Haziran Bizim Ayımız

 

Mira Uğurel :

Mira, bildiğimiz kadarıyla “Haziran Bizim Ayımız” senin ilk projen değil. Daha önce neler yaptın ve projede nasıl ilerliyorsun biraz anlatabilir misin?

Öncelikle herkese merhabalar. Ben Mira, 10 yaşındayım. Yeni projem “Haziran Bizim Ayımız”dan daha önce LÖSEV için bir sosyal sorumluluk projesi hazırladım. Bu projenin ismi “Bir Renk Bir Hayat”tı. Projeye başlamadan önce kafamda tasarlamalar yapıyorum ve sonra bunları resim olarak hazırlıyorum. Hazırladığım resimleri yaptığım çanta ve tişörtlere bastırıyorum. Bu şekilde projeyi renklendirmiş oluyorum.

Haziran Bizim Ayımız ismini nasıl belirlediniz?

“Haziran” benim ayımın ismi. Bu ayı bana çok sevdiğim birinin hediyesi. Haziran’ı seçmemin sebebi hasta ve tedavi gören arkadaşlarım daha yakın olup yardımcı olmaktı. Bu büyük fotoğrafı arkadaşlarım için verdiğim davette sergileyip resmi onlarla tamamladım ve en altına şu notu bıraktım: Sevgi paylaştıkça çoğalır.

Projede bugüne kadar neler yapıldı?

Proje için hasta arkadaşlarımla çeşitli organizasyonlar yaptım. Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesi yararına yürüttüğüm bu kampanyayı Türkiye Kan Ordusu Kanser Derneği ile iş birliği yaparak devam ediyorum. Bu konuda dernek başkanı Serhat (Serhat Aytan) abiye ve Demek ablaya çok teşekkür ediyorum.

Haziran Bizim Ayımız projesiyle neyi hedefliyorsun peki?

Bu projeyi sürdürebilmeyi ve daha çok insanın dikkatini çekip onlara yardım etmeyi istiyorum.

Size destek olmak isteyen insanlar neler yapmalılar, nasıl destek olabilirler?

Öncelikle Instagram üzerinden bizi takip etmelerini istiyorum. Bu projeyi yapmamın en büyük amacı daha çok insanın kan verip hasta çocukların iyileşmesi. Bunun için 3 tüp kan verip ilik nakli için donör olmanızı istiyorum. Herkese sağlıklı bir hayat diliyorum Haziran bizim ayımız, desteğinle hepimizin olsun!

Özge Kuran:

Mira’nın sosyal sorumluluğa olan ilgisi bu projeyle birlikte farklı bir boyuta taşındı. Siz bu konuda neler söylersiniz?

Mira’nın bu yaşında böyle büyük bir projede tüm gücüyle ve varlığıyla çalışması sadece onun kendi içinden gelen bir motivasyonla olabilirdi. Benim bu konuda bir anne olarak gururlanmaktan başka söyleyeceğim çok bir şey olamaz. Benden talep ettiği bir yardım ya da yol gösterme gibi bir durum olduğu zaman devreye giriyorum.

 

İnsanların, yapılan bu projede ulaşılan hasta çocuklar ve onların hayatlarında bıraktığımız etkiyi görüp cesaretlenmeleri, yardım etmek istemeleri, ellerini taşın altına koyup sosyal toplumun en gerekli ama beklide ne yazık ki ülkemiz gibi yerlerde en çok unutulan ‘’yardımlaşma’’ geleneğinin sürdürülebilmeleri adına, yeni jenerasyonun bu denli aktif rol alması çok önemli. Bu tarz sosyal sorumluluk projelerinin ve bunların aktif yürütülmesinin kesinlikle genç nesil tarafından yapılıp yönlendirilmesi gerekliliğine inanıyorum. Onlar bizim geleceğimizi olduğu kadar, gençken yaptıklarıyla geleneğimizi de şekillendirecek olan çocuklar. Her anne/baba ve öğretmenin bunun farkındalığıyla, bu genç nesle bu tarz projeler geliştirmesi için gerekli alanı ve imkânları yaratıp, kalanı onların çalışmasına ve hayal gücüne bırakması gerektiğine inanıyorum.

Biz Mira’yla birlikte böyle bir proje için adımı attığımızda ben, Mira’nın arkasına onu takip eden, sadece istediği zaman yanında ona yol gösteren/yardım eden biri oldum. Gerisi tamamen onun hayal gücü ve zamanını bu proje için çalışarak geçirmesiyle hayat buldu.

Bu tarz sosyal sorumluluk projeleri her anlamda ciddi bir sorumluluk ve fedakarlık istiyor. Her şeyden önce Mira bunun farkındalığıyla bu fedakârlığa bu kadar erken yaşta ve bu yaptığını tamamen kalbinden gelerek yapmak istemesi sanırım benim hayatta onun varlığından sonraki en büyük ikinci şansım olabilir…

Projenin Instagram hesabını siz yönetiyorsunuz sanırım. Beklediğiniz ilgiyi gördünüz mü insanlardan?

Instagram hesabı ve bu projenin diğer sosyal medya hesapları ya da bildiri duyuruları vs. ile ilgili beklenen ilgiyi görmememizin sebebi, proje o kadar dört nala ve hızlı bir yola girdi ki, startı verdiğimiz günden itibaren, ben de bu konuda biraz yetersiz ve zaman anlamında kısıtlandım ve yeteri kadar bu hesaplara zaman ayıramadım. Bu röportaj sayesinde eminim bu hesaplarda bizi takip eden insanların sayısının fazlalaşmasıyla, hem bu projelerdeki iş yükü bütün katılımcılara bölünecek, bölündükçe de çoğalacak… Bu büyümenin ve çoğalmanın, hasta çocuk elbette olacak ama, mutsuz tek bir çocuk kalmayana kadar devam etmesi gerekiyor. İlik ve kan bağışı konusuyla alakalı İzmir’de ikamet eden, bu hastalıkla sınanan çocukların yanında olmak isteyip, onlara bir el vermek, bir hayat vermek, bir tebessüm vermek isteyen herkesi öncelikle Instagram sayfamıza bekliyoruz. Oradan belki de girişecekleri işi önceden görüp, kendilerine “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sorabilirler. Instagram’ın bu sorularının cevabını birlikte aramamız açısından güzel bir platform olduğunu düşünüyorum. İsteyen herkes, bu sayfayı takip edip, yaptığımız projelerle ilgili bilgi alıp, yardımı olacağı konuları bizimle paylaşabilir