Doğa Anayı Anlamak

Spot: Şimdiki zamanda denizden ne çıksa yenir mi?

Sürekli bir tartışmalar var yemek etrafında. Ne yararlı ne zararlı, bizim için ne iyi ne kötü… Şunu ye bunu yeme. Sürekli yeni bilgiler geliyor her bir taraftan. Şu diyet bu diyet vs. hep böyle felaket senaryoları ama temelinde yemek hepimizi bir sofra etrafında birleştiriyor. Bizi bir arada tutuyor, mutlu ediyor, besliyor… Gıda sadece midemizi değil ruhumuzu, bedenimizi de besliyor. İyi beslenmeye, iyi yaşamaya çalışıyoruz. Bedenimizi daha çok dinliyoruz. Tüm bunların yanında bedenimizin belki de en önemli ihtiyacı olan uykuyu da unutmamak lazım…

İyi olanı keşfettiğimiz, doğal olanın kıymetini anladığımız, gelenekselliğe, köklerimize dönmenin aslında ne kadar doğru olduğunu fark edip hayatımıza yaydığımız bu yolculukta, bedenimizin ve ruhumuzun ihtiyacı olan doğru beslenmeyi ihmal etmemeliyiz. Özellikle böyle bir dönemde.

Yaşadığımız bu gezegende eşine az rastlanır bir coğrafyaya sahibiz. Bu kadar özel olmasının en önemli nedenlerinden birinin üç tarafı denizle kaplı olması olduğuyla övünen bir coğrafya, o övündüğü şeyin parçası olmaktan nasıl bu kadar uzak olabilir? Bizim için deniz sadece güzel manzaralı bir ev. Bizim için deniz, tatile deniz kıyısında bir yere gidip, o deniz kıyısındaki bir balık restoranında “buranın da manzarası müthiş” deyip ondan sonra da masaya dönerek masadaki gündelik hayhuya teslim olmak. Tabi ki olmazsa olmazımız birkaç tane Instagram fotoğrafı… Denizlerimizin kıymetini bilmeyen kişilerin, denize dair meşhur cümlelerinden bir tanesi de “denizden babam çıksa yerim”. Gerçekten şimdinin denizinde, şimdinin Türkiye’sinde, şimdiki zamanda denizden ne çıksa yenir mi?

Çocuklarımızın ileride denize, denizin içinde yaşayan her canlıya, doğaya, gıdaya saygı duyan bireyler olmaları için yapabileceğimiz çok şey var. Denizden, topraktan, doğadan giderek uzaklaştığımız modern şehir hayatında gerçek gıdadan da koptuğumuz bir gerçek. Bugün sağlıksız beslenme sayesinde dünyada yaklaşık 42 milyon çocuk ya aşırı kilolu ya da daha kötüsü, obez.

İnsanız, hatalar yapıyoruz, bir şeyler olmuyor… Her birinden bir ders alarak bir sonraki aşamaya geçiyoruz. Hiçbirimiz mükemmel değiliz. Mükemmel diye bir şey yok zaten. Mükemmele ulaşmaya çalışıyoruz her gün. Halbuki sürekli değişen insanlarız. Hikayeler sürekli değişiyor. Yemeklerimizde bu değişimin bir parçası…