Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu

Ekonominin daralması ve kırılganlığın artması ile yerli ve yabancı şirketlerin zor bir dönemden geçtiği malum. Bu nedenle Franchise Market dergisinin  Temmuz sayısında limited şirketlerden anonim şirketlere de geçişi gözlemleyerek ‘’ Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki ve Cezai Sorumluluğu’nu ele aldık.  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) kapsamında yönetim kurulu, anonim şirketin yürütme ve temsile yetkili organı olarak tanımlanmıştır. Anonim şirket, yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil olunur. Bu bağlamda yönetim kurulu, yürütme, karar alma, denetim işlevlerinin yanı sıra anonim şirketin, pay sahiplerinin veya şirket alacaklılarının zarara uğramasını önlemekle yükümlüdür. Yönetim kurulu üyesinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüğünü ihlal etmesi halinde TTK Madde 553 uyarınca kusurlu yönetim kurulu üyesi; şirkete, pay sahiplerine veya şirketin alacaklısına verdiği zararı tazminle yükümlüdür.  Anonim şirket pay sahiplerinin sorumluluğu, yönetim kurulu üyelerine kıyasla daha sınırlı olup genel anlamda TTK madde 329/2 gereği sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile şirkete karşı sorumlu kabul edilirler.

Yönetim Kurulu Üyesinin HaklarıYönetim Kurulu Üyesinin Yükümlülükleri 
TTK 392

Bilgi alma ve inceleme hakkı

TTK 549, 553

Özen borcu

TTK 394

Mali haklar

TTK 369, 396

Sır saklama yükümlülüğü ve rekabet yasağı

 Toplantıya katılma yasağı
 TTK 395/1

Şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağı

 

Yönetim Kurulu Üyesinin Hukuki Sorumluluğu

A-

Öncelikle TTK’nın 553. Maddesinde kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu düzenlenmiştir. İlgili hüküm uyarınca,“(1) Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlâl ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. (2) Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hâli hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar. (3) Hiç kimse kontrolü dışında kalan, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamaz; bu sorumlu olmama durumu gözetim ve özen yükümü gerekçe gösterilerek geçersiz kılınamaz.”

Yönetim ve Temsil Yetkisinin Devri Halinde Sorumluluk

TTK m. 367 gereği, “Yönetim kurulu esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. (…)” Buna ek olarak TTK m. 553/2 ise “Kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir görevi veya yetkiyi, kanuna dayanarak, başkasına devreden organlar veya kişiler, bu görev ve yetkileri devralan kişilerin seçiminde makul derecede özen göstermediklerinin ispat edilmesi hali hariç, bu kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmazlar.” şeklinde düzenlenmiştir.

TTK m. 370 uyarınca, “(1) Esas sözleşmede aksi öngörülmemiş veya yönetim kurulu tek kişiden oluşmuyorsa temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir. (2) Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla murahhas üyeye veya müdür olarak üçüncü kişilere devredebilir. En az bir yönetim kurulu üyesinin temsil yetkisini haiz olması şarttır.”  TTK m. 371 f.7 uyarınca, “(7) (Ek: 10/9/2014 – 6552/131 md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir.”

Yönetim Kurulu Üyesine Karşı Sorumluluk Davası

B-

TBK 114/2  “haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağını” düzenlemektedir. Bu itibarla, TBK m. 49 genel sorumluluk hükmü, TBK m. 114/2 atfı nedeniyle sözleşmesel sorumlulukta da uygulanır. Sorumluluğun şartları; zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağıdır.

  • Zarar

Doğrudan zarar; şirketin, ortakların veya alacaklıların malvarlıklarında meydana gelen azalmadır. Yönetim kurulu; şirketin, ortakların ve/veya alacaklıların malvarlığını korumaya yönelik bir normu yahut böyle bir etki doğuran başka bir normu ihlal ederek bu kimselerin malvarlığında bir azalmaya sebep olmuşsa zarardan söz edilir. Şirket daima doğrudan zarara uğrarken, şirket pay sahipleri doğrudan yahut dolayısıyla zarara uğrayabilir. Bir diğer önemli husus ise, şirket pay sahipleri ve alacaklılarının dolayısıyla zararı için şirketin mutlaka doğrudan zarara uğramış olması gerektiğidir. Ayrıca, dava açıldığında zarar giderilmemiş olmalıdır. Dava sürecinde davacı, ilgili yönetim kurulu üyesinin yükümlülük ihlali ile uğradığı zararını ispat etmekle yükümlüdür. Pay sahipleri ve alacaklıların uğradıkları zararın tazmini durumda haksız fiil hükümleri uygulanır.

  1. Hukuka Aykırılık

TTK m. 553’te yer alan “(…) yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler,(…) kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde,(…) sorumludurlar.” ibaresi doğrudan yönetim kurulu üyelerine yükümlülük getirmektedir. Ayrıca; TTK m.369 “Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.” şeklindeki düzenleme ile özen ve bağlılık yükümlülüğü de getirmiştir. “Tedbirli yönetici” kriteri objektifleştirilmiş bir ölçüttür. Hükmün gerekçesinde açıklandığı üzere, şirketin lehine olanı muhakkak yapmak ve zararına olandan muhakkak kaçınmak, özen borcunun ölçüsü olarak kabul edilemez. Tedbirli yönetici ölçüsü, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak «işadamı kararı» verebileceğini kabul eder ve riskin bundan doğduğu hallerde üyenin sorumlu tutulmaması esasına dayanır. Özen yükümlülüğünün sınırı TTK m.553/3’te ifade edilmiş olup belirtilen özenin gösterilmemesi, kanundan doğan bir yükümlülüğün ihlal edilmesi demektir.

  1. Kusur

TTK’da kusurun derecesine ilişkin herhangi bir belirleme yoktur. Dolayısıyla, hafif ihmal dahi kusur kapsamındadır. Kusurun belirlenmesinde temel ölçüt, TTK m. 369’da öngörüldüğü üzere “tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek” ve “şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek”tir. Yönetim kurulu üyesinin karar alırken konusunda uzman bir kimseye danışması ve bunu doğru bir şekilde değerlendirmesi özen yükümlülüğünü yerine getirmiş olması açısından yeterlidir.

d-        Kusurun İspatı

TTK kapsamında kusur sorumluluğu açıkça kabul edilmektedir. Kanunda yönetim kurulu üyelerinin kusurlu olduğu karinesine yer verilmediğinden ispat yükünün davacıda olduğu görülmektedir. Sorumluluk atfedilen kimsenin davranışı, o olayda ve koşullarda bilinçli ve makul bir kimseden beklenen davranışla kıyaslanmakta yükümlülük ihlalinin ispatlandığı durumlarda artık kusurun aksi ispatlanamayacak şekilde var olduğu kabul edilir.

e-        (Uygun) İlliyet Bağı

Yönetim kurulu üyelerinin sorumlu tutulabilmeleri için kanuna veya esas sözleşmeye aykırı fiili ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının tespiti TBK hükümleri uyarınca yapılacaktır.

Yönetim Kurulu Üyesinin Cezai Sorumluluğu

C-

Yönetim kurulu üyelerinin cezai sorumlulukları, TTK madde 562 ile düzenlenmiştir. TTK 562 uyarınca;

“(1) Bu Kanunun;

  1. a) 64. maddesinin birinci fıkrasının ikinci veya üçüncü cümlesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyenler, b) 64. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belgelerin kopyasını sağlamayanlar, c) 64. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca gerekli onayları yaptırmayanlar, d) 65 inci maddesine uygun olarak defterlerini tutmayanlar, e) 66. maddesindeki usule aykırı olarak envanter çıkaranlar, f) 86. maddesine göre belgeleri ibraz etmeyenler, dört bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.

(2) 88. maddeye aykırı hareket edenler dört bin Türk Lirası idari para cezasıyla cezalandırılır.

(3) 199. maddenin birinci ve dördüncü fıkralarına aykırı hareket edenler iki yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

(4) Bu kanun hükümlerine göre tutulmakla veya muhafaza edilmekle yükümlü olunan defter, kayıt ve belgeler ile bunlara ilişkin bilgileri, denetime tabi tutulan gerçek veya tüzel kişiye ait olup olmadığına bakılmaksızın, 210. maddenin birinci fıkrasına göre denetime yetkili olanlarca istenmesine rağmen vermeyenler veya eksik verenler ya da bu denetim elemanlarının görevlerini yapmalarını engelleyenler, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

(5) Bu Kanunun;

  1. a) 349. maddesine aykırı beyanda bulunan kurucular,
  2. b) 358. maddesine aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler,
  3. c) 395. maddesinin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal edenler, üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

(6) Ticari defterlerin mevcut olmaması veya hiçbir kayıt içermemesi yahut bu Kanuna uygun saklanmaması hâllerinde, sorumlular üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

(7) 527. maddeye aykırı hareket edenler, Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesi hükümlerine göre cezalandırılır.

(8) 549. maddede belirtilen belgeleri sahte olarak düzenleyenler ile ticari defterlere kasıtlı olarak gerçeğe aykırı kayıt yapanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(9) 550. maddeye aykırı hareket edenler üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırılır.

(10) 551. maddeye aykırı hareket edenler doksan günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.

(11) 552. maddeye aykırı hareket edenler altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(12) 1524. maddede öngörülen internet sitesini oluşturmayan şirketlerin yönetim organı üyeleri, yüz günden üçyüz güne kadar adli para cezasıyla ve aynı madde uyarınca internet sitesine konulması gereken içeriği usulüne uygun bir şekilde koymayan bu fıkrada sayılan failler yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.

(13) Bu Kanun kapsamındaki idari para cezaları, aksine hüküm bulunmayan hâllerde, mahallin en büyük mülki amiri tarafından verilir.

(14) Bu Kanunda tanımlanan kabahatlerden birinin idari yaptırım kararı verilinceye kadar birden çok işlenmesi hâlinde, ilgili gerçek veya tüzel kişiye bir idari para cezası verilir ve ilgili hükme göre verilecek ceza iki kat artırılır. Ancak, bu kabahatin işlenmesi suretiyle bir menfaat temin edilmesi veya zarara sebebiyet verilmesi hâlinde verilecek idari para cezasının miktarı bu menfaat veya zararın üç katından az olamaz.”

 

Yönetim kurulu üyelerinin TTK düzenlemesi haricinde de cezai sorumluluğu mevcuttur.  Bankacılık Kanunu’nun 146-161’inci maddelerinde banka Yönetim Kurulu Üyeleri ve Sermaye Piyasaları Kanunu‘nun 112/ç maddesinde sermaye piyasası kurumlarının Yönetim Kurulu Üyeleri için özel cezai sorumluluk hükümleri konulmuştur. Haksız rekabet sebebiyle tüzel kişilerin organlarının cezai sorumluluğunu TTK 63 uyarınca ortaklık işlerini görürken haksız rekabet teşkil edecek fiillerde bulunan Yönetim Kurulu Üyeleri TTK madde 62’de öngörülen yaptırımla karşı karşıya kalacaktır.  İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) 345. maddesi gereği tüzel kişinin işlerinin görülmesi sırasında işlenen icra suçlarından tüzel kişinin yöneticileri sorumlu tutulmaktadır. Yönetim kurulu üyelerinin görevlerinin ifası sırasında TCK kapsamında düzenlenen suçlardan birini (özellikle dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma) işlemesi halinde yönetim kurulu üyesine TCK’da ilgili suç için öngörülen yaptırım uygulanır.

Görüldüğü gibi anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliği tedbirli yönetici  kriteri ile eş anlamlı bir hale gelmiş ve her işlem ve eylemde özen yükümlülüğüne göre hareket edilmesi aranır olmuştur. Bu çalışmamızın sizlere faydalı olacağı düşüncesi ile mutlu ve huzurlu bir yaz dileriz.

Av. Barış Kaşka