ÇOCUK MERKEZLİ OYUN TERAPİSİ

Biz yetişkinler hayatımıza geriye dönük bir film şeridi gibi baktığımızda herhangi bir karenin flash travma karesi olduğunu ve aslında biz büyürken ebeveynlerimizin ya da bize eşlik eden yetişkinlerin, belki de öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın o anda çokta önemsemediği ufak tefek sandığı olaylara hayatımızın sıkışabildiğini görebiliriz.

Çocuklar duygularını yetişkinler gibi anlamlandıramaz ve duyguları hakkında yetişkinler gibi konuşamazlar. Yaşadıkları sorunların çoğunu yetişkinlerle veya arkadaşlarıyla paylaşmaz içlerine atarlar. Bunu sorunlarını belli edemeyecek kadar çok korktuklarından ya da kendilerini sıkıntıya sokan şeyin ne olduğunu bilemediklerinden yaparlar. Maalesef ki bir süre sonra da ifade edemedikleri bu duyguların içinde sıkışıp kalırlar. Sağlıklı ilişkiler kurmakla ilgili sorunlar yaşar, sorunlarının varlığını olumsuz davranışlar olarak çevreye yansıtırlar. Bu olumsuz davranışlar aslında üzerinde çalışılması gereken, çocuğu rahatlatacak birer fırsat olarak görülmelidir.

Pek çok çocuk aslında çözümlenebilecek, ufak tefek müdahalelerle tekrar yapılandırılabilecekken uzman olmayan kişiler tarafından, bazen aileleri bazense sosyal çevreleri tarafından hiç de hak etmedikleri tanılarla etiketlenir ve kendilerini dışlanmış hisseder ve belki de gerçekten ilişkilerinde dışlanırlar. Çocuk merkezli oyun terapisi ise çocuğun iç görü kazanarak meselelerini çözmesinin yanında, sağaltım sağlayarak meseleleri biriktirip travmatize olmasının önüne geçer.

Ebeveynler yaşanan sorunlarda çocuklarına meselenin ne olduğunu sorduğunda, çoğu zaman çocuğun yanıtı “hiçbir şey” ya da “bilmiyorum” olur. Bilmeliyiz ki böyle durumdaki çocuğa yetişkinler tarafından sorulan sorular, çocuğun içinde bulunduğu meselesiyle ilgili çözüme dair pek katkı sağlamayacaktır. Çocukların kelimeleri oyunlarıdır. Sorduğumuz sorulara yanıtları, kelimelerle değil fırsat sağlanırsa oyunlarla verirler. Çözüm için onları gözlemlemeli ve çocuklarımızla oyun oynamaya vakit ayırmalıyız. Çocuklar oyun oynayabilecekleri fırsatların verildiği, materyallerin sağlandığı her yerde oyun oynarlar. Bu oyun sevgileri de çocukların sorunları üzerinde odaklanmak ve sorunlarıyla başa çıkmalarına yardım etmek için kaçırılmaması gereken bir fırsattır. İşte çocuk merkezli oyun terapilerinde bizler tam olarak bu fırsatı değerlendiriyoruz. Sorunları çocuk büyüyüp de içinden çıkılmaz bir hal almadan, davranış bozukluğuna, depresyona ya da psikolojik bazı dışavurumlara sebep olmadan çözmeye çalışıyoruz.

Unutulmaması gerek bir nokta var ki; çocuk merkezli oyun terapisi bir süreçtir. İçeriğinde anne babalara, bakım verenlere psiko eğitimi de içerir. Bu sürecin çocuğun meselesini çözmenin yanında aileye verilen psiko eğitimlerle bir diğer kazanımı da ailenin çocuklarını büyütürken kendi çocukluk dönemleriyle tekrar yüzleşerek, belki kendilerinde eksik olan birçok gelişimsel aşamayla ilgili farkındalık kazanarak kendi çocukluğunu dolayısıyla kendini onarma fırsatı bulmasıdır.

Oyun odasında protokole özel oyuncaklar ve terapistin kullandığı özel bir dil vardır. Bazı çocuklar bu dili şaşırtıcı bulurlar. “Sürekli papağan gibi beni tekrarlıyorsun”, “sürekli konuşuyorsun, sus lütfen” gibi geri bildirimler yaparlar. Terapist seans boyunca tutarlı bir şekilde aynı dili kullanmaya devam eder. Traking denilen bu özel dil çocuğun duygusunu işlemesi adına 30 saniyede bir kullanılır. Aslında traking ile süreç boyunca çocuklara hissettirilenlerden biri “bu duygu senin en doğal hakkın, şu an bunu hissediyorsun, kardeşin senin oyununu bozduğu için ona şu an çok kızgınsın, çok öfkelisin” gibi onu kabulle ona anlaşıldığı duygusunu vermektir. Bu kabulü gören çocuğun deneyimlediği ise “terapist ablam beni anladı, annem beni anladı, anlaşıldım ve bunu yapmaya bu duyguyu yaşamaya hakkım var” gibi haklı duygusunu yaşamaya izin verildiğidir.

Oyun, çocukların dünyası ve oyun odası da onların bu dünyalarını sahneledikleri alanlardır.

Uzman terapist eşliğindeki oyun terapisi odaları onları üzen, sıkan, iyi hissettikleri şeyleri oyunla anlatabilecekleri güvenli kapsayıcı ve büyütücü alanlardır. Çocuk merkezli oyun terapisi çocuklara iç görü kazandırarak onlarda girişimcilik, çatışma yönetimi, empati, cesaret, özgüven, öz yeterlilik, disiplin, öz denetim, iç motivasyon gibi becerileri geliştirir.

Çocuğun çok uğraştığı, aslında enerjisinin çoğunu alan ve onu meşgul eden meselesini çözmenin yanında fiziksel, zihinsel, sosyal, psikomotor, dil ve duygusal gelişim alanlarına katkı sağlar.

Kendisi üzgün olmayan hiçbir çocuk anne babasını üzmez. “Bizi üzüyorsun” dediğimiz her durum için, çocuğun neden üzgün olduğuna bakmalıyız. Unutmayalım, çocuklar fiziksel bakım kadar duygusal bakıma da muhtaçlardır.

Franchise Market Türkiye
Üç ayda bir basılarak kitabevlerinden sanayi odalarına, beş yıldızlı otellerden havalimanlarına kadar birçok noktaya ulaşıyor. Hazırladığımız kaliteli, zengin içeriklerle ve ortak platformda buluşturduğumuz markalar, tedarikçiler ve yatırımcılarla franchise sektörüne hız veren ve ileriye taşıyan katma değerler yaratıyoruz ve daha fazlasını yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.