Güven Ve Samimiyetin Buluştuğu Mekan: LOST

İyi bir aşçı tutarsanız bu işi herkes yapabilir. Ama olay bu değil. Önemli olan insanlara güleryüzlü hizmet sunabilmek!

İzmir Balçova’da 11 yıldır öğrencilerden iş dünyası temsilcilerine kadar her kesimden müşteriye hitap eden ve müşterilerinin güvenini kazanan Lost Cafe, 11 yıllık tecrübesiyle büyüme hamlesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Kafe, restoran ve bar konseptini bünyesinde birleştiren Lost Cafe’nin kurucusu Ali Hökenek, güven ve samimiyete temellenen başarısının öyküsünü dergimize anlattı.

Sizi tanıyarak başlayalım? İş hayatında bugüne kadar hangi kurumlarda görev aldınız ve Lost Cafe’yi kurmaya ne zaman karar verdiniz?

Ben eski tekstilciyim. Uzun yıllar Türkiye’nin çok büyük markaları adına tekstil sektöründe faaliyet gösterdim. Daha sonra ülkemizi ve özellikle tekstil sektörünü etkileyen ticari sıkıntıların ardından bu alandaki yatırımlarıma son verdim.  Bu gelişmenin üzerine 11 yıl önce Lost Cafe’yi açarak şu an faaliyet gösterdiğim sektöre geçiş yaptım. Keşke bu sektöre daha önce geçiş yapsaydım. Çok daha keyifli, çok daha zevkli, çok daha tatmin edici bir meslek.

Müşterilerinizle çok farklı bir diyaloğunuz olduğunu biliyoruz. Lost Cafe’nin başarısının ardındaki en önemli sebeplerden birinin bu olduğunu söyleyebilir miyiz?

Aynen öyle. Ben insanlarla diyaloğu ve sohbeti severim. Bence hizmet sektörünün asıl amacı da budur. Sektörümüzde insanlara yalnızca zengin menüler sunmak yeterli olmuyor. İyi bir aşçı tutarsanız bu işi herkes yapabilir. Ama olay bu değil. Önemli olan insanlara güleryüzlü hizmet sunabilmek. Bizim başarımızın asıl nedeni insanlarla diyalogdur.

Lost adı nereden geldi? Meşhur Lost dizisinden mi?

Evet, ismimizi diziden aldık. 11 sene önce en revaçta olan diziydi. Bu ismi markamızla da “Kendinizi kaybedeceksiniz” sloganıyla bağdaştırdık. O dönem diziyi de düzenli yayınlıyorduk ve onu izlemek için gelen müşterilerim de mevcuttu. Ama öyle bir bağ kurduk ki, 11 yıl önceki müşterilerimiz hala bizi tercih ediyor.

Peki konsepti nasıl oluşturdunuz? Sizi güçlü ve farklı kılan en önemli özelliğiniz nedir?

Yola kendi zevkime göre çıktım fakat süreç içerisinde müşteriler de beni çok yönlendirdi. En büyük amacımız her kesimden insanı aynı mekanda buluşturabilmekti. O sebeple müşterinin isteklerine çok önem verdik. İlk açıldığında Lost yalnızca bir kafeydi. 11 yıl içerisinde müşterilerimizin talepleri doğrultusunda menümüzü zenginleştirdik ve konseptimize de buna göre dokunuşlar yaptık. Öne çıkan özelliğimiz ise her zaman samimiyet. Rahatlık göreceli bir kavram ama samimiyetin standardı vardır. Bizim en büyük farkımız, herkesin rahatça gelip hiçbir sorun yaşamadan buradan çıkabilmesidir. Geri kalan hiçbir şeyin önemi yok. Zaten bunu yaptıktan sonra başarı da geliyor.

Gıda sektörü gibi hassas bir sektördesiniz. Gıda sektörü temsilcilerinden hizmet alan müşteriler oturacakları yeri seçerken nelere dikkat etmeli?

Maalesef mutfakta dikkat edilecek çok fazla şey yok çünkü pek çok mekan kapalı mutfak olarak çalışıyor. İnsanlar yemeklerin kalitesini genelde prezentasyondan anlıyor. Ama mümkün olduğunca yemeklerin müşterilerin önünde hazırlandığı, içeceklerin de aynı şekilde görünür şekilde doldurulduğu yerleri tercih etmek önemli. Benim için en önemli şeylerden biri de tuvaletlerin temizliğidir. Tuvaletleri temiz işletme, genelde temiz bir işletmedir.

Sizin kalite politikanız nedir? Sunduğunuz ürünlerde ne gibi kriterleri gözetiyorsunuz?

Biz öncelikle fiyat adına kaliteden ödün vermiyoruz. Her alanda markalı ürünler kullanıyoruz. Mutfağımız her müşterimize açıktır. İsteyen müşteri istediği gibi kontrol edebilir. Ayrıca tüm sürecimiz de kamera kaydı altındadır. İsteyene bu görüntüleri de her an sunmayı öneriyoruz. Kısacası şeffaflığa çok önem veriyoruz.

Şubeleşme hedefiniz var mı? Lost’un hizmet kalitesini yaygınlaştırma konusunda girişimleriniz mevcut mu?

Kurumsallaşma ve şubeleşmeyi gündemimize almış durumdayız. Aslında şubeleşmek çok kolay. Önemli olan bu kalite ve standardı aynı şekilde devam ettirmek. Bu hedefle uygun anı bekledik fakat yakın zamanda doğru bir lokasyonda ikinci şubemizi açmayı planlıyorum.

Şubeleşme aşamasında franchise modeline dair düşünceleriniz nelerdir? Bu konu da gündeminizde mi?

İkinci şubemi kendim açmak istiyorum. İkinci şubemi açtıktan sonra franchise sistemi ile daha geniş kitlelere hitap etmeyi hedefliyorum. Bu süreçte franchise standartlarımızı da belirleyerek bu konuda sistemli bir şekilde yol alacağız.

Catering sektöründe de faaliyet gösteriyorsunuz. Bu alanda ne gibi hizmetleriniz mevcut?

Catering ve organizasyon birbirine çok benzer gibi görünür ama aslında çok farklı şeylerdir. Catering işinde beklenti çok daha yüksek ve planlama programlama çok daha öncesinden başlıyor. Bu süreçte yeterli ve kaliteli ekipmanlar da büyük önem kazanıyor. Biz bu konuda gayet tecrübeliyiz ve doğru ekipmanlara da sahibiz. Bugüne kadar çok büyük organizasyonlar da yaptık. Doğum günlerinden kahvaltılara, büyük yemeklerden davetlere kadar her alanda hizmet veriyoruz. Şu an 700 kişiye kadar organizasyonlar gerçekleştirebiliyoruz. İzmir çevresinde de bu kapasite fazlasıyla yeterli oluyor.