Ne yapmak lazım yurtdışına gitmek için?

Önceliğinizi kolay gideceğiniz ve malınızı talep eden ülkelere verin

Bir restoran koca bir gökdelen kadar gelir getirmez elbet ya da bir sanayi kuruluşu kadar güçlü olamaz. Ancak bunun yanında hiç yadsınamayacak bir güce sahiptir, koca bir gökdelenin ya da fabrikanın yapamayacağı bir şey yapar, ülkesinin kültürünü taşır…

Yoldan geçerken bu fabrikanın sahibi nerelidir acaba diye çoğunuz merak etmezsiniz veya şu binanın sahibi hangi ülkeden ama konu restorana gelince bilirsiniz ki Türk restoranı, İtalyan restoranı, Çin restoranı gibi ülkesinin adını yaptığı işin başına koyarak büyür çoğu restoranlar.

Oradan geçen, orayı ziyaret eden veya sosyal medyadan takip eden herkes bilir o restoran hangi ülkenin restoranı, hangi mutfağın yemeğini sunuyor. O yüzden bayrak taşımaktır yurtdışına restoran açmak. Memleketinize katkısı vardır, ülkenizin şöhretine, bilinirliğine katkısı vardır. Aynı zamanda, restoranınızda bir de memleketinizin ürünlerini satarsanız, ihracatınıza katkısı vardır, üretiminize katkısı vardır, ekonominize katkısı vardır. Bazen milli görev gibi bakmak gerekir, mutfağımızı yurtdışına taşımaya.

Düşünsenize Bursa’daki ünlü pideli köfteciniz, bütün Kore’ye yayılmış (bu arada söyleyebilirim ki; Koreliler bizim köftemize bayılıyorlar, bu bilgi tecrübeyle sabittir). Ünlü dönerciniz, Avrupa’yı kasıp kavuruyor. Sinop mantısı Çinliler tarafından çok beğenilmiş beş yüzüncü şubeyi açmış. Siyez bulgurunuz Güney Amerika’da en popüler ürün olmuş her yemeğe katılıyor… Bu arada köftelerin, pidelerin, dönerlerin, mantıların hammaddesi Türkiye’den gidiyor. Bazıları burada üretilmiş dondurulmuş Amerika’nın en büyük market zincirinde raflarda kapış kapış satılıyor. Mutlu olmaz mı Bursalı İskender abi, Sinoplu mantıcı hala, dönerci Bayram’ın oğlu.

Olmayacak bir hayal değil, çok iyi biliyorsunuz ki bunları zaten yapanlar var. Etrafınıza dikkatlice bakınca, marketlerde hangi ülkelerin yemeklerini tüketiyoruz çok rahat görebilirsiniz. Aynısı ülkemiz mutfağı için neden olmasın? Tabi ki olur.

Ne yapmak lazım yurtdışına gitmek için? Nasıl seçeceğiz hangi ülkede iş yapacağımızı?

Bunu birkaç adımda anlatmaya çalışayım;

Öncelikle talep olmalı, eğer gitmeyi düşündüğünüz ülkede kimse sizin malınızı talep etmiyorsa öncelik sırasında onu gerilere atın ve hemen dönün geri. Önceliğinizi kolay gideceğiniz ve malınızı talep eden ülkelere verin daha az enerji ile daha çok iş çıkartırsınız.

Hindistan’da et, Çin’de süt satmadan önce iki kere düşünün.

Sonra pazar araştırması yapın ama pazar araştırması derken sürekli yurtdışı gezileri düzenleyip, restoranlarda yiyip içmeyi pazar araştırmasından saymayın. Gerçek danışmanlık alın, vereceğiniz birkaç bin dolar kaybedeceğiniz milyon dolarlardan iyidir. Danışman olmadan, sadece gittiğiniz ülkede ürününüze talep var mı onu anlayabilirsiniz. Ama o ülkenin personel maliyetleri, hukuki güvenilirliği, yabancılara iş yapma kolaylığı, ekonomik stabilite, devlet destekleri gibi iş yapmak için en gerekli kalemleri danışmanlıkla çözebilirsiniz.

Finansal planlamayı çok iyi yapın, acele etmeden, her şeyi sizin iyi bildiğinizi düşünmeden ve kendi ülkenizdeki maliyetlerinizi çok fazla referans almadan hareket edin. Kendi ülkenizde ne yaptıysanız orada kaldı. Memleketinizde sultan olabilirsiniz ama gittiğiniz yerde sıfırdan başlayacaksınız hazırlanın. Bir de unutmayın, hangi finansal tabloyu yaparsanız yapın, çıkan sonucu 1,5 ile çarpın. Öngöremeyeceğiniz bir sürü gizli maliyet çıkacaktır, başlamadan duvara toslamayın.

Daha sonrasında, mümkünse kendinize gideceğiniz ülkeyi iyi bilen stratejik ortak bulun. Yatırıma katkısı da oluyorsa tadından yenmez. Eğer sizin sektörü o ülkede iyi bilen bir stratejik ortağınız olursa, personel bulmaktan, yasal prosedürlere, tedarik zinciri kurmaktan, fiyat pozisyonlamaya, lokasyon seçmekten, ilişki yönetimine gibi birçok konuda işinizi, tek başına gitseniz karşılaşacaklarınıza göre onlarca kat kolaylaştıracaktır.

İlk aşamada yukarıda saydığım kıstaslar en azından ne yapmanız gerektiği ile ilgili yol gösterici olacaktır. Nasıl yapacağınız kısmı ise bu yolun ikinci aşaması, onun için gerçek disiplin gerekiyor ama biliyoruz ki zorluklar aşmak içindir.

Eğer doğru metotla yurtdışına çıkmak için çalışmalar yaparsak, amatör ruhu kaybetmeden, profesyonel çalışmalarla yola çıkarsak, o zaman görürüz dünya raflarında Bafra pidemizi, İzmir kumrumuzu ve daha nicelerini… O zaman insanlar gidecekleri restoranın Türk restoranı olmasını isteyerek, seçerek gider ve o zaman gerçekten ülkemize hizmet etmiş oluruz.
Tüm bunları yaptıktan sonrası mı? Bundan sonrası istek, azim, umut.

Yolumuz açık olsun…