Karantina bittiğinde hatırlıyor olmamız gereken 5 önemli ders

Spot: Pandemi sürecinde neler yaşadığımızı unutmayalım.

 

Etrafımızdaki pek çok kişi karantina süreci bittikten sonra nasıl bir hayatın bizi beklediği konusunda merak duymaya başladı. Hayat nasıl olacak? Yeni normal nedir? Bütün bu soruların cevapları nerede yaşadığınıza, bu süreçte neler deneyimlediğinize ve bu süreci nasıl atlattığınıza göre değişecektir.

  1. Başkalarıyla olmak mutluluğun anahtarı

Çoğumuz bu süreçte başkalarıyla iletişimde olmak için sosyal medya ya da Zoom gibi platformları kullandık. Fakat, başkalarıyla bu platformlar sayesinde iletişim kurabiliyor olmaya minnet duymakla birlikte, bunların bir kişiyi yüz yüze konuşmakla aynı olmadığını da kabul etmeliyiz.

Peki neden? Öncelikle, sosyal medya bizi her zaman birbirimizle yakın bir şekilde bir araya getirmiyor. İnsanlar genellikle sosyal medyada yaptıkları şeylerde hayatlarını gerçekte olduğundan daha kaygısız ve mükemmel bir şekilde sergiliyorlar. Fakat bu durum insanların zayıflıklarını ve hassasiyetlerini paylaşmaları için oldukça küçük bir alan bırakıyor, ki bunun da başkalarıyla bağ kurmak için çok önemli olduğunu söylememiz gerekir. Ve tabii ki, sosyal medyada mutluluğunuzu alt üst edebilecek pek çok tetikleyici haber de var. Eğer bu mecralarda derin bağlar kurma arayışındaysanız, hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz oldukça yüksek.

Dolayısıyla, uzakta bulunan arkadaşlarımla iletişim kurmak için çevrimiçi platformları kullanmaya devam ederken, aynı zamanda kişilerle gerçekten bir araya gelebildiğimiz anların da paha biçilemez olduğuna dair yeni ve güçlü bir anlayış geliştirdim. Yeniden bir araya gelebildiğimizde sevdiklerimle daha fazla vakit geçirip onlara daha fazla yakınlık göstermek bu deneyim sonrası kesinlikle daha çok önem vereceğim bir şey olacak.

Yakın dönemde, kısıtlamalar yavaş yavaş kalkarken, ailemizle ve dostlarımızla fiziksel olarak mesafeli daha çok buluşma yaşayacağımızı ümit ediyorum. Birbirimize sarılamıyor olsak da en azından birbirimizin gözlerinin içine bakabiliriz. Bu kriz geçtikten sonra, daha farklı konserlere, spor etkinliklerine ve benzer şeylere gitmeyi önceliklendirmeyi planlıyorum. Başkalarının fiziksel varlığından aldığımız duygu ve bağlılık hissi, onlarla bir deneyimi paylaşabiliyor olmak ilham verici. Yalnızca karantina süreci geçtikten sonra bu varlığın değerini bilmek değil, aynı zamanda insanlığın ortaklığına dair hislerimi de derinleştirmeye odaklanacağım.

  1. Stresi azaltmak herkes için iyidir

Pek tabi ki, bu pandemi sürecinde stres yaşatabilecek pek çok şey oldu. İnsanlar için; işini kaybetme, hastalanma ve farkında olmadan bir yakınımıza hastalık bulaştırmış olma riski oldukça endişe verici konular. Karantinada kalmak zorunda olmak hepimizi normalde stresle baş etmek için kullandığımız yöntemlerden de uzak tuttu. Örneğin sevdiklerinizle dışarı çıkamamış ya da spor yapmak için bir spor salonuna gidememiş olma ihtimaliniz yüksek. Bunlara ek olarak, sürekli olarak kötü ve tetikleyici haberlere maruz kalmak endişemizi ve çaresizlik hissimizi arttırdığı gibi uyku kalitemizin düşmesine de sebep olmuş olabilir.

Sürekli olarak tetikte olmak ne zihnimize ne bedenimize ne de etrafımızdakiler için iyi bir şey değil. Duygusal bulaşma, yani kendi stresimizi beslemek ve korkunun başkalarına da bulaşma durumu gerçekte var olan bir şey. Bu durum sürekli aile bireylerimizle ya da yakınlarımızla aynı çemberde bir arada bulunmak zorunda olduğumuz günlerde kendini çok daha açıkça belli ediyor.

Fakat evde kalmanın bir güzel yanı da şu ki, bu durum çoğumuzu hayatta biraz yavaşlamaya ve stresimizle baş etmek için bizi yeni yöntemler bulmaya zorladı. Belki de sonunda meditasyon yapmayı öğrendiniz ya da belki de deneyimlerinizi yazdığınız bir günlük edindiniz. Bazılarımız çizim yapmaya, bahçeyle uğraşmaya ya da bir enstrüman çalmaya başladı. Bütün bunlar ruh sağlığımızın iyileşmesi için büyük potansiyel taşıyor.

Stresi azaltan en önemli şeylerden biri: Başkalarına karşı nazik olmak ve ihtiyaç sahibi kişilere yardımcı olmak. Yardım eden gönüllü kişilere sorduğunuzda size söyleyecekleri bir şey vardır. Dikkatinizi başkalarına odaklamak kendi endişe ve stresinizin azalmasına yardımcı olacaktır. Bunu yeni dönemde hayatınızda öne çıkarabileceğiniz önemli bir ders gibi görebilirsiniz. Başkalarına yardımcı olmak yalnızca sizin akıl sağlığınıza iyi gelmekle kalmayacak, aynı zamanda pandemiden etkilenen başkalarının da iyileşmesine yardımcı olmanızı sağlayacaktır.

  1. Minnettarlık göstermek önemli

Bu dönemde kritik görevlerde çalışan kişilere minnet duymamız gerektiği çok önemli bir gerçek.  Gıda tedarikçileri, sağlık çalışanları, kargo görevlileri ve başkalarının ihtiyaçlarını sağlamak için öncelikli riskleri alan herkesin yaptığı işler çok kıymetli. Bu kişilere borcumuzu ödeyebilmemiz nasıl mümkün? Yalnızca biraz minnettarlık gösterip onlara kibarca yaklaşarak mümkün.

Pandemiden önce, muhtemelen çoğumuz bu işleri yapan kişiler hakkında iki kez düşünmüyorduk. Şimdi herkesin radarında olduklarına göre, onlara minnet duyan insanların bunu yalnızca onları alkışlayarak ya da seslenerek iletmesini, onlara yemek ya da bahşiş bırakmasını görerek hissetmek onlar için memnun edici olacaktır. Yalnızca “teşekkür ederim” demek bile etkisini gösterecek bir iyi niyet göstergesidir.

Minnettarlık yalnızca günümüzün kahramanlarına gösterdiğimiz bir şey olmamalı.

Hayatlarımızı daha kolay ya da güzel hale getiren herkese ya da her şeye daha çok minnettarlık gösterebiliriz. Minnettarlık göstermek yalnızca iyi hissettirmez, aynı zamanda hem minnet duyulan kişilerde hem de buna şahit olan kişilerde daha çok kibarlık ve cömertliği teşvik eder. Dolayısıyla çok daha verimli bir döngü oluşturur. İçten bir şükranlık göstergesi hem kişisel ilişkiler hem de toplum için bir nevi tutkal görevi gördüğü için, minnet göstermek daha nazik ve merhametli bir toplumun oluşmasına yardımcı olur.

  1. Düşündüğümüzden daha az şeye ihtiyacımız var

Karantina süreci başlamadan önce, modern açıdan kolaylık sağlayan şeyler olmadan da nasıl mutlu olunabileceğini anlayabileceğimi tahmin etmezdim. Artık bir alışveriş merkezinde rahatça gezmek, saçlarımı kestirmek ya da tek bir ürün için bir markete girmek imkansız hale gelmesine rağmen fark ediyorum ki, bütün bunlarsız da ayakta kalabiliyormuşum.

Alıştığımız gibi pek çok şeye ya da kolaylığa o kadar da ihtiyacımız olmadığı açıkça görünüyor. Yemek, su ve sağlık gibi çok temel ihtiyaçlarımız lüks alışveriş yapmak ya da her şeyin en yenisini satın almak istemekten çok daha önemli. Pek çok tüketim ürününün ya da aktivitesinin gezegenimizin sağlığını nasıl etkilediğini gördükçe, önceliklerimizi gözden geçirmek ve herkesin temel hayatta kalma ihtiyaçlarının gerekliliği için bazı şeylerden feragat etmek çok önemli hale geliyor.

Şanslıyız ki, kişisel sağlığımız ve iyiliğimiz tüketim ürünlerine bağımlı değil. Araştırmalar gösteriyor ki, nezaket ve cömertlik bizi sürekli kendimize bir şeyler satın almaktan daha çok mutlu ediyor. İnanması zor olabilir fakat, insanlar genellikle başkalarına bir şey vermenin onların mutluluğu üzerindeki etkisini küçümsüyor.

Fakat şu doğru: Toplum olarak daha az tüketip daha çok verdiğimizde, daha mutlu olma ve daha sağlıklı bir toplum yaratma şansımız daha yüksek olacak.

  1. Birlikte hareket ettiğimizde daha güçlüyüz

Dünyadaki toplumlar pandemi sürecini yönetmeye çalışırken, hepimizin öğrendiği tek şey iş birliğinin ne kadar önemli olduğu. Yalnızca toplu bir çabayla dünyadaki bu büyük tehdide karşı bir şey yapabiliriz.

İnsanların, herkesin iyiliği için bütün zorlayıcı önlemlerle iş birliği yapmaktaki istekliliğini görmek oldukça umut verici. İnsanları sürü halinde tek bir yönde ilerlemelerini sağlamak kolay bir iş değil, özellikle de kendi kişisel özelliklerinden fedakarlık etmeleri gerekirken. Fakat ortak menfaat için birlikte çalışmak pandemi süreciyle baş etmemizde bize yardımcı olurken dünya üzerinde yoksulluk, şiddet gibi iş birliği gerektiren başka konuları da çözme konusunda bize ilham verebilir.

Kaynak: https://greatergood.berkeley.edu/

Jill Suttie’den çeviren Y. Kanburoğlu