Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Işığında; Unutulma Hakkı

Keven Kelly, “Büyük Teknolojik Dönüşüm” isimli kitabında huzursuzluğun var olmadığı bir dünyanın ancak bir ütopyadan ibaret olacağını belirtmektedir. Gerçekten de bilişimin kalıcı sonuçlarının tamamı bilgisayarların telefonla bütünleşip bir hibrite dönüştüğü andan itibaren huzursuzluk başlamıştır. Elbette teknolojik bütünleşmenin hayatlarımıza getirdiği sayısız hatta sayılamayacak konforu reddetmek mümkün değildir. Çok yakın bir zamanda ekranlarımızı, masaüstü klasörler ve dosyalar kaplamaktayken, dosyalar yerini sayfalara bırakmıştır. Şu an ekranın başında oturmuş devamlı Twitter’ın, Facebook’un, Youtube’un, Instagram’ın anbean akışını izliyoruz. Bu akışkan veriler akan bir nehir gibi internet okyanusuna akmakta ve akan tüm bu veriler hızlı bir şekilde okyanus tabanına çökmektedir. Neredeyse hiçbir hareketin ve faaliyetin gözden kaçırılmadığı her şeyin kaydedildiği bir çağda güvenlik ve mahremiyet kavramlarına acaba nasıl yaklaşacağız? Kendimizi bu akışkan ve huzursuz zeminde nasıl savunacağız? Sahiplenmesi çok zor olan bu akışkan veri trafiği içinde bilgi özgürlüğü ile şahıslarımıza ve şirketlerimize ait ticari ve özel verilerin gerçek ya da doğru tüm dünyaya ifşa edilmemesini nasıl dengeleyebileceğiz? Bu noktada tüm bu soruların acaba cevabı “unutulma hakkı” olabilir mi?

İşte bu noktada temel bir sorunla karşı karşıyayız. Veri öznesi olarak nitelendirdiğimiz bireyin özel hayatının korunmasına ilişkin menfaati ile toplumun ifade özgürlüğü ve bilginin erişebilirliğinin dengelenmesi. Bu nokta çatışma alanımız. Bir çatışma alanı var ise mutlaka doğan kaosun dindirilmesi de birtakım yasa maddeleri ve yargı kararları ile olacaktır.

Unutulma hakkı; basit bir tanımlama ile kişisel verisi işlenen kişinin, internette yer alan kişisel verilerinin arama sonuçlarında kendi adlarıyla bağlantılı olmamasını isteme hakkıdır. Unutulma hakkının kullanılması ile kişinin geçmişte yaşadığı olayla veya olaylarla ilgili haber, ses, fotoğraf, görüntü, video kaydının, mali bilgilerinin, banka hesaplarının, borçlarının, inançlarının, cinsel tercihlerinin yani kişisel verilerinin paylaşılması ile ilgili oluşan mağduriyetin giderilmesini amaçlanmaktadır. Kişilerin kendisi hakkında internette yer alan gereksiz, yetersiz, gerçek dışı, gerçek olsa dahi paylaşılmasından sonra geçen zamanda kişisel verilerin arama motorlarında yapılan aramalarda sonuçların kişinin aleyhine olması ve bu aleyhe durumun kendisine karşı kullanılmasından dolayı bu bağlantıların kesilmesini isteme hakkına sahip olması olarak da ifade edilebilir. Kısaca “unutulma hakkı” arama sonuçlarının hukuka uygunluğunun analiz edilmesidir.

Uluslararası hukukta unutulma hakkının literatüre girmesi Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın 2014 yılına ait Google vs. İspanya Kararı ile olmuştur. Dava, bir İspanyol vatandaşın Google’da kendi ismiyle arama yaptığında borç durumu ve şahsına ait taşınmazının zorla satmak durumunda kalmasına yönelik 1998 yılına ait belgelere İspanyol gazetesine web üzerinden link vermesine dayanmaktadır. Google’a karşı açılan bu davada Avrupa Birliği Adalet Divanı talep olması halinde ilgisiz ve geçersiz bilgilere yönelik linklerin arama motorlarından silinmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu kararın Türk Hukukuna “unutulma hakkı” olarak yansıması Yargıtay’ın 2015 yılında verdiği YHGK E: 2014/4-56 ve K 2015/1679 kararı ile olmuştur. Bu kararda adliye çalışanının, cinsel saldırıya uğraması sonucunda sanığın yargılama neticesinde kamu görevini veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak cinsel saldırı suçundan dolayı aldığı mahkumiyet kararının bir ceza hukuku kitabında isminin kodlanmadan yer verilmesi oluşturmuştur. Zira davacı halen adliyede çalışmakta ve isminin kodlanmadan hukuk kitabında yer almasından dolayı çevresindeki savcı, avukat ve hakimler tarafından olayın bilirliğinin arttığını ve bundan dolayı da psikolojisinin daha da bozulduğunu ve yaşadığı tüm olayları tekrar ve tekrar hatırlamak durumunda kaldığını belirterek kitabın toplatılmasını talep etmiştir.

Yargıtay verdiği kararla kişisel verilerin korunmasının giderek artan önemine vurgu yapmış ve onun “unutulma hakkı” ile olan bağlantısına dikkat çekmiştir. Mahkemeye göre davacının isminin kişisel bir veri olduğu belirtilerek ismin kodlanmadan kitapta yer almasının unutulma hakkının ve bunun neticesinde özel hayatın gizliliğini ihlal etmektedir. Yine mahkemeye göre unutulma hakkı her ne kadar dijital veriler içerisinde düzenlenmiş ise de bu hakkın özellikleri ve bu hakkın insan haklarıyla arasındaki ilişki dikkate alındığında yalnızca dijital ortamdaki kişisel veriler için değil kamunun kolayca ulaşılabileceği yerde tutulan tüm kişisel verilere yönelik kabul edilmesi gerekmektedir. Ayrıca yine mahkeme verdiği kararında Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın Google İspanya kararına atıfta bulunarak ilgili verinin kamu hayatında oynadığı önemli rol ve halkın ilgili veriye yönelik yoğun ilgisi şeklinde üstün bir kamu yararını ortaya koyan özel sebepler bulunmadığına göre bilimsel esere alınan kararda kişisel veriler açık bir şekilde yer almamalıdır diyerek verdiği kararı açıklamıştır.

Görüldüğü gibi Yargıtay unutulma hakkı yönünde çok önemli bir karar vermiştir. Ancak unutulma hakkının uyuşmazlık olarak mahkeme önüne geldiği ülkelerde hakkın kapsamının yalnızca internette yer alan kişisel verileri kapsadığı gözden kaçırılmamalıdır. Zaten anayasa mahkememizde unutulma hakkına ilişkin verdiği kararlarında çevrimiçi arşivlerde yer alan haberlere yönelik kararları Avrupa Birliği Hukuku uygulaması ile paralel vermektedir. Anayasa mahkememize göre her ne kadar unutulma hakkı anayasamızda düzenlenmemişse de anayasanın başta m.17/1 (kişinin manevi varlığının koruma ve geliştirme hakkı), m.20/1 (özel hayatın gizliliği) m.23/3 (kişisel verilerin korunması), m.5 (devletin bireyin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi için gerekli şartları sağlama yükümlülüğü altında olduğunu belirtmiştir). Yine Anayasa Mahkemesi’nin bakışına göre bireye “yeni bir sayfa açma olanağı tanımak” unutulma hakkı yükümlülüğünün bir sonucudur.

Bu noktada makalemizin başında bahsettiğimiz gibi bilişimin 3. safhasını yaşadığımız ve verilerin son derece akışkan olduğu günümüzde bir içerik akışkanlık kazandığı anda yani yayımlandığında hukuka aykırıysa bu noktada unutulma hakkından bahsedemeyeceğimizi de belirtmek gerekir. Zira unutulma hakkı akışkan verinin çöktüğü okyanus tabanındaki bilgi ile ilgilidir. Bu nedenle akışkan veri karşısında özel hayatın gizliliği, mahremiyet hakkı, kişisel verilerin ihlali gibi son derece temel hakların ihlalinden bahsedebiliriz ve başvurulacak hukuki mekanizmada bundan dolayı 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’dur. Zira 5651 sayılı kanun yargıca başvurudan sonra 24 saat içinde prima facie ilkesi doğrultusunda yani dosya üzerinden ilk bakışta karar verme zorunluluğu yüklemiştir. Bu sürenin kısalığı ihlal başvurusu ile ifade ve basın özgürlüğü arasında dengenin kolay kolay kurulamayacağını göstermektedir. Ancak bu kadar akışkan veri trafiği içerisinde 24 saatlik denetim mekanizması, bu hızlılığa bir cevap niteliğindedir. Bu nedenle unutulma hakkı ile ilgili mutlaka ayrı bir düzenleme yapılması ve ifade ve basın özgürlüğü gibi temel haklarında zedelenmemesi adına yargılamanın makul bir süre ve zemine oturtulması gerekmektedir. Bu aynı zamanda AİHS’de düzenlenen silahlarda eşitlik ilkesinin de bir sonucudur.

Anayasa mahkememiz çatışan haklar konusunda yani unutulma hakkı ile ifade ve basın özgürlüğü arasındaki dengede verdiği kararlar ile bazı kıstaslar getirmiştir. Bu bağlamda yayının içeriği, yayında kaldığı süre, güncelliğini yitirme, tarihsel bir veri olarak kabul edilememe, kamu yararı oluşturup oluşturmama, içeriğin bir siyasetçiye veya ünlüye ait olup olmaması, içeriğin olgusal gerçekler ya da değer yargısı içerip içermediği, kamuoyunun ilgili veriye yönelik ilgisi ve bunun gibi kıstasların her somut olayda ayrı ayrı ele alınmasını vurgulamıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin unutulma hakkı ile ilgili N.B.B başvurusunda, başvurucu uyuşturucu kullandığı iddiası ile ilgili kendisi hakkında yürütülen ceza kovuşturması ve para cezasına hükmedilmesinin 1998 yılında gazetenin internet sayfasında yayımlanmasının ardından 2013 yılında bu haberin topluma mal olmuş bir kişi olmaması, haberin aile, iş ve sosyal hayatını olumsuz etkilemesi nedeniyle internetten kaldırılmasını ihtarname ile talep etmiştir. Talebinin servis sağlayıcı tarafından olumsuz sonuçlanması neticesinde ceza yargısına başvurmuş buradan da olumsuz bir cevap alınca bireysel başvuru yöntemiyle davasını Anayasa Mahkemesi’nin önüne getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, önüne gelen dosyada bahsi geçen haberlerin geleceğe ışık tutmadığını, güncelliğini yitirdiğini, haberlere kolaylıkla ulaşılmasını gerektiren bir haber değeri olmadığını, toplumsal ilgi, istatistiksel, tarihsel veya bilimsel bir sebebin de kalmadığını tespit ederek bahsi geçen haberlerin erişime engellenmesi gerektiğine hükmetmiştir.  Her ne kadar bu karar unutulma hakkı yönünde devrimsel bir içeriğe sahipse de Avrupa Hukuku standartlarında bu tür mahkeme kararlarında içeriğe erişimin engellemesi yerine arama sonuçlarına kısmen bağlantının kaldırılmasına hükmedilmesi gerekmektedir. Zira Avrupa Hukuku uygulamasında arzu edilen sonuç her zaman internet sitesinin tümden erişimini engelleme olmayıp daha az kısıtlayıcı yöntemlerle kişinin mağduriyetini gidermeyi amaçlamaktadır. Türkiye’deki Wikipedia ile ilgili yasaklayıcı karar ölçülülük ilkesi gözetilmeksizin verilmiş ve tümden Avrupa Hukuku yargılamasına aykırılık taşıyan bir yargı kararıdır.

Diğer yandan unutulma hakkı ile ilgili farklı ülkesel ve bölgesel uygulamaların olduğunu da unutmamak gerekir. Avrupa Birliğinde unutulmama hakkının uygulanabilmesi için kısmen kaldırılması talep edilen URL bağlantısının mutlaka gösterilmiş olması gerekir ve öncelikle arama motoruna talebin bildirilmesi ve akabinde bu talep reddedildiğinde mahkemeye başvurarak itiraz edilmelidir.

Avrupa Adalet Divanı’nın verdiği kararlara göre arama motorları unutulma hakkını uygulamaya geçirmekle yükümlüdür. Google, 29.05.2014 tarihinden itibaren unutulma hakkına ilişkin talepleri almaktadır. Avrupa Birliği vatandaşı olmayan kişiler de Avrupa Birliği topraklarında yaşıyorlarsa bu haktan yararlanabileceklerdir. Unutulma hakkından sadece gerçek kişiler yararlanabilmektedirler. Google, bu taleplerle ilgili web bağlantılı bir dijital format oluşturmuştur. Bu formata göre talep alınmakta, kısmen kaldırılması istenen arama sonuçlarının URL’si istenmektedir. Google talepleri incelerken veri öznesi hakkında arama sonuçlarının güncel olup olmadığını, toplumun bilgiye ulaşmasındaki menfaatini, veri öznesi olan bireyin kamuya mal olup olmadığını, kısmen kaldırılması istenen bağlantının güvenilir bir arama kaynağı olup olmadığını, topluma açık hale getirilen bilginin, mahiyetini incelemektedir.

Unutulmaması gerekir ki Google ve benzeri arama motorlarının unutulma hakkının uygulamasının dayanağını Avrupa Birliği coğrafyasında Avrupa Adalet Divanı’nın verdiği kararlar oluşturmaktadır ve kararların evrensel yetkisi yoktur yani sadece Avrupa coğrafyasıyla sınırlıdır. Bu noktada Türkiye’den Google’a yapılacak başvuruların şu an itibari ile Türkiye’nin bir AB üye ülkesi olmamasından dolayı olumsuz olarak cevaplandırmaktaysa da Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyesi olması ve Avrupa Adalet Divanı’nın Türkiye ile ilgili verdiği kararlara atıfta bulunarak bir sonuç alınmasının da yakın bir zamanda mümkün olacağını düşünmekteyiz. Sonuç olarak teknolojik dönüşümün bireyler ve tüzel kişiler için distopyaya dönüşmemesi, insanlığın onurunun korunabilmesi için mutlaka evrensel hukuk mekanizmaların bir an evvel oluşturulması ve bu mekanizmaların etkili sonuçlar doğurabilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi gerekmektedir.

Biyografi:

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Avrupa Birliği Hukuku master dersleri ile Almanya Justus Liebig Üniversitesi’nden Uluslararası Hukuk dersleri aldı. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Uluslararası Ticaret Hukuk dersleri verdi. Kaşka, Türk Patent Enstitüsü’ne kayıtlı Marka ve Patent vekilidir.