Benimsenmemiş duygularınız sizi nasıl incitiyor?

İstenmeyen duyguları uzaklaştırma çabası her zaman ters teper. Hiç “sinirli değilim!!” şeklinde bağıran birisini duydunuz mu? Cevabınız evet ise -benimsenmemiş duygunun- eyleme dökülmüş haline şahit oldunuz demektir. Benimsenmemiş duygular, bilinçli olarak zihinden uzaklaştırmaya çalışılan ve sorun çıkaran duygulardır. Kendi kendinize o duyguyu hissetmediğinizi söyler ve onlara yüz vermezsiniz. Maalesef ki istenmeyen duyguları yok saymak bize pahalıya mal olur.
İstenmeyen duyguları ortadan kaldırmak için harcadığımız enerji bazı problemlere sebep olur:

  • Anksiyete ve depresyon gibi, duygudurum bozukluklarını besleyen ruhsal gerilimler
  • Baş ağrısı, sırt ağrısı, sindirim sorunları, mide problemleri vb. psikosomatik belirtiler
  • Enerjik olma halinin kaybolması ve kronik yorgunluk, unutkanlık veya dalgınlık ile sonuçlanması

3 Temel Benimsenmemiş Duygu

Her duygu değerlidir ancak bazıları diğerlerine göre daha popülerdir. Benimsenmeyen duygular popüler olmayanlardır çünkü bireyde stres ve huzursuzluğa sebep olur. Psikoterapi tecrübeme dayanarak liste başında yer alan 3 benimsenmeyen duygudan bahsetmek istiyorum.

  1. Öfke
    Bir atasözü der ki “Depresyon içimize dönmüş olan öfkemizdir”. Öfkeyi yok saymak en cömert enerji kaynağımızı da yok saymak demektir. Öfkemize ulaşabilmeyi ve odaklanabilmeyi öğrenirsek depresyon ve anksiyeteyi azaltırken canlandırıcı bir enerji ve netlik de üretiriz. Öfkeyi işleyebilmek ve ifade edebilmek hayatımızı değiştirir.

 

  1. İncinmek
    Çocukluk döneminde duygularımız incindiğinde ağlar ve yolumuza devam ederiz. Yetişkinlikte ise incinme duygusu çok daha karmaşık bir hale gelir. Özellikle zorbalığa maruz kaldığımız bir hikayemiz varsa kırıldığımızı kabul etmek utanç verir ve aşağılanmış hissettirir. Böyle böyle incindiğimizi inkâr etmeyi öğrenir ve kırılgan hissetmekten kendimizi koruruz. İronik bir şekilde, eğer birisi “kırılmadım” diyorsa kesinlikle kırılmıştır diyebiliriz. Kırgınlığımızı fark edebilmek ve ifade edebilmek bizi utanç döngüsünden kurtarır, duygusal sınırlarımızı güçlendirir ve öz saygımızı artırır.

 

  1. Korku
    Ürkütücü bir filmi izlerken veya lunaparktaki oyuncaklara binerken korku hissetmek eğlenceli olsa da gerçek hayattaki ölçüsüz korku kaygıyı ve paniği artırır. Çok az insan kontrolü kaybetmiş olma hissinden keyif alır. Büyük çoğunluk korku ortaya çıktığında onu inkar eder veya üzerinden geçip gitmek ister. Ne yazık ki korkuyu inkar etmek yanlış kararlar vermeyi, yıkıcı riskler almaları ve yargıda problem yaşamayı beraberinde getirir.

Gerçek Duygularınızı Gün Yüzüne Çıkarmak ve Onları Onurlandırmak

Duygular onurlandırıldığında ve ifade edildiğinde, temel benlik algınız güçlenir. Daha odaklı ve hazır hale gelirsiniz. Kendinize daha iyi uyum sağladığınızda başkalarına da daha iyi uyum sağlarsınız. Gerçeklik, yolunuzu aydınlatan ışık olur böylece duygusal anlamda zorlayıcı durumlarda doğru yönü daha kolay bulursunuz.
Elbette her duyguyu daha ılımlı hale getirmek zaman alacaktır. Bu bir devrim değil duygusal evrim sürecidir. Bu konuda size yardımcı olacak birkaç ipucu paylaşmak istiyorum:

  1. Duygularınıza derin bir dalış yapın

Çok sık olarak hayatımızı otomatik pilota emanet ediyoruz. O hayatımızı devam ettirirken bizler bilgisayar karşısında saatler harcıyoruz. Dikkatimizi tekrar iç dünyamıza çevirebilmek için yansıtma yapmalıyız. Örneğin günlük tutmak bunun için harika bir adımdır. Her zaman duygu ve düşüncelerinizi karalayın. Böylece günlük hayatınıza farkındalık kazandırmış olacaksınız. Duygular daha az gizemli veya korkutucu hale gelecek böylece temeldeki duygularınız kişisel aydınlanmanızın beslemesini sağlayacaktır. Zamanı başlatın ve her gün yazmak için birkaç dakikanızı ayırın.

  1. Bir profesyonelden destek alın

Sanat terapisi, dans terapisi, ruhsal sağlık danışmanları, destek grupları, çocuk ve aile terapisi, çift danışmanlığı, cinsel terapi ve daha fazlası. Ve şimdilerde teleterapi ve sanal terapilerle evinizden çıkmanıza bile gerek yok. Eğer bir profesyonel ile konuşma fikri çok korkutucu geliyorsa yakın bir arkadaşınıza anlatmakla başlayın ve saklı tuttuğunuz duygularınızı paylaşın.

  1. Kendinizi ödüllendirin

Çabanızı takdir edin ve başarılarınızı kutlayın. Yerleşik davranışları değiştirmek bu dünyadaki en zor şeylerden bir tanesidir. Yalnız verilen bir savaştır. Bu yüzden kendinizi ödüllendirmeye zaman ayırmalısınız. Sosyal anksiyeteden mustarip genç bir kadın ile çalışmıştım. Kendisini ifade etmeye başlarken cesaretlendirici sloganlar kullanmayı adet edinmişti, örneğin; “bunu çok iyi anladın sen”, “bu işten daha sonra memnun olacaksın” veya “kaybedecek neyin var ki?” gibi. Kendi gelişiminin amigosu olduğundan beri daha sağlıklı seçimler yapıyor ve daha tatmin edici ilişkiler kurarak bunun keyfini çıkarıyor. Kendinizi yenilemeye bugünden başlayın.

Sean Grover’ın yazısından çeviren: Uzman Psikolog Lamia Kalender Ergül