2021 neleri getirecek, neleri götürecek?

2021’de dünya ve Türkiye’de ekonominin gidişatı için belirleyici olacak olan unsur Covid-19 sürecinin ne kadar süreceği olacaktır elbet. En büyük risk, sürecin beklenenden uzun sürmesi ve aşı sürecinde beklenmeyen bir sıkıntı yaşanması olacaktır. Bu süreçte küçülen şirketlerin daralan sektörlerin, devlet desteği kalktığı takdirde minimize edilmek zorunda kalabilecek yeni ve muhtemel istihdam politikaları hem işsizlik hem alım gücü ve dolayısıyla tasarrufa yönelen iç pazarda talep düşmesi şeklinde devam edebilecek döngüsel bir riski barındırmakta. Yüksek enflasyon ve volatilitenin yarattığı üretim ve uzun vadeli yatırımdan kaçınma refleksi orta ve uzun dönemli ekonomik gelişmenin önünde bir diğer risk oluşturmaya devam etmekte.

2021 için fırsatlar ise Covid-19 döneminde ertelenmiş talebin gerçekleşmesi, özellikle Euro bölgesinde Covid-19 dönemi sübvansiyonları ile oluşacak para bolluğu, doğru bir yaklaşımla Türkiye yabancı yatırım fırsatı oluşturabilir. Bu dönemde oluşan maliyet bazlı, sadakati düşük ihracat artışı, kalite bazlı ve sadık bir ihracat ilişkisine dönüşebilir. Gayrimenkul sektöründe başlayan ya da başlama kararı verilen proje sayısındaki nispi azalış, mevcut projeler için ve sektör arz/talep dengesinin sağlıklı bir şekilde onarılması için önemli bir fırsat teşkil ediyor.

Yaptığımız işin temelinde insan bulunuyor, bu sebeple insan kaynağımızı koruyarak daha verimli nasıl kullanabiliriz bunun arayışı ve hatta realizasyonu sürecindeyiz. Ancak içinde yer aldığımız hem perakende hem de gayrimenkul sektöründe, iş hacmine paralel daralan bir istihdam yaklaşımı görmemiz muhtemel. Müşterilerimize verdiğimiz danışmanlık ve yönlendirme yaptığımız yatırımlar özelinde, nicelikten ziyade niteliğin ön planda olduğu bir dönemin içerisindeyiz.

Covid-19 sürecinin negatif etkilerinin farkındayız ancak, orta ve uzun vadede iş yapış şekli, tüketici refleksi ve yatırımcı beklentileri açısından dünya, ekonomi bileşenlerini birbirine yaklaştırdı. Ofis kullanım formatı ve işleyişini geriye dönülmez bir şekilde değiştirerek, tedarik zincirinin önemini ve değerini artırarak teknolojiyi, hemen her bileşene daha aktif kullanmayı öğretti. Şirketler teknolojik altyapılarını, devletler sağlık&sosyal altyapı ve politikalarını, tüketiciler alışveriş alışkanlıklarını gözden geçiriyor ve revize ediyor, gayrimenkul form ve formatları bu yeni ihtiyaçlara ve Covid-19 dönemi tecrübesine uygun olarak şekilleniyor. Bu dönemin yaşattığı öngörülemeyenler, önümüzdeki dönem risk tanımını değiştiriyor olacaktır. Yeni bir öngörülemeyeni yaşamaya daha hazır olmak, doğal bir refleks olarak ortaya çıkacak, tüm ekonomik bileşenler; devletlerden hane halkına, verdiği kararları bu tecrübe ve risk analizi ile yapacaklardır.

2021’de potansiyel yüksek enflasyon ve volatilitenin yaratacağı riskten uzak kalmak isteyen bireysel yatırımcılar için en iyi alternatif tabii ki gayrimenkul olacaktır. Özellikle azalan arz ve bu dönemde alınan gayrimenkul yatırım kararlarındaki özen, önümüzdeki dönem hem mevcut gayrimenkul stoku hem de yapılacak yeni yatırımlar için daha sağlıklı ve riski düşük bir ortam sağlayacaktır. Kısa vadeli düşünmeyen bireysel yatırımcılar için en makul liman gayrimenkul sektörü olacaktır.