriz. Bu yeni dönemde, çürüklerin veya güçsüzlerin elenip, güçlülerin ayakta kaldığı veya kalmakta olduğu yönünde gözlemlerimiz oluştu.

Geldiğimiz son noktada satışların toparlanma sürecine girdiğini, her ne kadar normalleşme olarak tanımladığımız bu süreç, tam netleşmese de, yönetilebilir ve kontrol edilebilir olarak değerlendirebiliriz. Sektörümüz için üç temel faktörün, canlanmaya yön vererek değer katacağını, ekonominin durumu ne olursa olsun, franchising sektörü için, büyümeyi yönlendirecek temel öğelerin, iş gücü/çalışanlar, sermaye ve kaynaklar olarak belirtebilirim.

İşgücü ve çalışanlar; işsizlik oranı ve 2020 yılının ikinci yarısı yaşanacak ciddi daralma, henüz işini kaybetmemiş olanların bile birçoğunu tehdit etmeyi sürdürüyor. Franchise satışların geleneksel olarak kötüleşen bir ekonomide iyi performans göstermesinin nedenlerinden biri de işsizliğin ve eksik istihdamın çoğu zaman insanları kendi işinin patronu olma yolunda bir arayışa teşvik etmesidir. Geçmiş durgunluklarda da gördüğümüz gibi işletmeler yeniden normal sürecine başladığında aynı sayıda istihdam fırsatına olanak sağlayamayabilir. Normalleşme süreci bire bir geri dönüşü oluşturmayabilir.

İşleri etkilenen azaltılan ve ortadan kaldırılan insanların çoğu franchise başarısı ile ilişkili değerlendirecekleri markalar ve franchise konseptlerde arayışa gireceklerdir. Daha önce çalıştıkları işyerlerinde önceki pozisyonlarına kurumsal dünyaya dönme konusundaki güçlükler bu kişilerin geleceklerine yatırım yapma adına uygun alternatifler için aramaya yöneltecektir. Bu konu birçok marka için gelişim, büyüme adına fırsatları barındıracaktır.

Sermaye; franchising sistemi markalar açısından elbette kendini işsiz bulan herkes için bir çözüm değildir. Büyük olasılıkla franchising sistemi içerisinde bir markaya yatırımcı olmak isteyenlerin, finansal birikime sahip olanlar için çekiciliğini koruyacağını söyleyebiliriz. Birikimlerin yanında franchise veren firmaların da yatırımcı adayları için ben pek beğenmesem de krediye erişiminde fırsatlar barındırıyor olması farklılık yaratabilir. Özellikle düşük yatırım maliyeti gerektiren veya düşük maliyetli konseptler için bankalarda sunulan kredi paketleri birçok franchise firmaları için pandemi sonrasında çözüm ve fırsatlar şeklinde değerlendirilebilir.

Kaynaklar; yukarıda değindiğim gibi bazı işletmeler başarısız olacaklar. Covid-19 pandemisi döneminde uzun süreli zorunlu kapanmaların etkileri birçok işletmede nakit akışının kesilmesi giderlerin özellikle kiralama giderlerinin çözümsüzlüğü işletmeleri zora soktu.

Bu yeni normalleşme aşamasında da hiç yaşanmayan bu durum işletmelerin, mal sahipleri ile yeni anlaşmalar yapabilmeleri için olanak sağlarken, yeni kiralamalar için yeni fırsatların doğmasına olanak sağladı. Yeni normalleşmede kaynaklarını doğru kullanamayan işletmelerin boşaltmış olduğu noktaların büyümesini sürdüren güçlü Franchise markalar için yeni avantajların oluşmasını sağlayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Aynı avantajların pandemi sürecinde ciddi darbeler alan sektörün değer yaratıcıları olan satıcılar ve tedarikçiler tarafında da yaşanacağını söylemek hiç te zor olmasa gerek. Bu süreci doğru yöneten deneyimli işletmeler için, oluşacak fiyat avantajları ve özel ödeme koşulları ile markalarına ciddi avantajlar sağlayacaklarından söz edebiliriz. Uygun alım ve ödeme koşullarını dönemin avantajları olarak yorumlayabiliriz.

Franchise satışlarındaki canlanmaya rağmen bazı işletmeler ise bu yeni normalleşmede kendi ekonomisinin negatif etkileyeceğini de göz ardı etmemelidir. Bu tip işletmeler için bu süreç, zor ama akıllı bir yönetim stratejisi ile markaları için düzene uyum sağlayana kadar büyüme yerine kontrollü kalarak markalarını, korumaya almalarını, onarmaları çok akıllı bir yöntem olacaktır.

Yeni normalleşme sürecinde artan franchise talepleri için, aday değerlendirme ve satış süreçlerinin bütünlüğünü ve seçiciliğini korumak, her zamankinden daha önemli olacaktır. Yeni yatırımcı adaylarının yeterli sermayeye sahip olmalarının yanında, aynı zamanda deneyim, beceri, felsefe ve büyüme hedefleri açısından markalar için uygun olmaları çok daha önemli olacaktır.

Franchise sistemi ile büyüme önümüzdeki yıllarda tekrar hız kazanacaktır. Franchise sisteminin ekonomide oynadığı rol her zamankinden daha belirgin hale gelecektir. Sistemlerini franchise edebilmeye hazırlamak veya franchising sistemi ile büyütmek isteyen Markaların, bu zamanı çok akıllıca kullanmaları gerekir. Yeni büyüme stratejilerini oluştururken, operasyonel düzenlemelerini, dijital ortamdaki satışları da planlayarak, hijyen, sosyal mesafe felsefelerini kapsayacak şekilde bir kez daha gözden geçirmelerini öneririm. En son olarak ta yeniden canlanma beklentisi ile pazarda güvenilir olabilmek için pazarlama araçlarını yeni normalleşme sürecine uygun mesajları içerecek şekilde oluşturmalılar.

İlhan ERKAN
1981 Yılında Lisans ve 1985 yılında Yüksek lisans eğitimim tamamlayarak, Marmara ve İTÜ de 13 yıl Öğretim görevlisi olarak çalıştı.1994 yılında TAB Gıda ailesine katıldı ve 2003 yılına kadar Operasyon ve Franchise Müd. pozisyonlarında çalıştı.2003- 2013 yılları arasında İEF&D markası ile Franchisee Danışmanlığı yaparak aynı dönemde çeşitli Üniversitelerde Franchising dersleri verdi.2013 yılından bu yana tekrar TAB Gıda Franchise Müdürlüğü görevini sürdürüyor ve aynı zamanda 2000 yılından bu yana UFRAD ve 2003 yılından buyana GPD YK üyelikleri görevini yapmaya devam ediyor.