PANDEMİ SONRASI AİLE İŞLETMELERİ İÇİN YENİ OYUN PLANLARI

“Her şey tahrip edici silahlara dönüşür: Krizler her zaman sözcükleri, insanın bir kulağından girip ötekinden çıkan sesler haline getirdiğinden, böyle zamanlarda kimse bir diğerinin söylediklerini duymaz; tartışmalar faydasızdır.” Paul Coelho

Küresel pandemi ilanının ardından geçen 6 aylık bir sürede, bilanço büyüklüğünden bağımsız olarak tüm işletmelerin, ekonomik sıkıntılardan olumsuz yönde etkilendiği dünya üzerinde birçok farklı ülkede yapılan araştırmalarla gözler önüne seriliyor. Yaşanan ani gelişmeler sonucunda tüketici davranışlarındaki öngörülemeyen ani değişimler, işletmelerin üretim ve tedarik zincirlerinde gözle görülür bozulmalara sebep olmuştur ve bu da doğal olarak işletmeler için finansal ve yönetimsel sorunlara yol açmıştır.

HBR (Harvard Business Review) tarafından yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre; aile işletmelerinin %90’ı da Covit-19 nedeniyle oluşan koşullardan olumsuz yönde etkilenmiştir. Bir kısmı hayatta kalmak için savaşmaya devam ederken bir kısmı da gelirlerindeki düşüşü kontrol altına almak için mücadele etmektedir.

Yeni kurulmuş ya da nesillerdir faaliyetlerini sürdürüyor olsun, tüm aile işletmeleri, doğası gereği dayanıklıdır. Yeni kurulmuş aile işletmelerinin günümüz dünyasının zor koşulları altında hayatta kalmak için çetin mücadeleler vermeleri doğal olarak dayanıklı olmalarını sağladı. Diğer yandan köklü ve eski aile işletmeleri ise, doğal afetlerden, ekonomik durgunluklara ve savaşlara kadar başlarından geçen türlü zorluğa rağmen kararlılıkla varlıklarını sürdürdüler. Ata mirasını koruyarak, ailenin değerlerini gelecek nesillere aktarmak olan var oluş amaçlarıyla, zaman içinde değişen taleplerin karşılanması için gereken evrimleşme yeteneklerini gösterdiler. 100 yılın üzerinde olan birçok büyük aile işletmesi kendini defalarca ve defalarca yeniden keşfederek var etti.

Tüm bu avantajlara rağmen, pandemi sürecinin yarattığı sıkıntılar, aile işletmeleri için rekabet üstünlüğü yaratan konuları ciddi şekilde test etmektedir. Son dönemde hayatta kalmak için “Yeni Normale” hazırlanma ve hızla adapte olma becerisi edinmek, aile, işletme ve buna bağlı tüm bireylerin geleceği için hayati bir öneme sahiptir.

Yeni normal olarak tanımlanan değişen koşullar altında, işletmeler, geçtiğimiz 6 ay sonunda, kriz yönetmenin ardından gelecek planlamasına yöneliyorlar. Tüketici tercihlerindeki uzun vadeli değişiklikleri değerlendiriyorlar ve mevcut stratejileri buna göre yeniden gözden geçirip revize ediyorlar. Dünya arenasındaki tüm işletmeler iş modellerinin birçoğunda yeni stratejileri gerçekleştirecek kurumsal yetkinliklerini belirlerken, aile işletmelerinin de kendine has özellikleri nedeniyle sahip oldukları avantajları koruyarak geleceğe daha güvenli bakmak için gereken adımları atmaları gerekiyor.

İçinde bulunduğumuz günler aile işletmeleri için aile birliğinin güçlendirilmesi ve sıkı sıkıya korunması gerektiği günlerdir. Aile bireylerinin işletme ile ilgili konularda ve kararlarda bir arada durması, çalışanları dahil tüm paydaşlarına karşı tek ses, tek vücut olması son derece önemlidir. Ailenin işletmenin ve işlerinin sarsılmaz bir iradeyle başlarında olduklarına dair tüm paydaşlarına yönelik verilen güçlü mesajlar, paydaşlarının güveni ve işletmenin itibarını güçlendirir. Tüm bu koşullar altında aile işletmelerinin krizi daha az hasarla atlatabilmeleri, yukarıda saymaya çalıştığımız kendilerine has özelliklerinin doğurduğu avantajları doğru kullanabilmeleri için yönetimsel bir evrimleşmeye ihtiyacı olacaktır. Yapılan araştırmaların sonuçlarından derlediğim ipuçlarını aşağıda maddeler halinde özetlemeye çalıştım.

İLETİŞİM, İLİŞKİ YÖNETİMİ VE DEĞERLER

Aile işletmelerinin sürdürülebilirliği için gereken en değerli varlıklarından biri aile üyeleri, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve toplumdan oluşan tüm paydaşları ile kurduğu güvenilir ilişkilerdir. Güven ise şeffaflık gerektirir.

  • İşletmenin tüm paydaşları ve aile bireyleri her zaman olduğundan daha fazla ve daha sıkı iletişim içinde olmalıdır. Yönetimsel önceliğimiz, çalışanlar, aile bireyleri ve hissedarlarda güveni tesis edecek iletişim yöntemlerini uygulanması ve ilişkilerin daha sağlam zeminlere oturtulmasıdır.
  • Sosyal medya araçlarının ve temsil edildiğiniz dijital mecraların, paydaşlarınızla ve içinde bulunduğunuz ekosistemle net ve etkili iletişim kurulması adına kullanılması sağlanmalıdır.
  • Eğer varsa sadece krizi ve sonrasını gündem maddesi olarak ele alacağınız aile konseyi, hissedarlar toplantısı gibi toplantıların sıklığını artırılmalıdır. Su sıklık işletmenin ihtiyaçlarına ve ani değişen koşullara göre belirlenir. Aile bireylerinin ve hissedarların belirli aralıklarla bilgilendirilmesi gereklidir. Bu toplantıların temel amacı şeffaflık ve aile bireyleri arasında fikir birliği yaratmak olmalıdır.

YENİ YÖNETİM MODELLERİ

Sürdürülebilir bir işletme olma yolunda ailenin ve işletmenin birlikte kurumsallaşması kritik öneme sahiptir. Kriz dönemlerinde paydaşların, işletme faaliyetlerine yönelik şeffaflık ve güven duygusu beklentileri her zaman olduğundan daha yüksektir. Bununla birlikte krizler çoğu zaman öngörülenin ötesinde yönetişim riskleri barındırır. Kriz dönemlerindeki bu riskler sonucu oluşacak her türlü olumsuzluktan kaçınmak için, aile içi ilişkilerin, aile ve işletme arasındaki ilişkilerin ve işletmenin paydaşlarıyla olan ilişkilerinin, işletmenin doğasına uygun gelişmiş yönetişim ve liderlik modelleriyle yönetilmesi şarttır.

  • Farklılıkların zenginliğinden yararlanmak, aile içinde özellikle uzmanlık alanlarına ilişkin süreçleri birlikte yapılandırmak için varsa aile konseyi hayati öneme sahip olacaktır. Aile içinde aile konseyi kurallı olarak yapılandırılmamış olsa da aile bireylerinin bir arada olacağı ve belirli bir düzende yapılacak toplantılar da bu sürecin yönetilmesinde fayda sağlayacaktır.
  • Kriz nedeniyle daha önce işletme yönetimi tarafından deneyimlenmemiş benzersiz durumlarla karşı karşıya kalındığında, nasıl bir yol izleneceğine dair yol haritalarının hazırlanması, sorumluluk alanlarının netleştirilmesi ve karmaşadan uzak sınırların belli olduğu net bir yönetim modelinin ortaya konması, yönetimde olan aile bireylerinin yetkinliklerine uygun farklı sorumluluklar alabilmesini, böylece ailenin yönetimdeki enerjisinin daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır.
  • İşletmenin yönetiminde yer alan üst düzey yöneticilerin, krizin içinde barındırdığı riskleri yönetip yönetememe yetkinliğinin olup olmadığının sorgulanması gereklidir. Ayrıca uzmanlık alanları ve yetkinliklerin değerlendirilmesi neticesinde kimin hangi alanda riskleri bertaraf etme konusunda daha verimli olabileceğinin de tespit edilmesi yönetimsel zaafların giderilmesine destek olacaktır.

GELECEK NESİLLERİ LİDER YAPMAK

Kriz anları her türlü işletme için olduğu kadar aile işletmeleri için de hızlı ve etkili kararlar almayı gerektiriyor. Gelecek nesillere devir süreçleri aile işletmelerinde hayli zaman alabilen bir konudur. Bu çerçevede değerlendirildiğinde gecikmeye sebep olan engellerin aile bireyleri tarafından uygulanacak bir fikir birliğiyle (konsensusla) hızla ortadan kaldırılarak bu konudaki acil durum planlarının ortaya konması kaçınılmazdır.

Pandemi sürecindeki kısıtlamalar ve yaşlarından dolayı bulaşma riskinin yüksekliği nedeniyle aile işletmelerindeki kurucu nesiller, işletmeleri uzaktan yönetmek zorunda kaldılar. Bu sayede işletmelerin yönetiminde daha çok süre geçiren gelecek nesiller, bu geçiş döneminde doğal olarak liderliği devraldılar. Bu zorunlu dönüşümün birçok aile işletmesi için hızlı bir şekilde daha planlı ve daha organize gerçekleştirilmesi, sürdürülebilirlik açısından kriz döneminde olası riskleri ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

  • Genç nesiller hem ailenin hem de işletmenin yönetim ve karar mekanizmalarında daha güçlü ve daha etkin rol almalıdır. Özellikle dijital dönüşümün eskiye nazaran çok daha hızlı yer aldığı iş hayatında gelecek kuşakların işletmelerin liderliğini alması, kurucu ya da önceki nesillerin dijital platformları öğrenme ve adaptasyon süresini ortadan kaldırarak daha hızlı dönüşüm için alan yaratacaktır.
  • Sürdürülebilir bir işletme olmak, geçmişin değerlerini geleceğe taşıyacak mirası olası değişimlere adapta etmeyi zorunlu kılmaktadır. Aile işletmemizin bir yüzü geçmişe bakarken bir yüzü de geleceğe bakmalıdır. Kriz dönemleri genel olarak daralma nedeniyle daha odaklı çalışma fırsatının oluştuğu zamanlardır. Bu da uzun zamandır beklenen değişimin kurumda daha hızlı uygulanmasına destek olacaktır.
  • Gelecek nesillerin dijital bilgi birikimlerini işletmede uygulamaları için gereken alanı onlara yaratın ve liderliğini de onların yapmasını sağlayın. Bu sayede işletmenizin geleceğe hazırlanması için fırsat yaratmış ve deneyimlerden öğrenerek gelişimin örgüt kültürünün ayrılmaz bir parçası olmasına olanak yaratmış olacaksınız.

Aile bireylerinin ve işletmenin değerler etrafında bir araya gelmesi ve ortak amaca hizmet etmenin bir kez daha gündeme getirilmesi hayat kurtarıcı olabiliyor. İşletmenin sürdürülmesi, ailenin varlığının, çalışanların ve birçok kariyerin korunması, bu mirası gerçekten değer verdikleri bir değer olarak sürdürme ve bu süreçten güçlenerek çıkıp geleceğe daha umutlu bakmak amacıyla birçok ailenin bir araya geldiği görülüyor.

Bir amaca hizmet ettiğinize dair güçlü bir tutkunuz varsa, krizin getirdiği stresli durumların üstesinden gelmeniz, çalışanlarınızla, birlikte başarma bilinci ile hareket etmeniz, aile olarak tüm zorluklara ve engellere rağmen bir araya gelmeniz kolaylaşıyor. Aile olarak finansal sonuçların ötesinde değerlere sahipseniz, paydaşlarınızı motive eden ve bir araya getiren bir kültür yaratabilirsiniz.

Aile işletmelerinin avantajı her şeyden öte nesiller boyu sürecek gelecek odaklı bir yönetim felsefesine sahip olmasıdır. Aile işletmesi sahipleri yılın bu son çeyreğindeki ya da gelecek yılki olası durumlara ilişkin değil, iki ya da daha fazla yıl sonraki gelişecek durumlara uygun orta, uzun vadeli yatırım kararları alıyorlar. Belki de bu tür düşünce şekli tam da içinden geçtiğimiz bu zamanlarda daha değerli bir yaklaşım olarak aile işletmelerinin hayatımızdaki yerini sağlamlaştırıyor. Farklılıkların zenginliğinden daha çok yararlanan ve geleceğe güvenle bakan aile işletmelerimizin sayılarının gün geçtikçe artması dileklerimle…

Not: Makalede Harvard Business Review ve PWC’nin 2020 yılında yaptığı aile işletmeleri araştırma sonuçlarından yararlanılmıştır.