Pandemi, Ekonomi ve Vergi Afları

KOBİ’ler ve esnaf yeterli sermaye birikimi olmadığı için ekonomik daralmaya direnmekte zorlanıyorlar

Son yıllarda ABD-Çin ekseninde başlayıp yayılan ticaret savaşları ve reel ekonomiyle finansal sektör arasındaki kopma eğilimlerinin kırılgan hale getirdiği dünya ekonomisinde 2019 yılının son aylarında patlak veren Covid-19 salgını, ekonomik ve sosyal alanlarda tam anlamıyla bir küresel kilitlenmeye yol açtı. Covid-19 krizi ilk etapta kamu sağlığını tehdit eden bir küresel meydan okuma olarak ortaya çıkmış olsa da gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki yaşam biçimlerini, siyasi ve ekonomik düzenleri, toplumların sosyalleşme ve mobilite eğilimlerini derinden sarstı. Dünya ekonomisindeki büyüme dinamikleri hem arz hem de talep yapıları içinde ortaya çıkan daralma sonucu ciddi darbe yedi. Gelişmekte olan ülkeler grubu içinde yer alan ülkemiz de bu gelişmelerden payını aldı.

Bunu daha iyi görebilmek için TÜİK’in yayınlamış olduğu bazı temel göstergelere bir göz atmakta fayda var. Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde pandeminin de etkisiyle yüzde 9,9 küçüldü. Enflasyon oranı yüzde 11,75 iken işsizlik oranı yüzde 13,4. Aynı zamanda dış kaynak ihtiyacının zaruri olduğu ülkemizde döviz kurlarında hareketlilik yukarı doğru ve aşırı oynaklık var. Bu rakamlar ve içinde bulunduğumuz koşullar bütün dünya da olduğu gibi ülkemizin de pandeminin de yarattığı olağanüstü kötüleşmeden payını aldığını gösteriyor. Elbette e-ticaret, uzaktan eğitim ve gıda sektörü gibi bazı iş kolları bu olumsuz koşullardan pozitif olarak yararlandı. Ancak özellikle ulaşım ve turizm sektörü başta olmak üzere birçok iş kolu zor zamanlar yaşıyor. KOBİ’ler ve esnaf yeterli sermaye birikimi olmadığı için ekonomik daralmaya direnmekte zorlanıyorlar.

Vergi affı konuşulmaya başlandı

Peki ne yapılabilir? Gelişmiş ülkelerin birçoğu bu dönemde talebi canlandırmak için parasal genişlemeye gitti. Ayrıca çeşitli teşvik paketleri açıkladılar. Ülkemizde de yeterliliği tartışılsa da bazı destekler uygulamaya konuldu. Vergilerin ve sosyal güvenlik ödemelerinin ertelenmesi gibi. Ancak gelir yaratamayan kesimler için bu ertelemelerin anlamının olmayacağı açık. Bunun yerine bir vergi affı kamuoyunda son günlerde konuşulur olmaya başladı. Vergi afları beklenen faydayı sağlar mı? Yazının bundan sonraki kısmında bunu irdelemeye çalışacağım.

Kamu hizmetlerinin başarılması düzgün ve sürekli kamu gelirlerinin varlığına dayanır. Kamu hizmetlerinin kesintisiz devamlılığı açısından en sağlam kamu geliri olarak kabul edilen vergilerin önemi büyüktür. Bu nedenle; vergi, resim, harç gibi kamu gelirlerinin belirli süreler içinde ve kısa zamanda tahsili gerekir.

Vergi gelirleri devlet açısından çok önemli bir gelir kaynağıdır. Bundan dolayı vergi gelirlerinin eksiksiz ve zamanında tahsili devletin yükümlülüklerini yerine getirebilmesi açısından büyük önem arz eder.

Vergilerin devlet açısından vazgeçilmez bir finansman kaynağı olması bu gelirlerin zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirilmesinin önemini günümüzde daha da çok artırmıştır. Ülkemizde, bütçe açıkları ve mükelleflerin alım gücü ile birlikte vergi yükü hesaplamaları dikkate alındığında; vergi yükünün yüksek, vergi tabanının dar, vergi mevzuatının karmaşık olduğu görülecektir.

Vergi sistemimizin içinde bulunduğu bu yapıdan dolayı ekonomideki kayıt dışılık bir türlü azaltılamamaktadır. Vergi sistemindeki çarpıklıklar her zaman siyasi çıkarlar için kullanılmaktadır. Getiriliş gerekçesi ne olursa olsun bunlardan biri olan vergi afları, bir taratan ekonomik ve sosyal etkiler açısından sisteme düşük olan güveni zedeleyerek vergi yükünü zamanında yerine getiren mükellefler açısından haksızlıklar yaratırken, diğer yandan bireyin adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır. Ekonomik ve teknik alt yapısı doğru oluşturulup hesaplanamayan vergi afları, siyasi iktidarların kısa vadeli çıkar hesaplarıyla siyasi bir tasarruf aracı olarak kullanılabilmektedir. Bu nedenle de vergisini doğru ve zamanında ödemeyen mükelleflerle siyasi iktidarlar arasında bir maksimizasyon teorisi oluşturarak, dürüst mükellefin de vergiye uyumunu bozmaktadır.

1980 yılından itibaren çıkarılan afların yasal gerekçeleri incelendiğinde ekonomik unsurların ağır bastığı görülmektedir. Ülkemizde vergi aflarının ve diğer benzer uygulamaların arkasında yatan nedenin, kamuya ek kaynak oluşturmak olgusu olduğu kanaatindeyim. Bunun dışında öne sürülen gerekçeler ek kaynak oluşturma anlayışının gerisinde kalan nedenlerdir. Nitekim vergi aflarının gerekçelerini incelediğimizde sosyal amacı görememekteyiz.

Ülkemizin yaşadığı ekonomik sorunların temel nedenleri, belki de en önemlileri, vergi gelirlerinin yetersiz oluşu, vergi gelirlerinin gereken düzeyde artırılamaması ve belirli bir kesimin üzerindeki yükün fazla olmasıdır.

Vergi afları ülkemizde zaten düşük olan vergi ödeme alışkanlığı açısından da olumsuz etki oluşturmaktadır. Vergi aflarının nedeni, vergi adaletini sağlamak olması gerekirken, vergi adaletini bozmaktadır. Bu nedenle, vergi adaletinin sağlanması açısından vergi veren ve bu bilince ulaşmış bir toplum yerine, daha çok vergi toplamak isteyen ve bunun için her şeyi göze alan bir devlet anlayışı ortaya çıkmıştır.

Vergi aflarında temel hedefin, kayıt dışı ekonomiyi de kayıt altına alacak bir vergi yapısını sağlamak olması gerekirken, vergi kanunlarının gerekçelerinde buna ilişkin müeyyidelere rastlanmamaktadır. Hatta tam aksine sık sık başvurulan vergi afları bir sonraki vergi aflarının zeminini hazırlayacak şekilde vergilendirilmesi gereken gelirlerin kayıt dışına çıkmasına neden olmaktadır.

Tekrarlanan vergi afları toplumda beklenti yaratarak ekonomiye uzun dönemde ciddi zararlar verebilmektedir. Ancak içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullar vergi affı açısından uygun bir zemin yaratmaktadır. Aksi halde pandeminin de ağırlaştırdığı koşullar altında yeterli gelir yaratamayan ve vergisini ödeyemeyen mükellefler açısından devletle barışık olmayan bir dönem yaşanacaktır. Daha da ötesi nefes alamayan işletmeler ekonomiden çekilerek yok olacaklardır. Bu işletmelerin varlıklarını kaybetmesi sadece devleti vergi gelirlerinden yoksun bırakmayacak, işsizlik sorununu da ağırlaştıracaktır. Tüm bu koşullar bu dönem iyi hazırlanmış bir vergi affını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle, vergi affı uygulanmadan önce vergi sistemindeki eksikliklerin tespit edilerek daha sonra vergi affının uygulanması ve uygulamadan sonra da mükelleflere yeni bir vergi affı çıkarılmayacağı konusunda mesaj verilmesi ve böylece vergisini tam ve zamanında ödeyen mükelleflerin adaletsizlik duygusuna kapılmaması, vergisini ödemeyerek af beklentisi içinde olan mükelleflerin sayısının da azaltılarak vergi ahlakının sağlanması gerekmektedir.

Franchise Market Türkiye
Üç ayda bir basılarak kitabevlerinden sanayi odalarına, beş yıldızlı otellerden havalimanlarına kadar birçok noktaya ulaşıyor. Hazırladığımız kaliteli, zengin içeriklerle ve ortak platformda buluşturduğumuz markalar, tedarikçiler ve yatırımcılarla franchise sektörüne hız veren ve ileriye taşıyan katma değerler yaratıyoruz ve daha fazlasını yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.