Marka Fikrinize Sadık Kalın

Olabildiğince çok ajanstan teklif alın

Marka CEO’nun keyfine göre mesaj değiştirmemeli

Bir marka yaratırken en önemli şey nedir? Konsept mi? Logo mu? Yatırım bütçesi mi? Aslında hiçbiri. Bir marka yaratırken en önemli şey fikirdir. Konsept de logo da yatırım bütçesi de marka fikrinin etrafında çerçevelenir. Ekibin üzerine düşense marka gelişip büyüdükçe bu fikre sadık kalmak, inovasyon adımlarını da markaya doğru şekilde adapte etmek.

Bir marka danışmanı olarak tavsiyem…

Markanın büyüme sürecinde tüm yöneticilerin yolu illa ki reklamcılara düşer. Ancak bu reklam ve ajans ekosistemi o kadar geniş ve renkli ki bazen marka yöneticilerinin gözü bu renklere kapılıyor ve sonuçta da yanlış ajans tercihi yapıyorlar. Burada yanlış ajans derken markanın kimliğiyle örtüşen bir yapıda olup olmayan ajanslardan bahsediyorum elbette. Çünkü çok uluslu ajanslar hariç pek çok ajans artık geçmişte yaptıkları reklamlar ve projeler sebebiyle spesifik alanlara, sektörlere yönelmiş durumda. Bu noktada bir marka danışmanı olarak benim markalara tavsiyem olabildiğince çok ajanstan teklif almak.

Marka fikri, şirketin tüm hayatı boyunca unutulmazı olacak bir şeydir. Nasıl ki biz insanlar doğdumuz günü, memleketimizi vs. seçemeyiz ve bir ömür o kimlikte yaşarız, markalar için ise marka fikri öyle. İnsanlar sizi bir gün o konseptte bir gün bu konseptte görmemeli. Markanızın tanıtımını yaparken de reklam verirken de hatta sosyal medyanızda bile verdiğiniz mesaj her zaman aynı doğrultuda olmalı. Bir markanın vermeyi amaçladığı mesaj nettir. Sezondan sezona bu mesaj değişmez. Reklamlarınızın verdiği mesaj da bu şekilde olmalı. Sezona, rakibe, satışlara, ürüne, reklamda oynatılan ünlüye, komedyene hatta CEO’nun ya da ajansın keyfine göre mesaj değiştirilmemeli. Reklamcılar bunu gözden kaçırabiliyorlar. Evet, olağanüstü bir kampanya ya da Oscar’a aday bir senaryoyla reklam filmi hazırlayabilirler ama markanız için doğru mesajları, geçmişinizle örtüşen mesajları, sizi geleceğe taşıyacak ve marka fikrinizdeki istikrarınızı sağlayacak mesajları vermiyorsa üzgünüm ama o reklam filmi size bir getiri sağlamayacaktır. Bu şekilde marka konumlanamaz ve ayırt edicilik geliştiremez. Oysa on yılda yüz reklam da çekseniz hepsi marka fikrinden ilham almalı ve döne dolaşa onu anlatmalıdır. Diğer türlü hazırlanan reklam belki iki gün belki de iki ay konuşulur ama konuşulduğuyla kalır. Böyle bir duruma düşmemek için bir marka danışmanı olarak markalara diğer tavsiyem ajansınızla sürekli iletişimde olacak, marka fikrinizi ve gelecek hedeflerinizi bilen tek bir kişi seçmeniz ve bu kişinin de tüm ajans süreçlerine dahil olması. Bu kişi, şirkette konuşulanları derleyip toplayıp ajansa sunduğu gibi ajans ile konuşulanları da derli toplu bir şekilde şirkete iletecektir. Böylelikle her kafadan bir ses çıkma olayının ve Oscar’a aday olacak ama verdiği mesaj bir işinize yaramayacak reklamların önüne geçmiş olursunuz. Üstelik böylece Oscar değil belki ama Cannes Lions ödülü alabilirsiniz.

Unutmayın, farklı sezonlar farklı yıllar da olsa marka çok şey söylemez, tek bir şeyi farklı yollarla söyler…